VATANDAŞIN ÖZLEMİ: REFAH YAŞAMINA YANSIYAN; EYVAH - Hatay Gazetesi

VATANDAŞIN ÖZLEMİ: REFAH YAŞAMINA YANSIYAN; EYVAH

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :16.02.2026 07:10

"Şahsım devlet" sayesinde

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

İpotekli (?!) hanesinde

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

 

"Devletlüye" (!!) "Hak ve hukuk" 

Vatandaşa hepten (!!) yokluk

Kaderleşti (?!) bu yolculuk

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

 

Düşten öte (!!) düştü refah

Fayda etmez (!!) imdat, eyvah

Halka günah (?!) O'na mübah

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

**

Sevgili okurlarım,

İnsanlık tarihi boyunca toplumların en büyük özlemi “eşitlik” olmuştur. Ancak biz bu eşitliği hukukta, özgürlükte ve en önemlisi de “refahta” görmek istedik..!! Ama bugün Türkiye’nin önündeki tablo, her yönden  acı gerçeği yüzümüze çarpıyor:.!! Ülkenin ahvali,  liyakat ehli olmayanların kötü yönetiminde (!!) refahta değil, yoksullukta eşitleniyoruz...!!??

 

Hayalleri bir kenara bırakıp sadece Devletin resmi rakamlarındaki, soğuk ve inkâr edilemez gerçeğine birlikte bakalım.

 

Günümüz Türkiye'sinde, 18 milyon kişi sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülmüş durumda..!!??

Son on yılın bilançosu, yani. 2015 ile 2025 yılları arasını kıyasladığımızda, Türkiye nüfusunun, yüzde 8.8 oranında arttığını görmekteyiz.... Bu dönemde;  “Ben geçinemiyorum, devletin yardımına muhtacım” diyen hane sayısı tamı tamına yüzde 51.6..!!??

 

Sevgili okurlarım,

2015 yılında 3 milyon hane sosyal yardım alırken, bugün bu sayı 4.5 milyonu aşmış durumda..!! Bir haneyi ortalama 4 kişi sayarsak, bu ülkede 18 milyondan fazla insan sosyal yardıma muhtaç hale gelmiş demektir. Bu, sistemin nüfus artış hızından kat be kat daha hızlı bir şekilde “yoksul ürettiğini” görmekteyiz..!!

İşin daha da vahim tarafı, yoksul sayısı artarken onlara ayrılan kaynağın oransal olarak azalmasıdır...!!?? Verilere göre sosyal yardımların gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı on yıl içinde %1.33’ten %1.1’e gerilemiş. Yani pasta büyüdü deniliyor ama yoksulların o pastadan aldığı payın, yardım alan sayısındaki artışa oranla %17.3 oranında küçüldüğünü görüyoruz...

Bu ise, daha fazla insanın, daha küçük bir ekmeği bölüşmek zorunda bırakıldığıdır..!! Yani millet yoksulluk paydasında buluşturulmuş..!!??

Hale bakar mısınız;  günümüzün Maliye Bakanı çıkıp sosyal yardım alan hane sayısındaki bu patlamayı bir utanç vesilesi olarak görmek yerine, sosyal medya hesaplarından bir başarı hikayesiymiş gibi paylaşabilmektedir..??!! Yoksulluğun derinleşmesiyle övünen bir siyaset anlayışı, belki de ekonomik krizden daha düşündürücü ve ibretliktir..!!

Çalışanların durumu,. diğerlerinden farksızdır..!!Çünkü çalışanlar da aynı şekilde “asgari ücret” paydasında eşitleniyor.

 

Türkiye’de çalışanların yüzde kaçının asgari ücretli olduğuna ilişkin resmi kurumlarca yayımlanan verilere ulaşmak mümkün olmadığından, (?!). Veriler için DİSK-AR'ın verilerinden yararlanılmaktadır...

Bu veriler, çok net bir gerçeği ortaya koyuyor, ücretliler asgari ücret ve asgari ücrete komşu aylık seviyesinde eşitleniyor, asgari ücret “ortalama ücret” seviyesi olma yolunda hızla ilerliyor.

 

Haliyle, bir yandan yoksullukta eşitlenenler kümelenirken, diğer tarafta kopup gidenleri görüyoruz..!!

 

TÜİK’in 2025 yılı gelir dağılımı istatistiklerine göre Türkiye’de en zengin %20’lik kesim, ülkedeki toplam gelirin neredeyse yarısını (%48) alıyor. Geriye kalan %80’lik devasa kesim ise diğer yarısını paylaşmaya çalışıyor. En alttaki %20’nin payına düşen ise sadece %6.4'dür..!!

 Meseleye derinlemesine baktığımızda, ücretler daha üst ve altlara gidildikçe uçurum daha da derinleşiyor. En zengin %5’lik kesim, toplam gelirin %22.8’ini alırken en yoksul %5’lik kesim sadece %1’ini alıyor. 

Daha açık ifadeyle; bir yanda “yoksullukta eşitlenen” büyük bir kesim ve diğer yanda pastanın büyük bir bölümüne sahip küçük bir kesim yer almaktadır..!!

 

Sevgili Okurlarım,

İlgililere birlikte soralım:

Yoksulluğu bitirmek mi, yönetmek mi?

Çalışanın, emeklinin zamlı maaşı eline geçmeden en az %6 eridiğine göre, yoksulluğu yönetme hali öne çıkmaktadır..!!

Esasında, h5alka hizmet iddiasında olan iktidarların öncelikli hedefinin yoksulluğu ortadan kaldırmak olması gerekmez mi?

 

Yaşadığımız süreç; iktidarın yoksulluğu bitirmek değil, “yoksulluğu yönetmek” üzerine kurulu bir strateji izlediğini söyleyebiliriz..!!??

 

Çünkü sosyal yardıma muhtaç hale gelen 18 milyonluk bir kitle siyasi iktidarlar için çantada keklik bir “oy devşirme alanı”na dönüşebiliyor. Yoksulluk kader değil, siyasi strateji olarak yönetilmeye çalışıldığına tanık olmaktayız..!! 

 

Sonuç olarak gemi su alıyor ama kaptan köşkü, gemiyi onarmak yerine yolculara can yeleği dağıtmakla övünüyor. Oysa biz can yeleğiyle hayatta kalmaya çalışan bir toplum değil, rotası refah olan bir gemide eşit ve müreffeh yolcular olmak istiyoruz.

Bir başka ifadeyle, yüksek gelirli ülkeler ligine çıkarken arkada bırakılmak, unutulmak istemiyoruz..!!

 

Hülasa,vergisini fazlasıyla veren bireyler olarak, gelirden de payımızı almak istiyoruz. NOKTA..!!

*

 

Suç saydılar (?!) doğru sözü

Kör ettiler (=!!) gören gözü

Sattık (?!) sabanı, öküzü

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

 

Yağsız, yavan aş yedik

Sorana "doyduk" dedik

Sustuk (!!) itiraz etmedik

Eşit yoksul olduk (?!) şükür

 

Arttıkça (?!) bütçe açığı

Kemiğe dayadık (!!) bıçağı

Diyetten saydık (?!) açlığı

Eşit yoksul olduk (?!) şükür