İzlenecek yol değil, "Emevi siyaseti"
Entrika, hile, zulüm; ihanetten beslenir
Yaralar insanlığı (!) tüketir (!) haysiyeti
Merhametin aksine, melanetten beslenir
Sevginin, kardeşliğin ilerisi, gerisi
Bir olur, diri olur, (!!) insanlığın irisi
İnanç istismarcısı, (!) siyasetin kirlisi
Arif olandan değil, cehaletten beslenir
Her ne yapsan nafile, yine olmaz şap şeker İkilik taraftarı (!) riya tohumu eker
Ne şiddeti terk eder, ne zulümden el çeker
Rüsva olmak isteyen, rezaletten beslenir
*
Sevgili okurlarım,
14 asır önce hüküm süren Emeviler, yani Ebu Süfyan lar, Muaviyeler ve Yezitler, zulümde, haksızlıkta, entrikada ve desisede sınır tanımadıkları, tarihin lanetlenecek utanç sayfalarında okuna gelen ve okuna giden zillet halleridir..!!
*
Muaviye ve Hz. Ali arasındaki dişi deve hikayesi Türkiye’nin şu anki durumunu en iyi anlatan hikaye olduğunu söyleyebiliriz..!!
*
İşte Muaviye ve dişi deve hikayesinin aslı:
" Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, Bir gün, bir Arap,
devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
" Ver o dişi deveyi bana!" demiş.
Tartışma büyümüş de büyümüş..! Küfe’den gelen adam,
“Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” deyip itiraz etmişse de anlaşmazlık Muaviye’ye kadar yansımış.
Halk meydanda toplanmış…
Muaviye, Küfe’li ile Şam’lıyı dinlemiş...
Ve kararını şöyle vermiş:
"Bu dişi deve Şamlınındır!" deyip
Sonra da toplananlara dönüp sormuş:
"Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?"
Cemaat hep birlikte bağırmış:
"Şamlı'nındır!"
Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye, Küfeliyi yanına çağırıp şöyle demiş:
"Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir.
Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen ve
o ne derse evet diyen 10 bin adamı var!
Ayağını denk alsın!" der..!!
*
Sevgili okurlarım,
Hz. Ali ile Muaviye arasında geçen" deve hikayesinde yaşandığı gibi;
AKP'nin son çeyrek asra ait amel defterine "hak ve hakkaniyet" gözüyle bakacak kadar ferasetli olanlar, ülkemde sahnelenmiş ve sahnelenmekte olan "din galvanizli" entrikaların, enva çeşit hile ve ihanetlerin otomatiğe bağlandığını söylemekten zorlanmazlar..!!
Zira,
**********
"Yargıyı" muhallife (?!) sopa
Yalanları (?!),yelkenler pupa
İftiraları (?!) heybedeki turpa
Alkışçılarına "akçeli" torba
Susmayanlara "ağulu" çorba
******'****
Vererek kendi siyasi saltanatlarını sürdürenlerin (?!) usül, esas, kanun, nizam, ayıp, günah, hakeza hudut, mudut tanımadıkları konusundaki ceberrutlukları su götürmez hakikate dönüşmüştür..!!
*
"Kumpasla, kurguyla" oluşturulan suça dahil ettikleri muhaliflerden siyasetçilerin, bilim insanlarının, hukukçuların, iş insanlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin, gazetecilerin, yazarlar, şairlerin hepsi tutsak edilmiş durumda..!!
Yani sözün özeti;
Uygulanmakta olan "Muaviye siyasetine" teslim olmayanları, "ayıptır, günahtır, yazıktır" demeksizin (?!)
* Terör olaylarıyla"...
* "İhale yolsuzluğuyla"...
* "Hainlikle"...
* "Dinsizlikle"...
* "İftira ve ithamla"...İltisaklı pozisyona oturarak, tutsakhanelerde yıllarca tutsak edilip, zulme ile abad olmaya çalışanlar tiranları isim isim saymaya gerek var mı..??!!
*
Sevgili okurlarım,
"19 MART SİVİL DARBE" olarak ifade edilen ve entrika bakımından (?!) 14 asır önce yaşanmış olan "EMEVİ SİYASETİ" ile
* CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun 35 yıllık üniversite diplomasının İPTALİ meselesi...
* Bir kısım AKP'lilerin erbap (?!) olduğu yolsuzlukları, Emevi siyaseti ile CHP'lilere atılması, suç ve suçlu yaratılması meselesi...
* Emevi siyaseti ile masumların itham ve tehdit edilmesi meselesi...
* Yıllarca cezaevlerinde yatıp bir şekilde (?!) tahliye edilen potansiyel suçlular ve "güdümlü yargı" marifetiyle (?!) siyasi rakiplerin sindirilmesi meselesi...
.. Ve benzeri "alicengiz oyunları" AKP iktidarının "Muaviye yöntemlerinden" olup, bir kere daha yaşanmıştır..!
