Hamile veya Süt Emziren Kadın Tutmadığı Oruçlar İçin Fidye Vermeli mi?

  • Yazar :Adnan Arslan
  • Eklenme Tarihi :06.05.2022 11:18
  • Güncelleme Tarihi : 03.10.2022 15:25

Soru:Hamile veya Süt Emziren Kadın Tutmadığı Oruçlar İçin Fidye Vermeli mi?

Cevap: Şafiî mezhebine göre hamile veya süt emziren kadın, güç yetiremediği için oruç tutmazsa yıl içerisinde uygun bir vakitte kazasını yapar. Ancak kendisi için değil de bebeği için oruç tutmazsa kaza ile birlikte ayrıca fidye vermesi gerekir. Bu hüküm, kendisinden dolayı değil de -velev çocuğu olsa dahi- başkası nedeniyle oruç tutmayan herkes için geçerlidir (İbnü’n-Nakîb, Umdetü’s-Sâlik, s.254). Yıl içerisinde kaza edilmesi gereken oruç bir sonraki yıla sarkarsa ayrıca fidye verilmelidir. Fidye yıl geçtikçe katlanır (Umdetü’s-Sâlik, s.263). Hanefî mezhebine göre yukarıda zikredilen sebeplerden dolayı kişiye fidye gerekmez, sadece kazanın yapılması kafidir (Mevsilî, el-İhtiyâr, I, 312). Şafiî mezhebine göre fidye, fıtır sadakasının dörtte biri (1/4) miktarındadır. Fidyenin para olarak verilmesi fakirler açısından daha evladır.

 

Soru : Camiide sesli Kur'an okunuyor ve bazı dinleyenler de var. Bu durumda namaz kılmamız caiz midir?

Cevap : Kur'an-ı Kerim’i okumak ibadettir. O anlaşılsın diye inmiştir. Hem lafzı, hem de manası Allah (cc )’ın Kelamıdır, mu’cizedir.

Hatim etmek ve okumak sünnettir. Dinlemek ise farz-ı kifayedir. Kur'an okunurken dinleyen varsa orada namaz kılmak caizdir.

Kur'an’ı okuyan için her harfine on sevap yazılır.

Ayrıca, genelde farzlar sünnetlerden daha sevaptır. Üç yerde ise tersinedir. Yani sünnet farzdan daha sevaplıdır.

1. Kur’an'ı okuyan dinleyenden daha çok sevap alır.

2. Selam vermek sünnet almak farzdır ama selam vermek daha sevaptır.

3. Borçlunun borcunu vermesi farzdır ama borç verenin borcu geri almayıp, bağış yapması sünnettir.

Bu üç durumda sevabın çoğunu Sünneti işleyen alır.

 

Soru:İlk çocuğuma hamileyim. Fitresini vermemiz gerekiyor mu?

Cevap: Sadaka-ı Fıtır Ramazan bayramının ilk günü fecr-i sadık yani imsak vaktinde vacip olur. Eğer evladımız bayramın ilk günü imsaktan önce dünyaya gelirse fıtır sadakasını babasının vermesi vacip olur. Yok eğer, imsaktan sonra dünyaya gelirse fitre gerekmez. Ölüm halide bu durumun tersinedir. İmsaktan önce vefat eden Müslüman için fıtır sadakası gerekmez. Ama imsaktan sonra vefat ederse, maddi durumu da iyiyse fıtır sadakasını vermek vacipdir.

 

Soru:Oruç tutmamızın uygun olmayan günler hangileridir?

Cevap: Yılda beş gün var ki bu günlerde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Ramazan bayramının 1. günü ve Kurban bayramının 4 gününde oruç tutmak yasaktır.

Keffaret orucu bu günlere denk gelirse keffaret bozulur ve yeniden başlamak gerekir.

Sadece Cuma günlerinde nafile oruç tutmak tenzihen mekruhtur. Bir gün öncesiyle veya sonrasıyla beraber tutmak daha iyi olur.

Aynı Cuma günü gibi yalnız Cumartesi veya yalnız Muharrem’in onuncu gününde de nafile oruç tutmak tenzihen mekruhtur. Ama bir gün öncesinden veya sonrasından tutmanın mahzuru yoktur.

 

Soru : Ramazan’ı takip eden Şevval ayında altı gün oruç tutmanın dinimizde yeri var mıdır?

Cevap : Evet, vardır ve sahihtir. Ramazan ayından ve bir gün olan bayramından sonra, Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabdır. Sanki Ramazan’la  beraber bütün yıl oruç tutulmuş gibi sevap alınır.

Ayrıca Ramazan ayında tutulan oruçlardaki kusur ve noksanları telafi eder. Yani, kıyamet günü farz ibadetlerde meydana gelmiş noksanlıklar, nafile ibadetlerle  giderilecektir. Bu altı gün, peş peşe tutulacağı gibi ara verilerek tutmak da caizdir.  Şevval orucunu ara ara  tutmak faziletlidir.

Bu altı gün Ramazanda tutulamayan oruçların yerine olmaz. Ramazanda tutulamayan oruçlar için kaza niyeti yapılır. Şevval’in altı günü için ise nafile niyeti yapılır. Her ikisine birden tek niyet geçerli olmaz.En doğrusu önce varsa kazaları bitirmek sonra altı günü tutmaktır.