HATAY VE İKLİM FELAKETİ

  • Yazar :Selda Asker
  • Eklenme Tarihi :20.08.2022 12:25
  • Güncelleme Tarihi : 03.10.2022 11:13

İklim krizi tüm dünya ile birlikte bizim ülkemizi ve ilimizi de etkilemektedir. İklim değişikliğinden Hatay en çok etkilenecek iller arasında. Değişen yağış rejimi,sıcak dalgaları ormansızlaşma , mevsim dışındaki iklimsel hareketler İlimizde İyice hissedilmeye başladığı gibi bundan sonra da daha sık bir şekilde görülmeye devam edecek.

Aslında Hatay’da mikro iklim değişikliği  Amik Gölü’nün kurtulmasıyla  başladı. İklimsel  açıdan son derece önemli olan 25 milyon yılda oluşan bir sulak alanı çok kısa bir sürede kurutmayı başaran ve haritadan silen aynı zamanda bununla övünen yanılmıyorsam tek ülke biziz. Amik Gölü’nün kurutulmasıyla birlikte ciddi bir ekosistem yıkımı gerçekleşti. Hemen ardından ovaya çevirdiğiniz gölde kaçak su kullanımı yanlış uygulanan tarımsal faaliyetler ve yanlış sulama sistemleri ovadaki verimli toprağın kalitesini bozdu.  

İlimizde ardı arkası kesilmeden kurulan  ve günde tonlarca kömür yakan termik santraller, sera gazı salınımı, kirlilik, yaşam alanlarının yok edilmesi, fosil yakıtlarının aşırı kullanımı, su kaynaklarının kirletilmesi, yanlış kullanımı sonucu artık iklim felaketi kapımızdan içeriye girdi ve bize her gün kendini ben buradayım diyerek hissettiriyor.  

Sonuçların şimdiden yaşadığımız iklim felaketi, Hatay’da ürün yelpazesini değiştirecek. Değişen iklime bağlı olarak artık farklı iklimlerin sebze ve meyvelerini kendi topraklarımızda belki ekiyor olacağız. Gıda adaleti , sağlıklı suya, gıdaya erişim daha çok gündemimizde olacak. İklim adaletsizliğin sonucu belki de önemli sorunlardan birisi önümüzdeki yıllarda iklim göçü olacak. Gitgide azalan tarım arazileri sebebiyle tarım yapamayanlar, azalan su kaynakları beraberinde büyük göçler ve sosyal adaletsizlik getirecek.

Açlık , susuzluk, doğal afetler hırslarımızın,  daha çok tüketim çılgınlığımızın bir sonucu olarak artık içimizde. İklim değişikliğini hemen şimdi durduramazsak yarın neler olacağını biliyoruz. Bu nedenle sebebini bildiğimiz küresel bir soruna karşı bireysel anlamda kendi önlemlerimizi alıp karınca misali yangını söndüremezsek de su taşımaktan çekinmeyelim. Daha az enerji,  daha az tüketim, geri dönüşüm ve bilinçli bir toplum olursak çorbada birazcık da olsa bizim tuzumuz olur. Birlikte sağlıklı bir çevre miras bırakalım.