Hatay Gazetesi

ENGELLİ DERNEKLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜÇ

  • Yazar :ERDAL KESİN
  • Eklenme Tarihi :17.02.2026 10:06

Türkiye’de engelli derneklerinin yardım temelli bir yapıdan çıkabilmesi için öncelikle zihinsel bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerekir. Yardım dağıtan, bireysel talepleri ileten pasif organizasyonlar yerine; hak temelli savunuculuk yapan, veri üreten ve kamu politikalarını etkileyen kurumsal aktörlere dönüşmek zorundadırlar. Bu dönüşümün ilk adımı, “hak ihlali izleme ve raporlama” mekanizması kurmaktır. Dernekler düzenli saha araştırmaları yapmalı, erişilebilirlik, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında yaşanan sorunları ölçmeli ve yıllık izleme raporları yayımlamalıdır. Sayısal veriye dayalı raporlar, kamu otoriteleri nezdinde çok daha güçlü bir etki yaratır.

 İkinci olarak dernekler, yasa yapım süreçlerine aktif katılım sağlamalıdır. TBMM komisyon toplantılarına görüş sunmak, belediye meclislerinde gündem oluşturmak ve kamu kurumlarının hazırladığı yönetmelik taslaklarına yazılı katkı vermek kurumsal bir strateji haline getirilmelidir. Bunun için dernek bünyesinde hukuk ve kamu politikası konusunda uzman danışma kurulları oluşturulabilir. Amaç yalnızca sorun dile getirmek değil, çözüm metni yazabilen bir kapasiteye ulaşmaktır.

 Üçüncü önemli alan, yerel yönetimlerle stratejik iş birliğidir. Belediyelerle protokoller imzalanarak “Erişilebilirlik İzleme Kurulları” kurulabilir. Bu kurullarda dernek temsilcileri teknik değerlendirme yapmalı, yeni projelerin engelli dostu tasarlanmasını daha planlama aşamasında denetlemelidir. Böylece engellilik konusu sonradan eklenen bir sosyal yardım başlığı olmaktan çıkar, şehir planlamasının doğal bir unsuru haline gelir.

 Dördüncü olarak, dernekler ekonomik bağımsızlık için yalnızca bağışa dayalı yapıdan çıkmalı ve çok kaynaklı bir finansman modeli kurmalıdır. Bunun için proje yazma kapasitesi geliştirilerek AB ve ulusal hibelere başvurulmalı, üniversite ve belediyelerle ortak projeler yürütülmelidir. Ayrıca sosyal girişim modeliyle erişilebilirlik denetimi, işaret dili eğitimi ve kapsayıcılık danışmanlığı gibi profesyonel hizmetler sunularak gelir elde edilebilir. Sertifikalı eğitim programları ve kurumsal farkındalık seminerleri de sürdürülebilir kaynak yaratır. Düzenli bağışçı sistemi ve şeffaf mali raporlama ise güveni artırır. Böylece dernekler mali olarak güçlenir ve savunuculuk faaliyetlerini daha bağımsız yürütebilir.

 Beşinci olarak dijitalleşme ve iletişim stratejisi güçlendirilmelidir. Sosyal medya yalnızca duyuru alanı olarak değil, kamuoyu oluşturma ve savunuculuk platformu olarak kullanılmalıdır. Veri görselleştirmeleri, kısa politika notları ve bilinçlendirme kampanyaları düzenli biçimde yayımlanmalıdır.

 Son olarak engelli bireylerin karar alma süreçlerine doğrudan katılımı sağlanmalıdır. Dernek yönetimlerinde farklı engel gruplarından temsilciler yer almalı, genç engellilere liderlik programları sunulmalıdır. Böylece dernekler engelliler adına konuşan değil, engellilerle birlikte politika üreten demokratik yapılar haline gelir.

Bu adımlar atıldığında engelli dernekleri yardım dağıtan kuruluşlar olmaktan çıkar; denetleyen, dönüştüren ve toplumsal eşitliği inşa eden güçlü sivil aktörlere dönüşür.

Formun Üstü

 

Formun Altı