TÜSİAD BŞK. SN. ORHAN TURAN'DAN TARİHE NOT DÜŞEN MANİFESTO! - Hatay Gazetesi

TÜSİAD BŞK. SN. ORHAN TURAN'DAN TARİHE NOT DÜŞEN MANİFESTO!

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :18.12.2024 10:32

Sevgili okurlarım,

Yazımıza, önceki TÜSİAD Bşk. Ve hayırsever iş insanı Sayın Erol Bilecik'in;

"BİÇİTİĞİNİ BEĞENMEYEN EKTİĞİNE BAKSIN" özdeyişiyle giriş yapmakla birlikte, Sevgili Peygamberimizin, "ilmin kapısı olarak tanımladığı Hz. ALİ (R. A)'ın, zamana yenik düşmeyen ve 15 asır öncesine dayanan özdeyişleriyle başlamak istedim... 

* "Yapman gereken hayırlı, yararlı işleri yarına bırakma. Bakarsın yarın olur da, sen olmazsın." 

* "Sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamaya kalkacağın işleri yapmaktan çekin."

*. "Fakirin ihtiyacı, zenginin israfı kadardır" 

* "Fikir çatışmalarından hakikat çıkar." 

*

Bu noktadan hareketle, "İlmin Kapısı" Hz. Ali' (r. a) ın özdeyişlerle vurguladığı hususları, güncel dizelerimize nakşetmek geldi içimden... 

*

Kaftan giymek, tahta çıkmak, taç takmak

Alim yapmaz (!!); gösterişli poz verir 

Kibirli kibirli (!!) tepeden bakmak

Dalında kararmış çürük koz verir

 

Yapmaktaysan inadına yanlışı

Kaybedersin başlamadan yarışı

Zarar eder satışı ve alışı

Verse verse iflasını tez verir

 

Doğru mesaj vermez, marazlı beyan

Feraset yolundan ahmakça cayan

Liyakati öteleyen, yok sayan

İstismara fırsat tanır, söz verir

 

Kıymeti ayırır altını puldan

Danışmak esastır, olsan da sultan

Akıbet hayrolmaz, "ben benci" kuldan

Arif olan kulak verir, göz verir

*

Hz. ALİ döneminden 15 asır sonra, yani günümüzde, umursamaksızın, hesapsızca yani "ben yaptım oldu" anlayışı ile ülke yönetmenin, izan ve İlimle izahı olabilir mi..?? 

Günümüz Türkiye'sinde, 22 yıl önce sıfıra indirgenmiş terörün ve enflasyonun geldiği noktaya (!?) malumun ilanı demek yerinde olur.. 

Önce ki TÜSİAD Başkanları gibi, Sayın Orhan Turan'nın da  ülkede ısrarlı süregiden yanlışlara değinip,   "terörün, enflasyonun, yoksulluğun, işsizliğin, inanç istismarının artan oranda tavan yapmış olmasına; ülke nüfusunun yüzde 65'inin."sadaka siyasetine endeksli "OY DEPOSU" görülmesine dikkat çekerek, Manifesto kıvamında tarihe not düşmesi takdire şayandır.!!

*

Sevgili okurlarım,

TÜSİAD Başkanı Sayın Orhan Turan'ın, 

 Ankara'da bir otelde düzenlenen TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, hiç de iç açıcı ve ümit verici görünmeyen ülke ahvaline 2001 krizi sonrası deneyimlerine de  vurgu yapan konuşmasından pasajlar paylaşmak istiyorum:

* "Enflasyonla mücadelenin gerektirdiği fedakarlıkların hem reel kesimin hem de hanehalklarının dayanma gücünü zorlamaya başlamış olduğunu da görüyoruz. Bu nedenle enflasyonla mücadelenin kamu kesimini de içine alacak biçimde sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz''

* TÜSİAD kurulduğundan beri ekonomik kalkınmayı odağına alır. Fakat ekonomik kalkınmanın yolu rekabetçi piyasa ekonomisinin kurum ve kurallarının yerleşmesinden geçer. Bu da insan hakları evrensel ilkelerinin, düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinin, laik hukuk devletinin, katılımcı demokrasi anlayışının sağlanmasından ayrı düşünülemez"

* Ben de önümüzdeki önemli toplumsal ve ekonomik sorunları aşabilmek için demokratik süreçlerin işlerliğini korumanın önemini her fırsatta vurguluyorum. "Çünkü, küresel jeopolitik rekabetin dünyaya büyük bir siyasal belirsizlik ve öngörülemezlik getirdiği bu dönemde, pusulamız demokrasi olmalıdır" 

* Turan, Esad rejiminin düşmesinin ardından yeni bir sürecin başladığını söyledi. Turan, "Yerel, bölgesel ve uluslararası düzlemdeki aktörler arasında var olan şiddetli çıkar çatışmaları sürecin bundan sonra nasıl evrileceğine ilişkin birçok belirsizlik ve öngörülemezlik yaratıyor. Suriye’nin sorunlarının çözülmesini ve istikrarın tesis olmasını temenni ediyoruz. Ancak, gelişmeleri yakından takip etmek gerekecek. Suriye’deki gelişmeler ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Dünyada terörden en çok etkilenen ülkelerden biriyiz. Terörün geri dönülmez bir şekilde gündemden kalkması elzemdir. Geçmişte defalarca sorunun çözümü doğrultusunda girişimlerde bulunuldu. Dünya örneklerine bakınca, somut demokratikleşme adımlarıyla pekişmeyen girişimlerin, kalıcı çözüm üretmediğini görüyoruz"

