Yıkık Bir Kentin Kadim Hazineleri

  • Yazar :SAMİM KAYIKÇI
  • Eklenme Tarihi :13.05.2024 11:27

 

 Şehri-Antakya… Pek çok medeniyete yuva olmuş, medeniyet tarihi kadar eski, kadim bir şehir… İnsanlık tarihi boyunca eşsiz bir yere sahip benzersiz bir coğrafya… Pek çok defa yerle bir olmuş ardından bir Anka kuşu gibi kendi küllerinden yeniden doğmuş yaşayan bir efsane…

 

 Elbette bunlar şehrimizin sahip olduğu ve hiçbir zaman kaybolmayan o kadim hazineleri sayesindedir. Eşsiz bir coğrafya, eşsiz bir iklim, bereketli topraklar, zengin su kaynakları, genetik kaynaklar ve kadim bir bilgi birikimi.

 

 Şehrimiz bir tarım şehridir. Eşsiz bir tarımsal biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Şehrimizin her bölgesi farklı tarımsal ürünlerin yetiştirilmesine olanak tanıyan uygun toprak ve iklim çeşitliliğine sahiptir. Hassa’da üzüm, incir, Yayladağı’nda çilek, sumak, Altınözü’nde zeytin, zahter, İskenderun, Dörtyol ve Erzin’de mandalina, portakal, limon, altıntop, Kırıkhan, Reyhanlı ve Kumlu’da buğday, pamuk, mısır, havuç, kavun, Samandağ ve Arsuz’da maydanoz, domates, biber… Ve daha pek çok ürün…

 

 Şehrimiz aynı zamanda eşsiz bir doğal zenginliğe sahiptir. Mevcut flora ve fauna çeşitliliği açısından, ülkemizin yer aldığı Orta Kuşak’ta, eşine az rastlanır bir zenginlik bu. Endemik ve nesli tehlike altında olan bitkiler ve hayvanlar, tıbbi ve aromatik bitkiler, yenilebilir doğal otlar, kuşlar, kelebekler… Şehrimiz, aynı zamanda çok farklı ve özel habitatlara ev sahipliği yapıyor. Sulak alanlar, tuzlu bataklıklar, kıyı kumulları, makilikler, kızılçam ormanları, yaprak döken ormanlar, karaçam ormanları, sedir ormanları,  Karadeniz bölgesine özgü ormanlar (kayın, şimşir, ıhlamur, kızılcık, fındık vd.).

 

 Bu zenginlik 6 Şubat deprem felaketi sonrasında da var olmaya devam ediyor. Doğa turizmi, marka değeri olan ürünler, tıbbi ve aromatik bitkiler sektörü, fidancılık, süs bitkileri sektörü, alternatif tarım ürünleri, sanayi ham madde ihtiyacı, eczacılık ve kozmetik sektörü, arıcılık vd. Bu zenginliğin yarattığı çok büyük bir ekonomik potansiyel var. Şehrimiz ayağa kaldırılırken bu zenginliğin başköşede bir yere konması gerekiyor. Doğru bir planlama ve doğru projelerle bu potansiyelin hayata geçirilmesi ve şehrimize büyük katkılar sağlanması işten bile değil.

 Bu zenginliğin ve yarattığı ekonomik potansiyelin belirlenmesi ve öğretilmesi gerekiyor. Bu konuda projeler hazırlanarak hayata geçirilmeli. Bu, deprem felaketi sonrası umutsuzluğa kapılan, başta gençler, halkımıza ilham olacaktır. Her şeyden önce motivasyona ve umuda ihtiyacı var. Gelecek mutlu ve güzel günlere inanmamız gerekiyor. Sahip olduğumuz zenginliğin farkına varabilirsek eğer bunun bu kadim şehre büyük bir katkısı olacaktır.

 Ben sahip olduğumuz bu zenginliğin eninde sonunda fark edileceği ve hak ettiği değeri göreceği inancını taşıyorum. Bu şehri tüm değerleriyle birlikte ayağa kaldırmak zorundayız. Ve biz bunu yapabiliriz. Çünkü biz bu kadim şehrin kadim halkıyız…