Şöyle ki;
DEM Parti Meclis Başkan Vekili Sırrı Süreyya Önder'in AKM'deki cenaze töreni sonrası, Özel’i yumruklayan potansiyel suçlu Tengioğlu’nun iki müebbet hapis cezası almasına karşın sadece 16 sene cezaevinde yatıp, "bir şekilde" tahliye edilmiş olması, ülke gündemini değiştirmekle kalmamış (!) yargının "ne hale" getirildiğini gözler önüne ermiştir..!!
İki çocuğunu öldüren, ikisini yaralayan katilin hırsızlık ve tehdit suçlarından da kaydının bulunmuş olmasına rağmen tahliyesi (?!) birçok muammayı içinde gizlemişe benziyor..??!!
Yaşanan saldırıya dair İçişleri Bakanlığının ve Adalet Bakanlığının yaptığı açıklamaya; deyim yerindeyse, "kanseri aspirinle tedavi etme yöntemi" denir...!!??
Sevgili okurlarım,
Sonunda söylenecek olanı başından söylemek gerekirse, CHP liderine yönelik saldırıda net biçimde koruma zafiyetinin olduğu aşikardır..!!??
Öyle ki, koruma işi, sadece kişinin yakından korunması değildir. Araç korunması, çevre ve alan korunmasıyla bir bütün olarak dikkate alınmalıdır..!!
Bilhassa ifade etmek gerekirse, Özgür Özel'e yapılan bu saldırı öncesi yapılacak risk analizlerine göre önlem almak İstanbul Emniyeti’nin bizatihi sorumluluk alanlarındadır..!!
İstanbul Emniyeti'nin, "araç park alanının yeterli olmamasından kaynaklanan durum" diye açıklama zorunda kalışı, düşündürücü ve oldukça da vahim bir durumdur..!!??
Zira;
Koruma konularını yakından bilenler, korunacak kişilerin, araçlarının uzakta olduğu yere kadar yürütülemeyeceğini iyi bilirler..!!
Mesela, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bırakın, kabinedeki bakanları ya da MHP lideri Bahçeli’nin makam araçlarından uzakta tutulduğu görülmüş müdür?
Makam aracı Özel’in çıkacağı sırada yakına getirilse büyük olasılıkla saldırı gerçekleşmeyecekti!
Ayrıca;
Risk analizinin yükseldiği şu günlerde üst düzey emniyet müdürü rütbesindeki koruma müdürünün koruduğu kişinin yanında ol(a)maması, güvenlik zafiyetini yaratan diğer bir etken olarak karşımıza çıkmıştır..!!
Şimdi bu tespitlerin ışığında, Özel’e yönelik saldırı olayında zafiyet olup olmadığına önce CHP Genel Merkezi’ni yönetenler sonra da siz değerli okurlarım karar versin.
Kendisinin güvenlik risk durumunun yükseldiğini kabul etmek zorunda. Koruma uygulaması sırasında elbette halkla iç içe olacağı durumlar olacaktır. Bunun planlamasını da yine koruma uygulaması sırasında gerçekleştirmek mümkündür..
Sevgili okurlarım,
Düşünmesi bile kötü, ya Tengioğlu’nun elinde bıçak ya da silah olsaydı? Bugün neyi konuşuyor olacaktı bu ülke? Maazallah..!!
Bir başka husus ise, aç olduğunu söyleyen bir kişinin İstanbul’da apart otelde nasıl kalabildığı hususu, cevabı bulunması gereken en basit sorulardan biridir..!!??
*
Hülasa;
Düşünen ve "neden, niçin, nasıl" diyebilen Bir Türk vatandaşı olarak, nihai diyeceğim o dur ki;
Bu soruların yanıtlarını bulmak ve olayı aydınlatmak için müthiş polis olmaya gerek yok, sadece biraz liyakat, biraz ciddiyet, biraz mesuliyet yeterlidir..!!
Dilerim, 14 Asır önce insanlara reva görülen "Muaviye ve Yezit siyaseti"nin uğrattığı mahrumiyetler, günümüzde de nüksetmez..!!
Madem başka Türkiye yoktur; o halde, heybeti, turpu ve Bizans oyunlarına tevessül etmeden, adalette, hakta, hukukta, ahlakta ve insanlıkta buluşup çözümlere beraber ulaşmak gerekir..!! NOKTA..!!
*
Küfrü ve hakareti, cüret sananlar (!? ) değil
Masumlar üzerine korku salanlar (!?) değil
Yalanla, yanlış ile kara çalanlar (!!) değil
Hakikatten haz alan, faziletten beslenir
Haramın lügat adı, kazanç ve kar oldukça
Bozulan ahlak, hukuk; çatlayan ar oldukça
"Emevi siyaseti," (!!) ülkemde var oldukça
"Kirli siyasetçiler", felaketten (!!) beslenir
Nasihati, hutbesi, safsata, yalan (?!) yerde
Havuzu haram ile boşalan, dolan (!?) yerde
"Şüpheli abdest" ile imamlık olan yerde
Din alıp, din satanlar (?!) ibadetten beslenir