AH’VALİ’MİZ

  • Yazar :Ufuk BAYRAKTAR
  • Eklenme Tarihi :08.06.2022 11:16
  • Güncelleme Tarihi : 30.06.2022 22:56

Hayvan hakları savunucuları hiç olmadığı kadar zor durumda, hem de her anlamda!

Hayat artık çok pahalı, geçen sene 100-150 TL’ye alınan en kötü mama bugün olmuş 300-500 TL! Kitlesel beslemeler neredeyse durdu, artık kimse mahalle mahalle, dağlık çöplük dolaşıp kolay kolay besleme yapamıyor. Zaten geçim derdi hat safhada, bir de mamaya servet harcamak hangi yiğidin harcı olabilir ki?

Hasta ve yaralı hayvanların klinik masrafları zaten çoktan bütün gönüllülerin boyunu aşmayı bırakın, o boyu üçe beşe katladı, yerin dibine batırdı! Herhangi bir kliniğe 3-5 bin TL borcu olan kendini şanslı hissediyor, en azından taksitle ödenebilecek bir tutar… Ki bu borçlar asla sahipli hayvanların borcu değil, sokakta bulunmuş çaresiz hayvanların merhem parası hepsi…

Bütün bunlar dururken bir de hayvan düşmanlığının, insan bencilliğinin ve vicdansızlığının kitlesel ve örgütsel hareketi eklendi. İşini yapmayan belediyelere kimse tek bir söz etmezken, sokaktaki aç bir köpeğe iki lokma kuru ekmek veren gönüllülere saldırılıyor her gün. Çoğu kadın olan gönüllülere hem de sıfatı erkeğe benzeyen yaratıklar saldırıyor! Ankara’da bir tiyatro oyuncusu yerlerde sürüklenip tekmelendi, Silivri’de bir genç silahla vuruldu, Antalya’da emekli bir polis sadece hayvan sever olduğu için baltalı saldırıya uğradı, her gün sözlü taciz ya da fiziksel saldırıya uğrayanın (çoğu da kadın) haddi hesabı yok!

Sosyal medya paylaşımları hayvanlara karşı kin ve nefret dolu… Sohbet odalarında ‘sakin duran hayvanları kışkırtıp saldırı görüntülerini paylaşma’ akılları veriliyor. Havrita diye bir uygulama uydurmuşlar, nerde birkaç sahipsiz hayvan görseler işaretleyip öldürülmeleri ya da eziyet görmeleri sağlanıyor! Hor görülen, eziyet edilen, kovulan, vurulan, tecavüze uğrayan bu köpekler değilmiş gibi insanların bakınca ‘dinozor’ görmesini sağlamaya çalışıyorlar. Hayvanlara da hayvan severlere de her türlü hakareti, hareketi ve eziyeti reva görüyorlar. Pek cengaver bu yurdum insanının işini yapmayıp hunharca üremesine neden olan belediyelere karşı tek bir sözleri, tavırları yok! Çünkü belediyelerin siyasi ve ekonomik gücü var, belki biraz rantı olduğundan yediği ve yemediği her türlü haltı mazur görülebilir! Ama hayvan sahipsiz, güçsüz; hayvan sever de öyle. Bir yasa var, delik deşik ve kadük! Hayvan sevmeyen kitlenin tek bir sözü doğru; 5199 katil çünkü UY-GU-LAN-MI-YOR! Uygulanabilmesi için bir gönüllünün kırk değil kırk bin dereden su getirmesi gerekiyor. Hak ihlali saptadığında ihbar yapacak kurum bulamıyor; HAYDİ uygulaması ilçe tarım’a, ilçe tarım doğa koruma’ya topu atıp duruyor. İşini yapmayan belediyeye de yasa hiç dokunmuyor!

Ülke genelinde durum bu, Hatay’da durum hiç farklı değil!

Bakımevi olan iki belediye, HBB ve İskenderun ile ilgili skandalların ardı arkası kesilmiyor. Saptanan sorunların sebebi ve çözümü çok belli iken her ikisinin de yaptığı en önemli şey görüntü alınmasını engellemek! Her ikisi de gönüllülerin hemen tamamıyla kavgalı, bakımevine ya hiç alınmıyorlar ya da büyük kısıtlama ve zorluklara tabi tutuluyorlar! Çok sordum, yine soruyorum: Bakımevlerinizde fotoğraf çekme yasağının kanuni dayanağı nedir? Eğer kanuni bir dayanak varsa neden uyarı yazısı yok hiçbir yerde ve neden sadece güvenlik görevlisinin dilinde bu yasak? O güvenlik görevlileri bu emri kimden aldı? Zaten toplama kampına benzeyen barınaklarınızın imajını yasakla mı kurtaracaksınız?

Hastaneye benzetip ‘ziyaret saati’ koyduğunuz o yerlerde sabah akşam vizit yapılıyor mu? Hasta hayvanların her türlü ilacı ve serumu ve temin edilip haftanın yedi günü, günün 24 saati veriliyor mu? Bütün bu eksikleriniz bir yana dursun, hangi hastanede fotoğraf çekme yasağı var? İnsanların görüntü almasını engelleyip dilediği kareyi güzel bir kurguyla basına servis eden eski Nazi kampları vardı, onlara mı özeniyorsunuz? Nerde adalet, nerede şeffaflık, nerede demokratlık, nerede özgürlük? Her şey gibi onlar da sadece lafta!

Şikayet dilekçeleri ya hiç cevaplanmıyor ya da sonuçlanmıyor. Savcılığa sunulan suç duyuruları için Valilik izin vermiyor. Sokaktaki hayvanlar gibi hayvan severler de sahipsiz bırakılıyor.

Budur ahvalimiz!