Prof.Dr.Mustafa Arı
H.M.K.Ü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
İnsan olduğumuz için acı, üzüntü, öfke, moral bozukluğu gibi duyguları sürekli yaşarız. Aslında bunlar daha çocukluktan itibaren öğrendiğimiz doğal tepkiler. Bu olumsuz duygular yaşamı tanımlama zamanı fark etme açısından hatta olumluya motivasyon açısından da gereklidir. Ne zaman ki moral bozukluğunuz artık günlük yaşamınızı motivasyonunuzu, iş veriminizi etkilemeye başladı o durumda bu normal bir demoralizasyon olarak kabul edilmeyip depresyon bulgusu olarak değerlendirilir. Alınganlık düzeyi insan ilişkilerini etkiler düzeye gelince bu durum da normal karşılanmaz. Dalgınlık ve unutkanlık iş ve ders başarısını etkiliyecek duruma gelince yine normal bir geçici unutkanlık gibi savuşturulmamalı. Umutsuzluk ve karamsarlık hissedilir düzeydeyse hastalık için alarmdır. Uykuya dalma problemleri, gece sık sık uyanma ya da en azından sabah kalkınca dinlenmiş olarak uyanamama artık sürekli hale gelmişse yine depresyon için bir belirtidir. İştah değişiklikleri dikkat çekici hale geldiyse, bireyin özgüveni ciddi sarsılmışsa, yaşama dair isteği azalmış hatta artık suçluluk duyguları belirginleşmişse artık depresyon gibi yaşam kalitesini bozan bir hastalıktan şüphelenilebilir.