* "Temel hak ve özgürlüklerin ve hukuk devletinin garanti altına alınması konularında mesafe alınması gerekiyor"

* "Son dönemde, görevden alınan seçilmiş yerel yöneticilerin yerine atanmış yöneticilerin getirilmesini toplumsal istikrar ve refah hedefiyle bağdaştıramadığımızı söylemiştik. Partilerimizin kayyım sorununu çözmek için başlattığı diyaloğun sorunun çözümüne katkıda bulunmasını umuyoruz. Ülkemizin dünyadaki siyasi ve ekonomik gücünü, demokrasisinin gücü ve hukuk devletinin sağlamlığı belirleyecektir"

* 2001 krizinden çıkışın dezenflasyon sürecine ilham vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Son yıllardaki makroekonomik istikrarsızlık döneminin ardından uygulamaya geçilen rasyonel para politikaları neticesinde enflasyonla mücadelede yol kat etmeye başladık"

* Vergilemede ve kaynak tahsisinde etkinliğin sağlanması ve adaletin artırılması ve kayıt dışılıkla kararlı biçimde mücadele konularında güçlü adımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz."

* Sadece para politikasına dayanan bir yaklaşım ile enflasyonla hızlı ve sonuç alıcı bir mücadele hem çok zor hem de tüm yükü reel kesimin ve hanehalklarının üzerine yüklüyor. Dezenflasyon sürecine de ilham vermesi gerektiğini düşünüyoruz. O zaman olduğu gibi şimdi de maliye politikasındaki disipline azami önem gösterilmesini gerekli görüyoruz. Kayıtdışı ekonomi, kamu kaynaklarının verimsiz firmaların faaliyetlerini sürdürmeleri için kullanılması anlamına gelir"

* Kayıtdışı sadece vergi geliri kaybı anlamına gelmez; firmalar açısından finansmana erişim sorunu, çalışanlar açısından ise sosyal güvenlik ve işyeri güvenliği sorunları ile iç içe geçer. Kayıtdışı faaliyet genellikle verimsizlikle beraber seyreder. Verimsiz ve kayıtdışı çalışan firmaların faaliyetlerini sürdürmeleri iş ve aş yaratılmasını sağlıyor gözükse de aslında yeni, verimli ve kayıtiçi çalışan firmalar için piyasada rekabet koşullarını bozar ve sonuçta daha fazla iş yaratılmasını engeller."

* Oysa kaynaklarımız kıt ve bunları etkin kullanmalıyız."

"Kamu personeli sayısındaki artış kamu hizmetlerinden duyulan memnuniyete yansımıyor"

Kamu harcama reformu çerçevesinde; ekonominin etkin işleyişine katkısı olmayan kamu harcama kalemlerinde ciddi tasarrufa gidilmesine, ekonominin etkin işleyişine destek verecek olan eğitim, teknoloji, üretimin yeniden yapılandırılması gibi alanlarda kamu kaynaklarının artırılmasına ve sosyal devlet sorumluluğunun doğrudan, açık ve şeffaf uygulanan bir sosyal politika ile yerine getirilmesine ihtiyaç olduğunu söyleyen Turan, "Türkiye’de kamu çalışanlarının sayısındaki sürekli artışa bakıldığında her bir hizmet kategorisi için kamu hizmetlerinin niceliğini, niteliğini ve verimliliğini ele almak gerektiği görülüyor. 2007’de 2 milyon civarında olan kamu personeli sayısı 2017’den sonra hızlı bir artışa geçerek önce 5 milyona bu sene de 5.3 milyona ulaşıyor. Fakat, kamu personeli sayısındaki artış kamu hizmetlerinden duyulan memnuniyete yansımıyor. Belediye kreşlerini kapatmak yerine yaygınlaştırmalıyız"

* Kamu kaynaklarının etkin kullanılması için amaç ve araç arasındaki uyumun gözden kaçırılmaması gerektiğini söyleyen ve kamunun tüm alanlarda küçülmesi değil, tam tersi bazı alanlara ayrılan kamu kaynaklarının artırılması gerekmektedir."

*  Biliyoruz ki sağlıklı bir ekonominin birinci şartı üretimdir; üretim artışı yoksa sorun vardır"

*  Bu senenin ikinci çeyreğine kadar tarım sektöründe de üretim artışı hep gayrisafi yurt içi hasıladaki artışın altında. Hizmetler sektöründe ise son beş çeyreğin dördünde aynı durum görülüyor. Üretim yavaşlıyorken tüketim canlı kalmaya devam ediyorsa dış açıkla ve enflasyonla mücadele zorlaşır.

*. *Yeni bir atılıma ihtiyaç duyuyoruz"

*. Netice olarak;

ülkemiz, bölgemiz zorluklar ve belirsizliklerle dolu bir dönemden geçiyor. Belirsizliğin panzehiri umuttur. Belirsizliğin içindeki imkanları yakalamak, zorlukları aşma yollarını keşfetmek için gereken iradenin umuttan beslendiği unutulmamalıdır.!"