Cuma namazının farzını kılarken, niyet ettim bu vaktin farzını kılmaya, uydum imama desem, yeterli midir?

  • Yazar :Adnan Arslan
  • Eklenme Tarihi :13.05.2022 11:29
  • Güncelleme Tarihi : 27.05.2022 21:08

Soru: Cuma namazının farzını  kılarken “niyet ettim bu vaktin farzını kılmaya, uydum imama“ desem, yeterli midir?

Cevap: Hayır, böyle niyet edilmesi Cuma namazının farzının niyeti için yeterli değildir.

Çünkü “Cuma namazının farzı için“, “vaktin farzı“ diyerek niyet etmek olmaz. Zira asıl vakit, öğle namazının vaktidir. Doğrusu; "Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama" demektir.

İmamı ismen belirlememek lazımdır. Çünkü “uydum Ahmet hocaya“ diye belirlenir de, imam başkası ise namaz olmaz.

Namazların kaç rekat olduğunu niyette söylemek gerekmez.

Niyetle tekbir arasına namaza aykırı (yeme-içme ve konuşma vb.) bir şey girmemelidir. Yani imam “safları düz tutalım“ dediyse niyeti bu açıklamadan sonra yapıp hemen tekbiri getirmelidir.

Niyet namazın şartıdır, farzıdır.

 

Soru:Sabah namazının sünnetinden önce veya farzından sonra kaza namazı kılabilir miyim?

Cevap: Evet, kılabilirsiniz. İmsaktan güneş doğuncaya kadar sabah namazının sünnetinden başka nafile namaz kılmak mekruhtur. Ama kaza namazı kılmak caizdir. Kaza namazını sabah namazının sünnetinden veya farzından önce de, sonra da kılmak caizdir.

Kural olarak şunu söyleyebiliriz; Kaza namazı Güneş doğduktan sonra ve güneş batmadan önceki 45 dakika ve öğleden önceki yaklaşık 20 dakika dışındaki tüm vakitlerde kılınabilir.

 

Soru:İmam cemaate öğlen namazını kıldırıyorken ikinci rekatın secdesinde yetiştim. Ayağa kalkmalarını beklemeli miyim? İmama nerde uymalıyım? Namazı nasıl tamamlamalıyım? Sehiv secdesi gerekir mi?

Cevap: İmam hangi rükündeyse niyet ve iftitah tekbirinden sonra imama uyarsınız. Size, ilk rekatı kaçırdığınız için mesbuk (rekat kaçıran) denir. Niyetten sonra ayakta namaza başlama tekbiri alırsınız ki bu tekbiri ayakta almak şarttır. Sonra imam secdede olduğu için siz de tekbir getirip secdeye varırsınız. Rükusunda yetişemediğiniz için 2. rekatı da kaçırmış olursunuz.

Bundan sonra 3. ve 4. rekatı imamla kılar, son oturuşta imam soluna “Es selamu...”  deyince ilk iki rekatı kılmak için ayağa kalkarsınız. Sübhaneke, Euzü-Besmele, Fatiha ve ilave bir sure okur, rükû secde ile kaçırdığınız 1. rekatı kılarsınız. Sonra kalkar, Besmele-Fatiha ve Zamm-ı Sure okur kaçırdığınız 2. rekatı da tamamlar, son kadeyi yaparak selam verirsiniz. Sehiv secdesi yapmazsınız.

 

Soru:Babanın kendisine iyi davranmadığından hatta kalbini kırdığından, eziyet ettiğinden dolayı çocuklarından birini mirastan mahrum bırakmak amacıyla evlatlıktan çıkarması caiz midir?

Cevap: Hayır, caiz değildir. Bir kimsenin mirastan mahrum kalma sebepleri farklıdır. Bunun yanında evlatların baba ve anneye iyi davranmamaları, dinin gerekli gördüğü konularda yardımcı olmamaları, onları incitip, kalplerini kırmaları vb. büyük günahtır. Şüphesiz dinimize göre ebeveynin evlatları üzerinde, evlatların da onlar üzerin de hakları vardır. Her Müslüman üzerine düşen görevi yerine getirmek mecburiyetindedir.

