Bilenle bilmeyen, eş değil madem
Doğruyu yanlışa kul etmek niye
Madem ki hakikat müstesna erdem
İstismar yoluna (?!) çul etmek niye
Karanlığa teslim olan (!) kafalar
Sanmayın ki, çıkmak için (?!) çabalar
Mademki gündüzün aydınlığı var
Geceyi kendine mal etmek niye
Kendi yanlışına "doğrudur" dersin
Hakikat olana bühtan (!) edersin
Aksine giderek, (?!) bedel ödersin
Değerli olanı pul etmek (?!) niye
*
Sevgili okurlarım,
Ben de sizler gibi, "Ülkemde hoyratlıkların azaldığı, göz ve gönül okşayan güzelliklerin öne çıktığı yeni bir sabahta uyanmaya" hasretlik çeker dururum..!!
Ama ne çare..!!
Atasözümüzün işaret ettiği gibi "Ölümü gösterip sıtmaya razı olmamızı" lütuf olarak kabul etmemizi dayatanlar, şevkimizi de umudumuzu da, kırmaktan geri durmuyorlar..!!
Bu nedenledir ki; (?!) Milletçe ülkem ahvaline her bakışta, derin burukluk içinde "ah, eyvah" çekip dururuz.!!
*
Sevgili okurlarım,
Türkiye öyle bir ülke haline getirildi ki, kimse yarınından emin olamıyor..! Tebessüm etmekten çoktan vazgeçmiş halde...?!
Şöyle ki;
Bilhassa da 22 yıldır ülke idaresini elinde bulunduran "malum şahsımı siyasi iradesi"; kafa arkasında yedeklediği (?!) akıl izan kabul etmez hoyratlık içinde, sosyal, hukuksal, eğitimsel, inançsal, ahlaki, vicdani, hülasa hercümerc eylemediği, ayarını bozmadığı değer bırakmamıştır,..!!
"Nereye kadar..??!!" demeden önce, kendimizi sorgulayıp, gereğini yapmada, millet olarak bir hayli geç kalmış olduğumuzu görmemiz gerekiyor..!!
Bilhassa da İnsanı insan yapan, güvenin, sevginin, saygının, paylaşım duygusunun, empatinin uzağına düşürüldüğümüzü içimizi acıtsa da yok sayamayız.!!
Hülasa, okuyan, okumayan, bilen, az bilen, hiç bilmeyen, yaşlı, genç, erkek, kadın, öğreten, öğrenen millet olarak, gelinen nokta bu..!!
İnkarı mümkün değil..!!
Zira:
* Halen, "ülkemiz ürettiği ile kendisine yeten 7 ülke arasındadır" diyemez haldeyiz..!!
* Gönül rahatlığı ile halen "ülkemizde yatağına aç yatan insanımız yoktur" diyemiyoruz..!!
* "Evrensel ve ulusal hukuk kuralları, hassasiyetle ve adilane uygulandığını söylemek mümkün değil..!!
* 22 yıldır iktidarda olan şahsım idaresinde; nüfusu 85 milyonu aşan ülkemizde, "refah seviyesinin iyileşğini, hiç kimse sosyal yardıma muhtaç olmaksızın 'dert üstü, murat üstü' gül gibi geçindiğini, işsizlik, aşsızlık derdinin olmadığını Milletçe söyleyemiyoruz..!!
*. Ülkede "Kuvvetler ayrımı ilkesi"nin korunduğunu, İktidar mensupları başta olmak üzere, hiç kimsenin yargıya müdahalesi yoktur... Unvanı "Cumhuriyet" olan savcılarımız ile adalet dağıtan yargılarımı, cüzdanları ile vicdanları arasına sıkışmamıştır.." dememiz inandırıcı olamaz noktaya gelmiştir..!!
* Ülkemizde, "işin ehline verilmesi" demek olan liyakat ilkesinin varlığından söz etmek olası değildir..!!
