Çalışmaktan yorgun düşmüş eşeği
Doyurmadın (?!) yük altında can verdi
Bundan gayri (?!) sizin olsun kaşağı
Ölmüş eşek "istifayı" dün verdi
Şeker diye (?!) "kakalarken" biberi
Belliydi eşeğin (!?) malum kaderi
"Cepten" verdi (?!) Hoca bana haberi
Dedi: "Eşek yaşamına son verdi"
Eşekten kısarken (?!) yonca ve yulaf
Ölüm sebebini (?!) sorması tuhaf
Hoca sandı; "eşek ölümden muaf"
Bir bardak su ile az saman (!!) verdi
Hoca, yemi kısıp, "aldattım" sanır
Çalışan eşeği, açlıkla (?!) sınar
Hakikat mutlaka doğruyu sunar
Eşek öldü (!!) mezarlığa yön verdi
**
Sevgili okurlarım,
Bahse konu yazıma girmeden önce,
yukarıdaki dizelerin yanında "cuk" oturur düşüncesiyle, bir de Nasrettin Hoca fıkrasına ne dersiniz..?
*
FIKRA ŞÖYLE:
Nasrettin Hoca, samana zam gelince, yemde kısıtlamaya gitmek için bir çare arar, ne etsem ne eylesem diye düşünürken, eşeğin günlük yemini bir balyadan yarım balyaya düşürmeye karar verir.
Hoca'nın, bu hesabına göre(?!) masrafları yarıya düşecektir...
Hoca, yarım balya saman uygulamasına rağmen, çalışma bakımından eşekten bir farklılık görmeyince, kısıtlama uygulamasına devam eder...
Aradan bir zaman geçer. Hoca yem hususunda yeniden hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir....
Hoca, bakar ki eşekten çıt çıkmıyor ve eşek aynı tempoda çalışıyor... Yemi kısmayı sürdürür...
Eşeğin huysuzluğunu görmeyen Hoca, başlar geçmişin hesabını gözden geçirmeye...!
Bir müddet sonra sessizliğini bozan Hoca
“Geçmişte bu eşeğe ne de çok masraf ediyormuşum yahu! ” diyerek iç geçirir..
Derken bir sabah uyandığında, tımar ve yem için ahıra girdiğinde, bakar ki eşek sizlere ömür..!!
Hoca, eşeğin ölmesine oldukça hüzünlenir ve son kez ölü eşeğinin kulağına şöyle mırıldanır: “Ah benim Uysal eşeğim..!! Şimdi ölmenin sırası mıydı..?! Az daha dayansaydın, sana aç karnına çalışmayı da (?!) öğretecektim” der...
Hoca; "Eşeğin ölümünün vade dolmaktan değil (!!) yemsiz bırakılmaktan kaynaklandığını bir türlü dikkate almaz..!!
Peki, NASRETTİN Hoca; bu durumda, zararda mıdır, karda mıdır..?!
Şu bir gerçektir ki, kaybeden daima zarardadır..!!
NOKTA.!!!
**
Sevgili okurlarım,
Gelelim günümüzün hali ahvaline...
Ama ondan önce Türkiye Cumhuriyeti'nde uzun dönem başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış olan merhum Süleyman DEMİREL'in ülkede bilhassa düzelmeyen ekonomik durumlara ithafen söylediği şu sözleri de hatırlamakta fayda var:
* "Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar olmaz..!!
* "Bana Türkiye’nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz "iyidir" derim. İki kelimeyle anlatın derseniz "iyi değildir" derim.
* "Bize plan değil, pilav lazım."
* "Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz."
*
Yıl 2025...
