Belliyken paranın yazı, turası
İnkara kalkmaya "cehalet" derler
İçinde gizlenir (!) kulun karası
Öngörmeye bizde "feraset" derler
Gafilde karışır (?!) tatlıyla acı
Hesapsız kullardan (?!) kapanmaz açı
Aynı şey değildir (?!) koyunla keçi
Yanlışta ısrara (?!) "rezalet" derler
Kişi ayırmazsa tepeyi düzde
Tebessüm göremez (!) gerilen yüzde
Uçuruma doğru (!) koşmaya bizde
Bile bile gelen "felaket" derler
Tat bulunmaz (!) şapa şeker katmakla
Doğruluk bulunmaz (!) yanlış yapmakla
Rehbersiz, rotasız (?!) şaşıp kalmakla
İzlenen bu yola (!!) "dalalet" derler
Sevgili okurlarım,
Günümüzde eksikliğini (!) daha da hisseder hale geldiğimiz "ferasetli insan" figürünü, kızgın çölde suya duyulan, özlem gibi özler ollduk..!!
Kısa tanımıyla; "Anlayış, seziş" demek olan "feraset" sözcüğünün mana ve önemi içselleştirilmeden hazzına varmak mümkün değildir.. Ariflerin Meclisi, bu bakımdan değerlidir... Bu hazdan nasiplenmek ise erdemli insan işidir...
Bilhassa da "ferasetli davranışları" ile toplumda idol olarak kanıksanmış şahsiyetler değer vermek, oldukça anlam teşkil eder...
bedelin büyüklüğünü, sanatçı, siyasetçi ve Bestekar Sayın Livaneli'nin, tarihe not düşmüş ve bizatihi yaşanmış anekdottan alıntılar yaparak, anımsatmaya çalışacağım...
Tamı tamına 23 yıl önce, Deniz Baykal'ın, eski siyasetçi Mehmet Sevigen'in evinde, o günün önemli şahsiyetlerinin de hazır bulunduğu ( Zülfü Livaneli, Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, , Yaşar Nuri Öztürk) .gizli toplantıda, masaya yatırılan konunun mahiyetini mizaha dönüştürexek olursak;
"Manda yuva yaptı Söğüt dalına
Yavrusunu sinek kaptı gördün mü..!!??"
Veyahut,
"Ben o gün tarlaya çifte giderken
Öküzüm torbadan düşmüş gördün mü..!!??"
dercesine...
Sanki ülkenin kronikleşmiş tüm sorunları çözülmüş de sıra buna gelmiş gibi, Baykal tarafından ısrarla gündeme getirilen mesele;
o günlerde milletvekili dahi olmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın "BAŞBAKAN" olması meselesidir..!!
O gün, o toplantıda,
"Tayyip Erdoğan'ın "BAŞBAKAN" olması yönündeki son cümlesi; "Tayyip Erdoğan, Başbakan olsa dahi (!) ülke sorunları karşısında iki ay bile dayanamaz..!!" idi...
Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık ömrünü iki ayla sınırlayan Deniz Baykal'ın, dediği o iki aylık süre 23 yılı tamamladı..??!!
Hal böyle olunca da; Deniz Baykal'ın devlet deneyimi ve öngörüsü yüzde bir milyon fire vermiş oldu..!!
Sevgili okurlarım,
Tayyip Erdoğan'ın 23 yılda, adeta kimyasını değiştirdiği ülkeye ödettirdiği ağır faturaları detaylandıracak olursak;
* Ülke gündemiden kaldıracağını vaat ettiği , "3 Y" yi "7Y" ye çıkarmasının....
(YASAKLAR, YOLSUZLUK, YOKSULLUK, YİYİCİLİK, YALAKALIK, YOBAZLIK YARGININ YAMULAŞTIRILMASI)
* "AKP ŞAHSIM İKTİDARINA" etkin muhalefet yapan ve iktidar yolunda kararlıca yürüyen muhalefet cenahında, yer alan her kim var ise, güdümüne aldığı Yargı eliyle ve şafak operasyonlarıyla (!!??) zindanlara kapatmasını...
* Ekonomik, tarımsal, sanayi, Sosyal, hukuksal, eğitimsel ve sağlık hizmetlerinin dumura uğratılması bakımından devasa hale gelmesinin hesabını, öngörüyü, bön-görüye dönüştüren Merhum Baykal'a soramayacağımıza göre, öngörüsünde tam isabet kaydeden Sayın Zülfü Livaneli'yi takdir etmek gerekmez mi??!!
*
DEVAM EDECEK...