GÜNÜN MÜRİT EĞİTİM BAKANLIĞI MEB VE DÜNÜN KÖY ENSTİTÜLERİ! 2 - Hatay Gazetesi

GÜNÜN MÜRİT EĞİTİM BAKANLIĞI MEB VE DÜNÜN KÖY ENSTİTÜLERİ! 2

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :27.04.2025 13:15

(İKİNCİ BÖLÜM) 

 

Eğitimin "millisine" ne oldu

Gören, eden varsa, "üç kez hık" desin

Gözlerimiz aramaktan yoruldu

Gören varsa "çık ortaya çık" desin

 

Tarikatte, cemaatte (?!) sorarız

"Millimizi" yeni çağ'da ararız

Orda yoksa (?!) orta çağı tararız

"Millimizden"  "çek elini çek" desin

*

Sevgili okurlarım, 

Köy Enstitüsü öğrencilerinin, okullarında çağdaş eğitim, birey olma, yurttaşlık bilinci, bilhassa da hak arama yönünde eğitilmeleri nedeniyle,  haksızlıklara ve yanlışlıklara bizzat müdahale etmekle birlikte halkı bu yönde uyarmaları  feodal anlayışın artıkları olan (?!) ağaları rahatsız ve tedirgin etmiştir..!! 

Bu nedenle, aydınlanmanın ocağı olarak eğitim veren Köy Enstitülerinin kapatılması yönünde olmadık iftiralara  kalkışan feodal anlayış; köy Enstitüsü öğrencilerini "dinsizlikle, Allah'sızlıkla, iffetsizlikle ve teröristlikle suçlayarak, Köy Enstitüleri öğrencilerinin yaktıkları aydınlanma meşalesini söndürmek için iftiralara  başladılar..!

Ve her bulundukları yerde;

* “Dinsiz olmuş bunlar"... 

* “Kızlar erkekler aynı yerde yatıyor, fuhuş yapıyorlar”...! 

* "Allahsızlar, milliyetsizler” dediler..!!

Ve şahsi ikbale odaklanmış vizyonsuz siyasiler üzerinde baskı oluşturarak Köy Enstitülerinin kapılarına kilit vurdurmayı başardılar..!!

Buna Vatana ihanet, denmez de ya ne denir..??!! 

*

Sevgili okurlarım, 

Oysa, ulusal aydınlanma hususunda yakılan bu eğitim meşaleleri, söndürülmemiş olsaydı ve yoluna devam edebilseydi, Türkiye bugün bir Norveç, bir Finlandiya, bir Almanya, bir Fransa, bir Japonya ve bir Güney Kore seviyesinde olurdu...

60'lı yıllardan bu yana Avrupa Birliği kapısında "sadaka bekler" gibi bekletilmezdi..!! Israrla davet edilirdi... 

Bu hususta kirli siyaset peşinde koşup, her alanda aydınlanmaya sırtını dönenlerin yaptığı şeye vatana ihanet, denmez de ne denir..??!! 

 

Sevgili okurlarım, 

 İzmir’de Kızılçullu’da, bugünkü Şirinyer’de açılan Köy Enstitüsü'ne milat diyebiliriz... 

Zira, Osmanlı döneminde elde ettikleri imtiyazlarla misyoner okulları kuran Genç Hristiyanlar Cemiyeti’ne ait olan binaya  1923 yılında Cumhuriyet ilan edilir edilmez, o günkü piyasa değeri olan 52 bin lira ödenerek okul binasıyla birlikte, 255 dönümlük çiftlik arazisi satın alınıp,  Türkiye’nin ilk köy enstitüsü kurularak;  kütüphanesi, spor salonu ve 300 öğrencilik yatakhanesi olan binaya, Türk Bayrağı çekildi.

Bu açılan okul için İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Bayındır, Menemen, Kuşadası, Bergama, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, Ödemiş, Foça, Kemalpaşa’dan öğrenciler getirilerek Köy Enstitüleri böyle başlatıldı.. Yedi yıl içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolda ilerleyen Türkiye’nin her yerinde Köy Enstitüleri açıldı.. 

Ama gel gör ki... İşler aynı kararlılıkla sürdürülmesi..!! Demokrat Parti iktidara gelir gelmez, Adnan Menderes, Atatürk tarafından parası ödenerek satın alınan, Kızılçullu Köy Enstitüsü’nün binasını ve arazisini, Adnan Menderes emriyle geri verilerek burada Amerikalılar NATO karargahını kurdular... 

Sevgili okurlarım, 

85 yıl sonra bakıyoruz günümüz Türkiye'sine...

23 yıldır ülke idaresini elinde bulunduran AKP, tamı tamına 8 kez milli eğitim bakanı değiştirdi. Sekizinci Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in eğitimde yarattığı tahribat neticesinde eğitimin "millisini" görebilen beri gelsin..!!??  

Gafletin, dalaletin, hatta garabetin üzerine tüy dikişiyle, hatırlanmayı başarabilmiş (?!) bir "muhterem" demek yerinde olur..!!?? 

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde :

"bakanlığın, tarikatlar ve cemaatlerle 10 protokollerinin olduğunu ve onlarla protokoller yapmaya devam edeceklerini.." beyan ederken zımnen de olsa, yeni oluşacak FETÖ türevlerine kapı aralayacağını ifade etmiş bir bakandır..!!?? 

*

Eğitim Fakültesi mezunu yüzbinlerce öğretmenimizin atamasını kasten yapmayıp, liyakat sahibi on binlerce öğretmenimizi keyfi şekilde görevden alıp, pedagojik formasyonu bile olmayan imamları öğretmen yapan anlayıştan daha başka ne beklenebilir ki..??!! 

*

Bu gidişle geri dönmez "millimiz"

Şapkadan da farkedilir (?!) kelimiz

Eğildikçe (!) zor doğrulur belimiz

Biri bize "aydınlığa bak" desin

 

"Millimiz" mademki müstesna değer

Vatandaşım diyen (!) vatanı sever

Güneşin doğuşu yakınsa eğer

Baktığımız pencereye "tık" desin

*

DEVAM EDECEK...