GÖRSEN DE, GÖRMESEN DE ADRESE ! TESLİM MESELELER 2 - Hatay Gazetesi

GÖRSEN DE, GÖRMESEN DE ADRESE ! TESLİM MESELELER 2

  • Yazar :ALİ DAL
  • Eklenme Tarihi :24.11.2024 11:32

(Bölüm: 2)

Eşkıya inmişse dağdan ovaya

Kapılar, kasalar kanatsız uçar

Su gerekmez dibi delik kovaya

Evde susayanlar, rüyada içer

 

Kitabına uydurulan hırsızlık

Adeta kör gece çalınan ıslık

Kuruyan kaynağa gerekmez musluk

Kurt ise dumanlı havayı seçer

 

Eşkıya kadıysa, eyvah ki eyvah

Şikayet edenin vah haline vah

Anacığı ağlar, akşam ve sabah

Dayanılmaz olur, canından geçer

 

Altın kadehlerle sunsalar saki

Sultan Süleyman da kalmamış baki

Kanunu, nizamı takmayan şaki

Başkası da ekse, kendisi biçer

*

(DEVAMI) 

Eşkıyanın adamları, bu yiğidi, düze indirerek şehre bırakırlar!"

Delikanlı kadı efendinin konağına varır, Meseleyi bir de kadıya anlatır.. 

-İşte böyle kadı efendi. Bu keseyi hak eden sadece sizmişsiniz" der,  Keseyi kadıya takdim eder. 

Dağdaki eşkıyanın mesajını duyan kadı eşkıyaya olan kızgınlığını, delikanlıya gösterip:

"Be hey hadsiz, sen ne yüzle bana haram para teklif edersin? Şimdi yatırayım mı seni kırbaç altına?"

"Efendim ben anlatılanlara uydum, ne yapacağımı bilmez haldeyim. Bana acıyın." der. 

Kadı efendi, gözünü uzaklara dikip düşünmüş gibi yaparken sakalını sıvazlayarak "Kara Kaplı"yı açar ve mırıldanmayla okur ve:

-" İmdiii..Bir din ve devlet temsilcisinin böyle açıktan para kabul etmesi hem kanun-u âliye, hem de Allah rızasına münasip düşmez; rüşveti alan da veren de bu âlemde ve mahşerde suçlu durumuna düşer. Lakiiin, eğer aramızda bir ticari akit tanzim ederek bir kese altını bir alışveriş neticesinde takdim eyler isen, ben dahi bunu senden bir hizmet karşılığı alır isem, şer'an caiz olur, başkaca bir işlem yapılması gerekmez. Yani, kısacası, ben bu altınlar karşılığı sana bir şey satmam gerekiyor... 

Huzurdaki delikanlı, kadıya:

-"Ne satacaksınız kadı hazretleri?" der. 

Kadı efendi, elini uzatıp pencereden dışarıyı gösterip::

-"Bak bu dışardaki bahçe ve civarındaki cümle arazi bana aittir. Şimdi bak bakalım, ne görüyorsun bu arazinin üzerinde?" 

Delikanlı:

-"Kadı efendi, her yeri bembeyaz kar kaplamış." 

Kadı:

-"Pek güzeeel.. İşte ben bu arazideki karları sana satacağım, sen de bir kese altın karşılığı aldığını beyan eden bir belge imzalayacaksın, böylece alışveriş tamam olacak." 

Delikanlı, altınlardan bir an önce kurtulmak isteyerek şöyle der:

-Kadı efendim hay aklınızla yaşayın" deyip teklifi kabul ederek akdi imzalar. Altın kesesini kadı efendiye teslim eden genç, huzur içinde oradan ayrılır. Memlekete gitmeden önce bir handa geceleyip hem karnını doyurmayı hem de biraz dinlenmeyi düşünür.

