Hoyratlığın hüküm sürdüğü yerde
Hak, hukuk, adalet ayağa düşer
Zulmün hegemonya kurduğu yerde
İnsanlık, merhamet yatağa düşer
Mağdur, yine mağdur edilmekteyse
Sonuca hukuksuz (!!) gidilmekteyse
Niyette "domuzluk" güdülmekteyse
Akibeti hayat batağa (!) düşer
Dava oluşursa, havadan (?!) sudan
Yetki balyoz (!) olur, hukuksuz kuldan
Musibet gizlidir, şüpheli (!!) yoldan
Çürüyünce umut (!) toprağa düşer
"Ötekinden" haz etmeyen anlayış
Zorbalık sonucu (!!) koparır kayış
Sağlam kalmaz (!) huzur, güven, asayiş
Hesap mahsuplaşmaz, hataya düşer
*
Sevgili okurlarım,
Adalet, Yasaların herkes için eşit uygulanmasının sağlanması, doğruluk, hukuka uygunluk ve insan haklarını gözetme hali olarak ifade edilir. Bir başka ifadeyle adalet, herkesin hakkının gözetilmesini, hakkını alabilmesini ve kimsenin başkasına zarar vermeme duygusunu içerir...
Bu tanımı esas alarak, ülkemizde, bilhassa da AKP İktidarı döneminde adalette tecellinin geldiği noktaya baktığımızda; etin ötesinde tuzun koktuğunu (?!) veya kokutulduğunu görüp hayıflanmamak mümkün değildir..!!
Ülkenin 22 yıllık gidişatı, toplumda bozulan yaşam kalitesine, geriye düşen "hak, hukuk, adalet" uygulamasına; "bu millete bu kadarının yapılması Hakk'a reva mı, dedirtmekte..!!
Peki hal böyleyken; bu millette geçim derdi yetmiyormuş gibi, üstüne üstlük, muhalif ses çıkaranlara "kapı gıcırtısını, karın gurultusunu, öksürmeyi, bahane edip haklarından zincirleme soruşturmalar açma, gözaltılar, tutuklamalar yapmak, halkın hür iradesini yok sayarak seçilmiş belediye başkanlarına el çektirip, yerlerine iktidar güdümlü kayyumlar atamak, kabul edilir gibi değil..!!
Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kürsüde her kurduğu cümle içinde, suç unsuru arayarak, soruşturmaları, davaları zincirleme devam ettirilmektedir..!!!??
Aynı şekilde DEM Partili belediye başkanlarının neredeyse tamamına yakınını, üst akıllarca düzenlenmiş suç dosyalarına ve iktidar güdümlü gizli tanklara dayandırarak görevden el çektirmeler, tutuklamalar da otomatiğe bağlanmış durumda..!!
Toplumun doğru bilgilendirilmesinde, hakikatleri paylaşan muhalif medya emekçilerini, sabahları evinde gözetim altına almalar ve teville suç yaratıp tutuklamalar olağan hale gelmiştir..!!
"Böl, parçala, yönet" anlayışıyla, hareket edip, kuruluşları mecrasından saptırmalar, toplumun huzurunu daha da bozuyor..!
Millet olarak, her sabah "Bugün ne olacak, kimler sabaha karşı evlerinden alınıp tutuklanacak?" endişesi ile tedirginlik yaşanır oldu..!
AKP'nin, adalet anlayışını, rahmetli Süleyman Demirel'in muhalefetteyken anlattığı bir fıkra ile özetliyor..!
Fıkra şöyle:
Eski zamanın yargıcın durumundaki Kadı Efendisi, fırının önünden geçerken burnuna çok güzel bir koku gelir. Kokunun geldiği yöne doğru yaklaşır.
Fırında güvecin içinde nar gibi kızarmış, nefis ördeği görüp, fırıncıya "Buna el koyuyorum., paket yap" der. Kadı'ya itiraz edilir mi, fırıncı hemen paket yapıp verir. Az sonra ördeğin asıl sahibi gelip, "piştiyse ördeği almaya geldim" der.
Fırıncı boynunu büküp "ördek uçtu" deyince iş kavgaya dönüşür. Boğuşma sırasında fırıncı oradaki gayrimüslim bir müşterinin gözünü kürekle çıkarınca oradan kaçmaya başlar..! Bir duvardan atlayan Fırıncı,
farketmediği için, hamile bir kadının üzerine düşer... Çocuğunu düşüren kadının kocası da fırıncının peşine koşar...
Kendini kurtarmaya çalışan fırıncı kaçarken, hızını azaltmadan köşeyi dönerken, eşeğin üzerine düşüp, eşeğin ayağını kırar..! sahibi olan Yahudi de kızıp Fırıncı ın peşine takılır..!
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayıp mahkemede kadı Efendi'nin huzuruna çıkarırlar.
Kadı, sırayla sorar:
Ördeğin sahibi "Bu adam ördeğimi hiç etti" diye şikâyet eder.
Kadı, fırıncıya sorar: "Ne yaptın bu adamın ördeğini"
Fırıncı "Uçtu" der.
Kadı, kara kaplı defterini açar bakar: "Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil. Karar beraat"der.