Sanal alemin at oynattığı, uzayın parsellendiği, teknolojinin her sanise değiştiği günümüzde;
23 yıldan bu yana (?!) ülke yönetimini elinde bırakmak istemeyen "AKP ŞAHSIM İKTİDARI" memleketi ekonomik bakımdan getirdiği "vahim ötesi" durumun muhasebesini yapıp, "ben bu işi beceremedim" diyerek, güven tazelemek adına (?!) sandığa müracaat etmek yerine;
halen "umursamazlık" çağrıştıran "pişkinlikle" meydanlardan uzak (?!) kapalı salonlarda, "bindirme kalabalık" karşısında;
"Bugün dünden daha iyi, yarın da bugünden iyi olacaktır..! Filan dağdan, falan denizden petrol bulduk, doğal gaz bulduk,... Avrupa ve Amerika bizi kıskanıyor..." derken, pazar yerlerinde atılmış sebze, meyve artıklarıyla kazan kaynatmaya çalışan, emekli, dul, yetim, 16 milyon işsiz, aşsız vatandaşı yok saymış olamaz..!!
Her ne zaman; "petrol bulduk, doğalgaz bulduk..! " deseler, petrol ve doğalgaz fiyatlarına indirim yerine bindirim yapılıyor... Peki o "ucu görünmeyen" borular nereye döşeniyor, bilen var mı..?!
"Malum ŞAHSIM iktidarının" ağbabalarına vatandaş olarak bir ricamız var:
ALLAH AŞKINA BUNDAN BÖYLE, MÜJDELELER OLSUN, MÜJDELELER OLSUN PETROL BULDUK, DOĞALGAZ BULDUK" diye vaveyla koparmayın..!! Ne zaman bu sesi duysak, eyvah yine boru döşeyecekler..!! diye ödümüz kopuyor..! Bırakın, o petrol ve Doğalgaz kaynakları yerinde kalsın..!! Aman ha..!!
Sevgili okurlarım,
Bunlar yetmezmiş gibi, 23 yıldır "CEKTİR... CAKTIR... CUKTUR... ÇÜKTÜR" hamasetleriyle, boşa kasnak çeviren ve bu süre zarfında satılmadık beytulmal bırakmayan "Malum ŞAHSIM iktidarının, "Bizi dünya kıskanıyor" demesi yok mu, kahrediyor insanı..!!
Sorarlar insana;
"Atanamamaktan intihar eden gençlerden, ekonomik çıkmaza dayalı gerçekleşen boşanmalarda ve bozulan aile bütünlüğünden, çocuğunun beslenme çantasına bir şeyler koyamayan annelerden.ve babalardan, dışarıda bir bardak çay içemez hale düşürülen emeklilerden, konkordato ilan edip iş yerine kilit vuran milyonlardan, milyonlarca evsiz barksızlardan "habersiziz!" diyebilirler mi? Deseler de tek bir kişiye dahi inandırabilirler mi..?! Ne mümkün..!!
*
Sevgili okurlarım,
Hale bakıyor musunuz;
Ağustos ayına gelmişiz, meyvenin ve sebzenin diyarı olarak bilinen ülkemde; mesela;
Kiraz.....500 TL.
İncir......500 TL....
Emekli maaşı... 16.860 TL.
Ev kiraları..... TEFE'yi, TÜFE'yi takmaz olmuş..!!
Kurumların vatandaş nezdinde güveni dibe vurmuş..!!
Çetelerin at oynatmadı..!!
Binlerle ifade edilen sahte diploma furyası..!!
Yargının, yarıklaşması..!!
Eğitimin, sağlığın çürükleşmesi..!!
Yangınlarda, 5 Hollanda yüz ölçümünden de fazla ormanlarımızın kül olması..!!
Uçak uğramamış havaalanlarına, geçilmeysn köprülere milyar dolarların boca edilmesi..!!
Say say bitmiyor..!!
Varın gerisini siz hesap eyleyin..!
NETİCE OLARAK, HER BAKIMDAN CÂNI YANMIŞ VATANDAŞI, MEYDANLARDA VE KORO HALİNDE;
"KURTULUŞ YOK... TEK BAŞINA.... YA HEP BERABER... YA HİÇ BİRİMİZ..!!??" DİYE ÇIĞLIK ATMALARI..!!
ELBETTE Kİ DUYANLAR OLACAKTIR..!!!
BELKİ YARIN, BELKİ YARINDAN DA YAKIN..!!!
*