* Ülkemizde Adalet Bakanı, milletin karşısına geçip, " hukuk herkes için vardır... Eşitlik ilkesi azami titizlikle ve siyasi müdahale olmaksızın uygulanmaktadır..!!" dediğinde ülke nüfusunun yüzde seksen dokuzu inanmamakta ve gülüp geçmektedir..!!
* Aynı Adalet Bakanı yine milletin karşısına geçip, "Cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bilim insanı, akademisyen, gazeteci, yazar, hukukçu, siyasetçi, belediye başkanı, siyasi parti genel başkanı, öğretmen, öğrenci bulunmamaktadır" dediğinde, vatandaş gülüp geçer olmuştur..!!
* "Gizli tanık, dijital suç üretme yoluyla, kalemleri ellerinden alınıp, ters kelepçe takılan ve hürriyetleri kısıtlanan gazeteci, yazar ve benzeri medya mensubu, potansiyel cumhurbaşkanı adayı olabilecek siyasi tutsak bulunmamaktadır." diyebilmek ne mümkün..!!
* Mevcudu 400 bini aşmış tutuklu ve hükümlüye, mevcut cezaevlerinin yetersizliği nedeniyle, yenilerine ihtiyaç duyulduğunu" ifade eden ilgili ve yetkililerin beyanlarına olağan denebilir mi..!!
*
Sevgili okurlarım,
Bu günkü konumuzu, "dramatik ironi" yaparak noktalamak istedim..!!
Toplumun bilhassa siyasi iktidara, yargıya, hakka, hukuka, adalete olan güvenin yüzde 11'leri gösterdiği, günümüz Türkiye'sinde;
Bilhassa da kendilerine muhalif gördükleri, (yazar, çizer, siyasetçi, yerel yönetimin seçilmiş başkanlarını, öğrencileri, öğretmenleri, bilim insanlarını, üniversite öğrencilerini, medya mensuplarını, "GİZLİ TANIK, DİJİTAL SUÇ ÜRETME" yöntemiyle tutukladılarını dikkate alarak (?!) ifade edecek olursak;
"DÜNYA TUTSAKLARARASI BİLGİ YARIŞMASI" düzenlenmiş olsa, benim ülkem, aynen cezaevlerinin sayıları ve doluluk oranlarında olduğu gibi bilgi yarışmasında da açık ara dünya birincisi olur..!!
Çünkü tutsak olmamış vatandaşlardan bir kısmı belediye banklarına dizilmiş seksenlik emekliler, bir kıxmı okur yazarlığı yeterli olmayan ve sosyal yardımlara endeksli (?!) yoksul vatandaşlar ve "kimsesini arayan Kimsesizler"dir..!!??
Sevgili okurlarım,
Buna rağmen ,"şahsım iktidarının" üç gün daha iktidarını sürdürmek pahasına, Anayasa hükümlerini, yargının bağımsızlık ilkesini dahi tanımazdan gelerek, bilhassa da aydın kesimi susturmaya, sindirmeye dönük, ceberrutluklarına devam etmekten geri durmuyor..!!??
Nereye kadar..??!!
Ama toplumun her kesimindeki uyanışları, ayağa kalkarak sokaklara ve meydanlara akın etmeleri, tünelin ucundaki ışığı yakınlaştırdığını rahatlıkla söylemek mümkündür..!!
*
Hakikat haz etmez, "mimli" şeylerden
Ayırmak gerekir, (?!) tuzu şekerden
Menzile eren yok (!) şiddetten, şerden
Düşman hukukunu yol etmek (?!) niye
Nefrete götürür (?!) eza, cefalar
İşi kolay kılan sevgi, barış var
Huzur verir, hoşgörüde yarışlar
Gönül alan dili lal etmek (?!) diye
Elele vererek, "biz" olmak varken
Kamilin dilinde söz olmak varken
Edep, erkan ile öz olmak varken
Mahçup eden şeye el etmek (?!) niye