(Birinci Bölüm)
Sevgili okurlarım,
,
Tarih; "Altı Şubat", asrın afeti
Bir duyduk ki, devlet kalmış (!!) enkazdan
Yaşayan milletti (!!) o kıyameti
Bir duyduk ki, devlet kalmış (!!) enkazdan
Adeta sönmüştü gözlerin feri
Sanki daralmıştı (!) umudun yeri
Millete aitti (!!) , çığlık sesleri
Bir duyduk ki, devlet kalmış (!!) enkazdan
Temeller ayakta (!!) çatılar altta
Dağ düze inmişti "Altı Şubat"ta
Millet kalmalıydı, derken hayatta
Bir duyduk ki, devlet kalmış (?!) enkazdan
Önlemsizlik "kader" değil, ihmaldir
Önce önlem almak, ehli kemaldir
Yaşanılan bile bile (!!) zevaldir
Bir duyduk ki, devlet kalmış (!!) enkazdan
Doğrulmaz haldeydi, milletin beli
Aranır olmuştu (!!), devletin eli
Kimi çağırmalı (?!) haber etmeli
Bir duyduk ki, devlet kalmış (!!) enkazdan
*
Sevgili okurlarım,
Araştırmacı gazeteci merhum Uğur Mumcu Üstat, şöyle derdi:
"BİLGİSİ OLMAYANIN FİKRİ OLMAZ..!"
Ne doğru bir tespit değil mi?
Hakikatleri savunmada bilgisizliğin yeri yoktur..!! Bedel ödemek pahasına da olsa, bilgili olmak ve fikir beyan etmek bir başka güzeldir...
*
Asıl konumuza dönecek olursak;
Topraklarının yüzde 96'sı fay hatları üzerinde bulunan ülkemizde,sıkça, yaşanan şiddetli depremlerin sebep olduğu ölümleri ve yıkımlları yapılaşmada aynı kusurların tekrarı hukuki, ahlaki, vicdani ve insani izahı olamaz..!! Ve asla savunulamaz..!!
*
Sevgili okurlarım,
45 yıllık kamu görevim süresince, ülkemizde yaşanmış olan büyük depremlerde, (Bingöl, Düzce, Kaynaşlı, Gölcük, İstanbul Avcılar, Adapazarı) resmi ve gönüllü olarak aldığım görevler esnasında enkazlardan gelen o dayanılmaz çığlıkları asla unutamam..!!
Bu noktadan hareketle, aynı acıların ve aynı çığlıkların bir daha yaşanmaması adına, bulunduğum deprem bölgelerinde tespit ettiğim sağlam kalmış yapılar yanındaki enkaz görüntülerini birlikte resmederek, gelecekte bu korkunç görüntülerin bir daha yaşanmaması için dikkatlere sunmaya çalıştım...!!
Hatay'a döndüğümde, Resmettiğim o yüzlerce enkaz fotoğraflarını M. E. Bak.lığı Salonunda, Hatay merkezde ve tüm ilçelerinde sergileyerek, toplumun her kesimine, "depremin değil sağlam yapılmamış (!!) binaların öldürdüğünü" vurgulayarak,"deprem bilinçlendirme" çalışmalarım ara vermedim...
Bu hususta katkı yapan, başta Hatay Valiliği olmak üzere tüm duyarlı dostlara şükranlarımı arz ediyorum..
Sevgili okurlarım,
Ayrıca Hatay Valiliğinin ve Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğünün görevlendirmeleriyle, bir program dahilinde 15 ilçenin ilk, orta ve lise öğrencilerine (yaklaşık 110 bin kişi) ve öğretmenlerine "deprem öncesi, esnası ve sonrasına" yönelik alınacak önlemleri esas alan konferansları verdim. Aralıksız sürdürdüğüm bu çalışmalarımı değerlendiren, Hatay Valisi Sn Abdülkadir Sarı, "Türkiye'nin Deprem Dedesi" diye anılan Kandilli Rasathanasi Müdürü Prof. Dr.merhum Ahmet Mete Işık ara ile beni makamında bir araya getirip, basın mensuplarına; "Türkiye'nin Deprem Dedesiyle Hatay'ın Deprem Dedesini buluşturduk" diyerek yerel ve genel gazete manşetlerinde haber yapıldı..
BU yöndeki hassasiyetim Hatay genelinde görülmüş olmalı ki, "Hatay'ın Deprem Dedesi" olarak anılmaya başladım...
*
Sevgili okurlarım,
Aradan 10 yıllar geçmişti ki, büyüklüğü 7.7 ve 7.6 olup, "Asrın Afeti" diye anılan "Kahramanmaraş merkezli; 11 ili yıkıma uğratan "6 Şubat Depremi"nde, eşimle birlikte enkaz altında kalanlar arasında yer aldık..!!
Antakya merkezdeki evimiz enkaza dönmüştü..!!
Yani, sizin anlayacağınız, bir zamanlar, afetlerde "yardıma koşan" kişiyken, bu defa "Asrın Afeti"nde kurtarılmayı bekleyenlerden olmuştuk..!!
Sevgili okurlarım,
Muhtelif tarihlerde Türkiye'de yaşanmış depremleri ve korkunç can kayıplarını, kronolojik olarak sunup, depremzedelere yurt içinde ve yurt dışında yapılan ayni ve nakdi yardımların zamanında ve yeterli düzeyde yerine ulaşıp ulaşmadığı (?!) hususunda eriştiğim bilgileri bir sonraki köşe yazımda paylaşmaya çalışacağım.
Afetsiz ve güvenli yaşam diliyor, saygılar ve sevgiler sunuyorum.
(DEVAMI YARIN..)