"Şahsım iktidarı" benim ülkemi
Demokrasi, hukuk "var" denmez etti
"Sabıka kaydına" yazmış ilkemi
Doğruyu doğruca "yor" demez etti
Terazimiz vardı vicdan elinde
"Şüphe duyulmazdı" yargıç halinde
Ceviz aranmazdı, kabak (!?) dalında
Hak eden hakkını "yer" demez etti
Devlet tercih eylemezdi adiyi
Trafoya sokmaz idi kediyi
Ayırırdı yüksek dağı, vadiyi
İğne deliğine "dar" demez etti
"Kuvvetler ayrımı" vardı bir zaman
Ve şimdi karıştı sap ile saman
Ceberrut devlete türedi yamyam
Yaratan Allah'a "bir" demez etti
*
Sevgili okurlarım,
Bir Macar atasözü vardır: "DİNİNİZLE İLGİLENEN, EĞER DERDİNİZLE DE İLGİLENMİYOYRSA, O BİR SAHTEKARDIR..!" der.
*
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in "ilim şehrinin kapısı.. Konuşan Kuran" dediği Hz. ALİ mealen;
"Eğer aynı kişilere veya zümrelere ikinci kez aldanıyorsanız, sakın karşıyı suçlamayın..!"
der.
Çeyrek asırdır aynı anlayış tarafından yönetilmekteysek,
* Bu geçen süre zarfında, "Ortadan kaldırılacağı vaat edildiği" halde aksine daha da beter hal alan "Yoksulluk" , bu denli (!?) derinleştirilmişse....
* "Yolsuzluk" aksine "yolunu bulmaya" dönüşmüşse ve adeta korkunç boyutların da ötesine geçmişse...
* "Yasaklar" Demokles'in kılıcından da keskinleşmişse ve celladının elinde kıyım yapma malzemesine dönüşüp, kelle koparmanın adı olmuşsa...
* Ekonomi, eğitim, sağlık, tarım, sanayi, istihdam ortaçağ karanlığına sürüklenmişse....
* "Liyakat" erdemi liyakatsizliği iş edinmiş ucubeler nezdinde adeta cezalandırılmaktaysa...
* Düşünce özgürlüğü, prangalara vurulmuş ve sesi duyulmaz edilmişse....
* Orantısız bir şekilde ve ceberrut anlayışla (?!) her seçim döneminde devletin gücünü de arkasına alarak akla gelmedik seçim hileleriyle sürdürülen iktidara suskun kalınmaktaysa...
* Toplumun yüzde 60'na varan kesiminde "Sadaka ya bağımlı" insan tipinin yaratılması kanıksanmışsa...
* En korkuncu ise, Allah'la kul arasına "kirli siyaseti" dolgu malzemesi yapıp, cennet pazarlayanlar "mübarek" yerine konulup, onlara oy vermemenin "cehennemlik"
olunacağına inanan insan tipinin çoğalmasına suskun kalınmışsa....
* Üç kuruşluk maddi çıkar karşılığında, "binbir surat" yapıya sahip olan "Gizli tanıklar" türemesi, fason dayanaklarla olağan hal almışsa....
* Gazi Meclis çatısı altında, 550 iken, 600'e çıkarılan millevekillerinden, bilhassa iktidar kanadına mensup olanlarından, "saray ipotekli" muhakemesini yitirmiş, itiraz ve iddia, sunmayı ve hür irade beyan etmeyi kaybetmiş yüzlerce mebus sayısına tahammül eder olunmuşsa....
* İtibar iflasın sürüklenmiş olan diplomasi çizgisi silik hal almışsa...
* "Kuvvetler Ayrılığı ilkesi" şahsım iktidarı marifetiyle (?!) bir potada eritilmişse...
* DAHASI ATATÜRK TÜRKİYE'Sİ ADLİYEDE YÖNETİLİR HAL ALMIŞSA, hiç kimse bize ;
"Türkiye'de, demokrat, laik, sosyal hukuk iklimi hakimdir" iddiasında bulunamaz..!!
Bunda millet olarak vebalimiz ve sorumluluğumuz oldukça büyüktür..!
Rabbim, en tez elden bizi bize getirsin ve o büyük veballerin tekrarından korusun..!!
Netice olarak, 2025 Türkiyesi'ni hali pür melali bu gidişle "umutsuz vakaya" doğru hızla yaklaşmakta..!!
"Bu gidişle" diyorum;
Hiç değilse Çanakkale'de, Dumlupınar'da, Sarıkamış'ta bu vatan için can feda ederek şehit düşmüş ecdadın manevi hatırı için; namus, onur ve hür irade demek olan oylar bu anlayışla, bu ahde vefa ile ve bu bilinçle kullanılsın..!
Zira bu millet asla Vatansız ve bayraksız olmadı..!!!
NOKTA...!!
*
Yargıcın yasayı nere sakladı
Adaletin orta (!!) yerden çatladı
Doğru söyleyeni dokuz katladı
Çalana, talana "dur" demez etti
Çeteleri köşke (?!) etmezdi davet
Su gibi berraktı (!) o sosyal devlet
Ödettirmez idi mağdura (!) diyet
Harami izini (?!) "sür" demez etti
İster uzaktan bak, istersen yaklaş
Devletine inanırdı (?!) vatandaş
Şimdi kapısında (!?) şakşakçı yandaş
"Ne var, ne yok" diye "sor" demez etti
Nemrut'tan beklenir oldu ki himmet
Haram haramiye yazıldı (?!) servet
"Yanlı" yargı ile yarılmış (!!) devlet
"Beyanını doğru ver" demez etti