Handa mışıl mışıl uyurken, sabaha karşı kadının emrindeki zaptiyeler kapıyı yumruklayıp handan içeri girerek:

-"Delikanli delikanlı kalk hele, kadı efendi seni görmek ister, sizinle davası varmış..! 

Genç delikanlı," ne davası ola ki?' dese de onu yaka paça kadının huzuruna çıkarırlar. 

Bir de bakmış ki, kadı efendi hiddet içinde. Daha, 'selamın aleyküm' diyemeden kadı efendi avazı çıktığı kadarıyla delikanlıya bağırarak:

-" Be hey utanmaz, arlanmaz, eşkiya kılıklı işgalci. Bre biz seninle dün akşam arazimdeki karları satın aldığına dair mukavele imzalamadık mı?

Tedirginlik yaşayan delikanlı:

-" İmzaladık kadı efendi, ben de karşılığını size takdim ettim.. " der. 

-" Sus!..Bak bakayım dışarıya, ne var arazimin üzerinde?" 

-"Ne olacak, kar var. Tıpkı dünkü gibi..! 

Kadı:

-" Mel'un, hala konuşuyor! Dün sen bu karları benden satın aldığın halde senin karların benim arazimi halen işgal etmekte..!Bu işgal, kanuna ve de hak rızasına uygun mudur? Derhal kaldır, benim arazimden, yoksa, vallahi acımam, seni işgalcilikten hapse attırırım!" der. 

Delikanlı:

-" Aman efendim, dönümler dolusu karı ben nasıl kaldırayım?"

Kadı:

-Onu, arazimi işgal etmeden önce düşünseydin!" der. 

Delikanlı yine yalvarır... 

-"Efendim, ocağınıza düştüm, yok mudur bu işin kitaba uygun bir yolu?

Kadı: 'Kara Kaplı"yı tekrar açar bir müddet mırıldanarak okuduktan sonra:

-" Vardır!.. İmdiii. Arazi sahibi ve davacı olan ben ile, davalı sıfatı ile sen arasında, arazimi işgal bedeli karşılığında, benim de rızam ile bir kese altın karşılığı işbu karları burada tutmaya iznim olduğunu belirtir bir mukavele imzalarsak, bu husus Kanun ve nizama uygun bir hale kavuşur. Yanii, sen bana öbür kese altını da işgaliye bedeli olarak vereceksin.. "der. 

Bizim genç delikanlı öbür kese altını da vermiş, gereken evrakları imzalayarak konaktan çıkıp temiz havaya kavuştuğunda, dağlara karşı avazı çıktığı kadarıyla şöyle bağırır:

-" Hey gidi yedi dağın eşkıysı, Sen ne ne kadar haklıymışsın.  Ülkede daha büyük eşkıyalar da varmış. Senin açık açık yaptığın eşkıyalık, bunların Kanunla yaptığı eşkıyalığın yanında sözü bile olmaz..! 

Diyeceğim o dur ki, Allah, işi kitabına uyduran vicdansız namussuzlardan,

adalet binasını ele geçirmiş kravatlı çetelerden, Vatansever görünen hainlerden, 

Müslüman görünen sahtekârlardan, Milletimi korusun..! " derken, merhum babasının, öğüdüyle ne demek istediğini anlar..!! 

*

Sevgili Okurlarım, 

Her ne zamanda, hangi sultan muktedir olursa olsun, eğer kişisel hırsı önceleyip, hukuku rafa kaldırırken:

" Kaptan benim dümende 

Yetki bende, güç bende..! " 

ceberrutluğuyla ülke yönetmeye kalkışıldığında, eşkıyaların dağda işi kalmaz..?! 

Bu kıssada vurgulanan yaşanmışlıkla ülkemizin ahvalini özetlersek;

Bilhassa son çeyrek asırda istismarcı şeyhler, vicdanı sürgüne salıp, cüzdanı doldurmada yeter bilmeyen yüzsüzler; yedi dağın eşkiyasını aratır olmuştur..!! 

NOKTA...!