Sevgili okurlarım,
İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu aleyhine, "alicengiz oyunlarla" onca mesnetsiz davalar kurgulanmakta..!
Mesele döndü dolaştı, İmamoğlu'nun deyimiyle, "o bir avuç aklın," vicdanı, ahlakı ve hukuku hiçe sayarak, "alicengiz oyunlarla" şimdi de İmamoğlu'un, 35 yıllık diplomasını, üniversitenin "yetkisiz ve etkisiz" kurullarınca düzenlenen belgelerle iptal ettirmenin hadsizliğini gösterdiler..!! Diktatörlüğü davranış haline getirenler, bu defa da Sayın İmamoğlu’nu ve arkadaşlarını
'gözetim altına aldırmakla, meramlarına kavuştuklarını sanıyorlar..!! Ama ne acıdır ki, hakkın, hukukun ve adaletin toplum için, en büyük ihtiyaç olduğu unutuluyor...!
Yeri gelmişken, bu yaşananları bir anekdotla pekiştirerek devam etmek istiyorum...
*
Vaktiyle bir derviş berbere giderek:"Vur usturayı saçıma berber efendi! ", der.
Berber, dervişin saçlarını usturayla kazımaya başlar ve diğer tarafa tam usturayı vurmak üzereyken, mahallenin deli, bıçkın kabadayısı içeri girer.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert sert şaplakları indirrerek:
" Kalk bakalım koltuktan, kabak, kalk da tıraşımızı olalım", diyerek dervişi koltuktan aşağı çeker..!
Derviş, kendisine reva görülen bu durum karşısında;
"Sövene dilsiz, dövene elsiz’ olma
sabrıyla geçiştirip, Allah'a havale eder...
Fakat kabadayı, tıraş esnasında da susmaz:
'Kabak aşağı, kabak yukarı…' diyerek dervişi aşağılamayı sürdürür...
Nihayet tıraş biter, kabadayı berberden çıkıp. henüz birkaç metre gitmiştir ki, dışarıdan bir gürültü duyulur... Kontrolden çıkan bir at arabasının yokuştan aşağı hızla gelerek kabadayıyı altına alır ve feci şekilde ezerek canından eder.
Berber, yaşanan feci olayı, kabadayının dervişi küçümseyip kafasına vurup incitmesiyle ilişkilendirerek, dervişe sorar:
"Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?" der...
Derviş olanca miskinliği ile cevap verir:
"Vallahi ben kabadayıya gücenmedim..! Hakkımı da helal ettim ona; ama gel gör ki, bu kabak kafanın da bir yaradan'ı olduğu unutulmamalı..!! Sanırım, o benim adıma gücenmiştir, meseleyi oraya bağlamak daha doğru olur!! der.
*
Sevgili okurlarım, ne demiş Yunus Emre;
Ölmeden önce nefsini öldürmüş olan derviş Yunus şöyle demiş:
"Olsun be aldırma Yaradan vardır...
Sanma ki zalimin ettiği kârdır.
Mazlumların ahı indirir şâhı.
Belli ki, her şeyin bir vakti vardır"
*
.. Ve nihayetinde, halkın ısrarlı tercihiyle, Erdoğan karşısında, defalarca seçim kazanan Sayın imamoğlu'nun, 35 yıllık Üniversite diplomasını da "alicengiz oyunlarla" iptal ettiren, ama kendi "Görünmez" okulunu ve "gösterilemez" diplomasını gözlerden kaçıran (?!) anlayışa
ben de şu dörtlüklere seslenmek istiyorum:
*
"Olmayan" okula (?!) gidip gelerek
"Görünmez (?!) diploma" almak da var mış
"Yapılmamış" sınavlara (?!) girerek
"Tek başına" (?!) mezun olmak da var mış
"Olmayan" okulun adını sordum
Sükut (!) geçmesini "şüpheye"yordum
Merakla (?!) sonunu, bekleyip durdum
Boşluğa (!!) düşerken, gülmek de varmış
"Olmayan" (?!) okulun "susmayan" zili
Kayıtta çıkmadı (?!) ilçesi, ili
Düzen tutmaz sazın, akortsuz (!) teli
Tavuk çalar gibi (!?) çalmak da varmış
"Olmayan" okulun olsa da (?!) resmi
Meçhuldür (?!) adresi, mekanı, cismi
Baktık bulamadık, öğretmen ismi
"Olmayan" (?!) sınıfta kalmak da varmış
"Olmayan" okula (!!) gidip, gelirken
"Verilmemiş" diplomayı (?!) alırken
Diploma sorana (?!) sağır kalırken
"Pişkinliği" suya salmak da varmış
"Olmayan" okulun (?!) olup yanında
Hayır gelmez (!!) şöhretinde, şanında
Böylelere şeref (!!) sorduklarında
Dirilip dirilip ölmek de (!!!!) varmış
*
Sevgili okurlarım,
Diyeceğim o ki, Zulümden, korkudan ve yalandan başka sığınacakları liman kalmamış olan AKP "TEK KİŞİLİK ŞAHSIM" iktidarı, neticede kendi ayaklarına sıkmayı başararak. deyim yerindeyse "cini şişeden, macunu tüpten çıkarmıştır..!!
İstanbul Saraçhanede start veren toplum uyanışı ve direnişi bir kaç gün içinde tüm yurdu sarmıştı..! İşin daha da geri dönüşü yok gibi..!! 6 Nisan 2025'de
Kendi geçim derdi ile cebelleşen ve özgürlüğü kısıtlanan millet;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle;
"EGEMENLİK, KAYITSIZ VE ŞARTSIZ BENİM" diyerek milli bir görev üstlenmiştir...
6 Nisan 2025'de "OLAĞANÜSTÜ KURULTAY KARARI" alan kuvvayı milliyeci CHP ise; bu duruşuyla, "ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİLDİR.." diyerek, yetişmiş ve liyakatli kadrosuyla ulusal göreve hazır olduğunu deklare etmiştir.
"Karanlığın en koyusu, şafağın yakın olduğu andır" diyerek, "HER ŞEYİN ÇOK GÜZEL OLACAĞI" umuduyla. aydınlık günlere...