ASİ KARALARA BÜRÜNMEDEN

  • Yazar :Selda Asker
  • Eklenme Tarihi :20.09.2022 10:31
  • Güncelleme Tarihi : 03.10.2022 04:34

Zeytin hasadı ve zeytinyağı yavaş yavaş yapılmaya başlandı. Zeytin mevsiminde karalara bürünen Asi Nehri için inşallah bu yıl gelenek bozulur ve sezon öncesi alınacak önlemlerle umarım yine simsiyah akan bir Asi Nehri görmeyiz.
Anadolu zeytindir. Yağından, meyvesinden, yaprağından her şeyinden faydalanabilirsiniz yüzlerce yıl bir zeytin ağacının. Karşılık beklemeden sadece şifa verir size zeytin. Bu kadar şifa dağıtan bir değere sahipken maalesef ki yılın belli dönemlerinde zeytinyağ üretiminde zeytin atıklarının Asi Nehrine bırakılması ciddi bir kirlilik ve risk yaratmakta.
Zeytinyağı fabrikaları her yıl hasat mevsiminde,  yaklaşık 45 gün boyunca atıklarıyla nehri siyaha boyuyor. Fabrikalar zeytini işlerken, gerek içerdiği yüksek miktardaki yağdan, gerek yüksek miktardaki kimyasal oksijen ihtiyacı, gerekse de düşük moleküler ağırlıklı fenolik maddeler nedeniyle arıtılabilirliği güç olan bir atık ortaya çıkarıyor. Kirlilik yükü son derece yüksek olan ve karasu denilen bu atık, kimi işletmeler tarafından yağ üretim tesisleri yakınlarındaki arazilere veya Asi Nehri başta olmak üzere su kaynaklarına veriliyor. O nedenle zeytinyağı üretiminin yoğun olduğu havzalardaki kirlilik gün geçtikçe artıyor. Kanun gereği havzadaki iller için en az 1 tane karasu arıtma ve depolama tesisi gerekiyor. 2006 yılında yürürlüğe giren zeytinyağı karasuyunun ‘Çevre ve atık yönetimi’ yasası ile doğaya bırakılmasının yasaklanmıştır. Bırakan işletmelere para ve hapis cezası var hükmüne rağmen her sene kirliliği görmekteyiz.
Zeytinyağı atığı sahip olduğu asidik özelliği ile dönüşü olmayan çevre felaketlerine yol açar.
Asi Nehrini kaplayan Karasudan dolayı, ışık geçirgenliği ve oksijen miktarı azaldığı için sucul yaşam tehlikeye girer. Bu kirlilik nedeniyle oksijen seviyesinin düşük olduğu Asi Nehrinin durgun olan yerlerinde balık ölümleri yaşanabilir ve canlı türleri yok olabilir.  Karasuyun diğer bir tehlikesi de kontrolsüz olarak tarım topraklarına bırakılması. Bu durum toprağın gözenekli, fiziksel, kimyasal özelliklerini etkileyerek, toprak kalitesini değiştirip bitki gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Yaşanan bu soruna çözüm getirilmesi, arıtma ve bertaraf denetiminin yapılması şarttır. Her sene dönemsel olarak yaşadığımız bu kirliliğin bu sene yeniden yaşanmaması için   Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüz başta olmak üzere yetkili kurumların şimdiden önlemlerini alması, denetimlerini yapması gerekmektedir.  Fabrikalardan da beklentim ; lütfen en büyük değerimiz, şifa kaynağımız zeytinyağını üretirken suyumuzu, toprağımızı kirletmeyin… Üretirken aynı zamanda doğamızı ve çevresel sağlığımızı koruyan örnek fabrikalarımız olmasını bekliyorum.