MÜFTERİLER İFTİRANAMESİ - Hatay Gazetesi

MÜFTERİLER İFTİRANAMESİ

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :15.11.2025 06:17

Sevgili okurlarım,

Türklerde devletin oluşumunda; dört temel unsur bulınur: 

Bunlar halk, istiklal, ülke ve kanun'dur. 

Siyaset ise, insan topluluklarının, bu kurallar dahilinde yönetmekdir.

Geniş tanımıyla siyaset; 

"insanların hayatlarını düzenleyen genel kuralları yapmak, korumak ve değiştirmek için gerçekleştirdikleri faaliyetlerdir. 

Peki, 21.yüzyıl Türkiyesinde siyaset, bu kurallara göre mi yapılmaktadır..??

Bu suale, gönül huzuruyla "EVET bizim ülkemizde siyaset, kurallar dahilinde yapılmakta ve yönetilmekdir." demeyi çok isterdim, ama ne mümkün..!!??

 

Ülkemizin yönetimini çeyrek asırdır elinde bulunduran siyasi anlayışın, kifayetsiz tavrı ve istismarda sınır tanımazlığıyla ülkemiz; ekonomik, sosyal, eğitimsel, sağlık, üretimden, istihdam, hukuksal, hülasa gelecek için umutlanmak adına  en ufacık bir emare görünmüyor..!! 

Hale bakar mısınız..??!!

 

Mevcut ceberrut anlayış, bunca olumsuzluklara rağmen halen güç zehirlenmesiyle (?!) hareket edip, farkli düşünenlere ve alternatif olabileceklere, her kim olursa olsun, aklın ve vicdanın kabul edemeyeceği hukuksuzlukları reva görüp, birer beşer etkisizleştirerek, otoriter iktidarını sürdürmeye odaklanmıştır..!! 

Kurguladıkları enva çeşit kumpas senaryolarını (?!) rol verdikleri, "çakma gizli tanıklar" ve araçsallaştırdıkları yargı eliyle sahnelemekteler..!!?? 

Heyhat ki, ne heyhat..!!

*

 

Sevgili okurlarım, 

Haftalardır, hatta aylardır beklenen "İMAMOĞLU İDDİANAMESİ" nihayet boca edildi..!!

 

Erdoğan’a karşı kazanacağı daha en başından belli bir genç lider vardı ortada. Karadenizliydi, halkın sevgilisiydi ve İstanbul’da Erdoğan’ın adaylarını üç kere yenmişti. Bu, AKP’nin hiç beklemediği bir sonuçtu.

 

“İstanbul’u alan” isim, şimdi de Türkiye’nin yeni lideri olmak istiyordu! İşin kötüsü, anketler, halkın teveccühü, uluslararası siyasi ortamın ve basının ilgisi, AKP için iyi gitmiyordu. Tez durdurulması lazımdı. İmamoğlu aleyhine o kadar çok dava açıldı ki, sonunda takip edilemez oldu.

İşe, “ahmak” davasıyla başladılar...Peşinden, Ordu valisine hakaret, onu, Beylikdüzü ihale davası takip etti...Anlayacağınız, "ÇAKMA DAVALAR" birbirini kovaladı..!!??

Elini arkaya attın davası...Kürsüde sesini yükselttin davası... Halk tarafından sevilmişlik davası... Girdiği seçimi kazanma davası... Başkanlıkta başarı davası...Hasılı bilmem ne davası...Say say bitmez bu tırıçkadan dava türleri..!!??

En son “casus” davası... 

 

Sevgili okurlarım, 

Bu davaların iddianamelerini yabancı gazeteci ve hukuk insanlarına gösterseniz sizi ciddiye almadıkları gibi, "deli saçması" deyip geçerler..!! 

Anlayacağınız bu "tırıçkadan davalar, 19 Mart’tan önce de sonra birbirini takip eder oldu..!!??

İmamoğlu karşısında yenilmeyi sürdüren "AKP ŞAHSIM İKTİDARININ" stratejisi belliydi... Kaybedilen belediyelere sırayla el konularak pasivize edilecek veya geri alınacaklardı..!

Yani öyle veya böyle alternatiflerin önü bir şekilde kesilecekti..!!!

İmamoğlu her ne pahasına olursa olsun serbest bırakılmayacağı için adaylığı düşse de 2028 yılında bekleyen sandık, RTE açısından ciddi bir tehlikeydi. Çünkü, 2023 seçiminde olduğu gibi, Mansur Yavaş da güçlü bir potansiyel aday olarak bekliyordu.

 

Bazıları, benzer yöntemlerle Yavaş’ın da engellenebileceğini telkin ediyorlardı. Ama Saraçhane’den başlayan rüzgâr, bir Özgür Özel fırtınası haline dönüşmüştü. O fırtınanın bir kasırgaya dönüşeceği de araştırma şirketlerinin yaptıkları çalışmalarda kendini göstermektedir... Kâbus öyle boyutlardaydı ki, “ana muhalefet” partisi.  CHP'nin, her an dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci adayı bile çıkarabileceği görülmüştü...

 

O zaman CHP’nin de "tırıçka bahanelerle, abuzittin dosyalarla  TOPUN AĞZINA KONMASI gerekiyordu...

Neticede, İmamoğlu iddianamesi, kendi içinde genişletilerek CHP’nin iddianamesine dönüştürülmüştü bile..!!??

Kimi yorumlara göre, CHP “topun ağzına konmuştu bile..!!”

 

Bir de duyuldu ki, 

İstanbul'un dozerimsi (?!) Başsavcısı, iki gün önce, saat 14.30’da basın toplantısı yapacağını duyurdu..

İBB iddianamesi ile ilgili olacağı düşünüldü. İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis istemi, iki tabura yüksekliğinde bir iddianame dosyasıyla birlikte geldi. Malum dosyalarda; 402 şüpheli 143 eylem... Say say bitmez... Toplam 3739 sayfa..!! 

Dosyaları görüp de İlgili avukatlara, hukukçulara, gazetecilere "Allah kolaylık versin..!!" dememek olmazdı..

 

Sevgili okurlarım,

İddianamede adı geçen gizli tanık suçlamaları; 

“hatırladığım kadarıyla”, “bilmiyorum”, “duydum”, “bildiğim kadarıyla”, “olabilir”, “söylemişti”, “düşünüyorum”, “duyduk”, “duyduğuma göre”, “hissettim” gibi defalarca tekrarlanan kelimelerden öre gitmeyen ifadelerdi..!! 

 

Bir başka husus daha vardı ki, başsavcı iddianamesini giriş kısmında geçen ve daha sonra da sıkça tekrar eden “Ahtapotun kolları” ifadesi, daha önceleri cumhurbaşkanı tarafından çok defa kullanılmış olması (?!) iddianamenin çıkış yerini işaret etmesi bakımından oldukça manidar görünüyordu..!!??

Bu bilgiler ışığında ifade etmek gerekirse, sayfa enflasyonun ortasında, iddia makamının kanıtlarını getirip suçları ispat etme zorunluluğu yerine, adeta şüphelilerin "suçsuzluklarını ispat etme zorunluluğu doğmuştu..!!?? 

Oldukça tuhaf bir durum değil mi..!!??

*

DEVAM EDECEK...