Anne/babanın bu sebeplerden dolayı çocuklarını evlatlıktan çıkarmaları ve mirastan mahrum bırakmaları caiz değildir. Bundan dolayı bir kimsenin böyle davranan bir çocuğu için; “vasiyetim olsun, şu çocuğuma, bıraktığım mirastan vermenizi istemiyorum” sözünün hiçbir hükmü yoktur.

 

Soru: Özel halimde kılamadığım namazlarımı kaza ediyorum. Bu yaptığım doğru mu?

Cevap: Hayır. Doğru değil. Hayız(ay hali) ve Nifas(lohusalık) hallerinde  hanımefendiler namaz kılmaz  ve oruç tutmazlar.

Hüküm olarak Haramdır.  Daha sonra Namazı kaza etmez ama Oruçunu kaza eder. Oruçu kaç gün tutamadı ise o kadar gün birbiri peşine kaza edebileceği gibi aralarla da tutabilir.

Özel hallerde değilde diğer zamanlarda kılınamayan namazları kadın-erkek her müslümanın kaza etmesi Farzdır.

 

Soru:Biz İstanbul’da yaşıyoruz. Babamız “ölürsem, cenazemi Hasan Hocam yıkasın ve beni köyüme defnedin” diye bize vasiyet etti. Bu vasiyeti yerine getirmek mecburiyetinde miyiz?

Cevap: Hayır. Bu vasiyeti yerine getirmeniz farz, vacib değildir.

Ekonomik imkan, zaman, iklim vb. durumlar müsait ise yerine getirmek şart değil mubahtır. Yani Hasan Hoca mümkünse yıkar, yoksa başka bir hocamız yıkar. Günah işlenmiş olmaz. Diğer yandan örneğin bir hanım eşine veya bir bey eşine; “ben ölürsem vasiyetim olsun evlenmeyesin” diye söylese, bu ifade, nassa (Ayet-i Kerime veya Hadis-i Şerif) aykırı olduğu için meşru değildir. Geçerliliği yoktur.

Vasiyet, ölüm sonrasıyla ilgilidir ve mirasçı (varis) olmayan birisini kendisine vasiyet ederek mal sahibi yapmaktır.

Ayrıca kul hakkı olan borçları, Allah (cc) hakkı olan oruç fidyesi, yemin keffareti, zekat, hac vb. konuları vasiyet etmek gereklidir, vacibdir.

 

Soru:Öğlene doğru biraz kustum. Orucumu yemedim. Benim orucum bozuldu mu?

Cevap: Orucunuzu yemediğinize çok iyi yapmışsınız. Bir insan ağız dolusu veya az-çok kusarsa ve bu da isteği dışında olursa orucu bozulmaz. Ağıza doğru gelirken tekrar geri, isteksiz giden kusmuk da orucu bozmaz.

Ancak, ağız dolusu olur ve aynı zamanda kendi isteğiyle kusarsa oruç bozulur. Ayrıca ağzına gelen kusmuğu kendisi isteyerek az veya çok geriye yutarsa yine orucu bozulur.

Bu durumda oruca devam edilir ve ilerde günü gününe kaza yapılır. Oruca devam edilmez de yenirse  de keffaret değil, kaza gerekir.

Tükrük veya boğazdan gelen balgam geriye yutulsa oruç bozulmaz.

 

Soru:Yarışmalardan elde edilen para helal mıdır?

 Cevap: Şartlarına riayet edilmesi kaydıyla helaldir. Yarışmalarda “ ben kazanırsam sen ver, sen kazanırsan ben vereyim” anlaşması tamamen kumardır.

Ama yarışma yapan, yarışandan bir menfaat elde etmiyor ve üçüncü şahıs bundan bir zarar görmüyor ve bir emek karşılığı (bilgiyi bilmek vb. gibi) ise alınan mükafat ( ödül) helaldır.