Sene-İ Devriyesinde, her geçen gün harlanan tarifsiz özlemin imbiğinden süzülenler..!!
**
Yüce Rabbim, hiç kimseye evlat acısı vermesin..!!
**
AH BENİM CANIM OĞLUM..!!
Bu kaçıncı Ağustos'un on dördü
Yürek yangınından (!!) sayamıyorum
Hasretler. (!!) püsküren (!) volkana döndü
Soğutup (!!) kenara koyamıyorum
Ah benim can evim, ciğerim, özüm
Nere baksam seni arıyor (!!) gözüm
Tebessüm terketmiş (!!) hüzünlü yüzüm
Ötesini (?!) görüp, duyamıyorum
Allah''ın lütfu ki (...) evlat insana
Ondandır özlemim (!) bir başka sana
"Babam sen nasılsın??" diyorsan bana
"Çok şükür, iyiyim" (?!) diyemiyorum
"Baba-oğul" sohbetini özledim
O sebepten, gelir diye (!!) gözledim
Hasretimi (!!) yüreğimde gizledim
Bir türlü (!!) vuslata eremiyorum
Özüm, iki gözüm, canım Oktay'ım
Ben senin yoluna kurban olayım
Sensiz hem gurbetim (!!) hem de sılayım
Kimseye sırrımı (!!) veremiyorum
Sensiz halim (!) karakışta, boranda
İçim, dışım enkaz olmuş, viranda
Şu iki kapılı (!!) çatısız handa
Ahvalini (?!) hayra yoramıyorum
Ne gündüzüm gündüz, (!!) ne gecem gece
O yokluğun (!!) sonu gelmez işkence
Ne bugünden sonra (!?) ne dünden önce
Sensiz hayal dahi (!!) kuramıyorum