Gözü çıkan gayrımüslim vatandaşa sorar:
Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulur:
"Her kim, bir gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla..."
Davacı "Ne olacak" diye sorunca Kadı "Şimdi, fırıncı senin öteki gözünü de çıkartacak, biz de onun tek gözünü çıkartacağız. Kanun böyle" der.
Gayrimüslüm de şikâyetinden vazgeçmek durumunda kalır. Fırıncı bu davadan da beraat eder..
Dava sırası, çocuğunu kaybeden kadının kocasına gelir ve Kadı sorar: Adam hanımının çocuğunu düşürdüğünü, cezalandırılmasını talep eder. Dinleyen Kadı efendi:
"Tamam" der. "Karını bu adama vereceksin, bu adam düşürülen çocuk yerine yenisini koyacak!"deyince, karısını vermeyi reddeden adam davasından vazgeçer..!
Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulur.
Kadı, dönmüş Yahudi'ye:
"Senin şikâyetin nedir söyle bakalım"der.
Davaların seyrini izleyen Yahudi, vaziyeti görüp, ellerini her iki yana açar:
"Ne diyeyim Kadı Efendi, adaletinle bin yaşa sen emi"der ve sineye çeker..!
*
Gelelim günümüz Cumhurbaşkanına ve"bağımsız" olduklarını sandığımız (?!) yargıçların ve vatandaş aleyhine açılan davaların seyrine...
CHP’li Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca'nın istatistiki dava raporunda, Erdoğan döneminde sanık ve dava sayısının zirve yaptığı görüldü..!
Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca tarafından hazırlanan raporda, Kenan Evren'den Recep Tayyip Erdoğan'a kadar olan dönemin incelenmesi. sonucunda;
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçildiği 2014'ten 2020 yılına kadar 38 bin 581 kişi hakkında “Hakaret” davasının açıldığı, Erdoğan öncesi bu sayının Evren'den itibaren toplam: 1716 olduğu ortaya çıkıyor..!!
Abdullah Gül döneminde açılan davalardaki sanık sayısı, 848;. Erdoğan'ın ilk 4 yıllık görev süresinde toplam sanık sayısı, bir önceki döneme göre 19.5 kat ve yüzde 2 bin 52 artarak, 1994- 2014 arasında, “Cumhurbaşkanı'na hakaret” suçlaması ile hakkında dava açılan kişi sayısı bin 138 olurken,. 2014–2020 yılları arasında bu sayı adeta zirve yaparak 38 bin 581'e ulaşıyor..!
2018'de ise 6 bin 270 sanıktan 2 bin 775'i, 2019'da 13 bin 990 sanıktan 4 bin 291'i, 2020'de ise 9 bin 773 sanıktan 3 bin 655'i hakkında mahkumiyet kararı veriliyor..!
Dönemlerine göre cumhurbaşkanlarının vatandaş aleyhine açtıkları dava sayıları şöyle sıralanıyor:
Erdoğan:38 bin 581
Abdullah Gül: 848
Kenan Evren: 340
Turgut Özal: 207
Ahmet Necdet Sezer: 163
Süleyman Demirel: 158
*
Sevgili okurlarım,
Dönelim memleketin ekonomik, sosyal, hukuk, sağlık, eğitim ve üretim ahvaline...
Ülkenin yüzde 70'i sosyal destekle yaşamlarını sürdürür halde..!
Girdi fiyatlarının erişilmez noktaya gelmesiyle, çiftçi ekemez, biçemez durumda...! Hollanda büyüklüğünde sulu arazi terk edilmiştir..!
Yargı bağımsızlığından söz edilemez noktaya gelinmiştir..!!
Çağdaş eğitim anlayışı rafa kaldırılmıştır..!! Okullar tesis etmek yerine cezaevlerinin artırılması övünç kaynağı olmuştur..!!??
Sağlık sektörü, yolsuzlukla, doktorsuzlukla ve ilaçsızlıkla anılmakta..!!
Yokluk, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar zirve yapmış durumda..!!
Akaryakıt litre fiyatları 4 liralardan 50 TL'ye fırlamıştır..!!??
Enflasyon ve faiz konusu, freni boşalmış kamyonu çağrıştırıyor..!!
Muhalefeti susturacak, dikensiz gül bahçesi yaratılmak isteniyor..!!??
Dış ilişkilerde, her bakımdan gerileme devam ediyor..!!
Terör, hız kesmiş değil..!!
SAY SAY BİTMİYOR, OLUMSUZLUKLAR..!!
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, her sabah, uydurulmuş suça, tertip edilmiş gizli tanıklara dayalı baskınlar, gözaltılar, tutuklamalar, artarak sürüyor..!!
Sevgili okurlarım,
Ülke bu haldeyken, çözümler bulmak yerine, aksine sorunlar yaratıp, "havuç-sopa" uygulamasıyla iktidarı sürdürmenin neresi adalet, neresi demokrasi ve neresi Müslümanlıktır..??!!
Aynaları kırmak ve parçalamak, acı hakikatleri ve çirkinlikleri ortadan kaldırmaz..!!
Güvene dayalı toplum barışının tesıs edilmesi gereğini yeni bir sabahta bir kere daha hatırlatalım dedik..!!
NOKTA..!!