Sözümüzün güçlü olması gerekir

  • Eklenme Tarihi :02.02.2024 | 11:31
  • Muhabir :Haber Merkezi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bizim derdimiz bölgede güveni, istikrarı ve refahı sağlamaktır.

Sözümüzün güçlü olması gerekir

 

Bizim derdimiz, dünyada birbirleriyle dalaşan bir şekilde birbirleriyle çelişen bu güçlerin dünyayı bir küresel cehenneme çevirmelerinin önüne geçmek, barışı ve istikrarı temin etmektir. Bunun için mücadele ediyoruz." dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gençlik ve Spor Bakanlığınca Ulus'taki Birinci Meclis Binası'nda düzenlenen Diplomat Akademi Kampı Kapanış Dersi Programı’nda yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin ilan edildiği, tarihi kararların alındığı, nice müzakerelerin ciddi bir şekilde sürdürüldüğü mekanda, Cumhuriyet’in kurucu önderlerine ev sahipliği yapan tarihi Birinci Meclis’te akademi öğrencilerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TBMM kurulduğu günden itibaren milletin iradesinden başka hiçbir iradeye eyvallah etmemiş, hiçbir iradeye boyun eğmemiş olan milli bir kararlılığın da merkezidir.” diyen Kurtulmuş, bundan sonra da nasıl geçmiş dönemlerde önemli bir noktada durduysa bundan sonra da TBMM’nin, milli iradenin karargahı, tecelligahı olarak devam edeceğini belirtti.

Gençlik ve Spor Bakanlığınca bu sene sekizincisi gerçekleştirilen kampın, her sene farklı konuları ele alarak gençlerin daha iyi yetiştirilmesi için gayret gösterildiğini ifade eden Kurtulmuş, emeği geçenleri tebrik etti, gençlere de üstün başarılar diledi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Türkiye'nin en büyük gücünün inanmış, kenetlenmiş ve milli hedefler istikametinde güçlü bir şekilde yürüyen yetişmiş genç kadrosu olduğuna inananlardanım. Bu büyük güç, şu anda Allah'a çok şükür 85 milyonluk bir nüfusa sahibiz ve bu nüfusun kahir ekseriyeti genç arkadaşlarımızdır ve gençlerimizin eğitim oranı da giderek artıyor; biz artık ülkemizde, okulumuzda gördüğümüz kendi akranlarımız arasında değil dünyanın bütün milletlerinin çocuklarıyla evrensel alanda mücadele edebilecek geniş bir müktesebata sahip olarak yetişeceğiz. Bunun için bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz, edeceğiz. Türkiye'de gençlerimizin daha güçlü bir şekilde yarına hazırlanması için elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız.” ifadesine yer verdi.

Kampta yer alan gençlerin kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, siyasal bilgiler fakülteleri gibi diplomasi alanıyla ilgili alanlarda eğitim gördüğünü dile getiren Kurtulmuş, “Aranızdan ümit ediyorum ki çok sayıda nitelikli dış politika uzmanının, çok iyi Dışişleri Bakanlığı mensuplarının yetişeceğini biliyorum. Aranızda çok kabiliyetli büyükelçilerin ve çok kabiliyetli Dışişleri Bakanlarının da yetişeceğinden adım kadar eminim. Hepinize bu yolda başarılar diliyorum.” diye konuştu.

- "PKK ve ardından PYD/YPG gibi unsurların kimlerden nasıl destek aldıklarını biliyoruz"

Kurtulmuş, içinde bulunulan sürecin, dünyanın en problemli en büyük çatışmaların en büyük gerilimlerin yaşandığı dönemlerinden olduğunu, hatta İkinci Dünya Savaşı öncesindeki döneme neredeyse birebir benzediğini belirtti.

Dış politikanın temellerinden birisinin, dünyada aslolanın “denge durumu” olduğunu anımsatan Kurtulmuş, bugünkü problemin kaynağının da özellikle soğuk savaş sonrasındaki dönemde gelişen dünya olaylarının dünyada bir dengeyi ortada bırakmadığını vurguladı.

Bugün tam manasıyla bütün kurum ve kurallarıyla bir dengesizlik durumunun söz konusu olduğunu söyleyen Kurtulmuş, çok farklı bölgelerde, çok farklı ülkelerin menfaatlerinin ortaya çıktığı ve gerçekten hiçbir ülkenin bir diğerine karşı üstünlük sağlayamadığı, süper güçlenenlerin, süper zafiyetlerinin ortaya çıktığı, başka bölgelerde de bölgesel güç olarak telakki edilen bazı ülkelerin güçlü bir şekilde ileriye doğru atıldığı dönemden geçildiğini ifade etti.

Terör örgütleri üzerinden yeni denklemlerin kurulmaya çalışıldığı bir dönemin de ortaya çıktığına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Hatta daha açık söyleyebiliriz. Bazı batılı ülkeler terör örgütlerini kendi dış politikalarının bir kartı olarak görmüş, bunları bir araç haline getirmişlerdir. DEAŞ'ın kısa bir süre içerisinde kurularak Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgemizdeki halkları rahatsız eden, bütün bölgelerde istikrarsızlaşmayı sağlayan bir unsur haline getirildiğini herhalde çok yakından takip ettik. Aynı şekilde yıllardır Türkiye'nin başına bela edilen önce PKK ve ardından PYD/YPG gibi unsurların kimlerden nasıl destek aldıklarını, kimlerden nasıl silah temin ettiklerini, dünyanın hangi büyük ülkelerinin başkentlerinde anlı şanlı siyasi bürolar açılarak siyasi destek aldıklarını çok iyi biliyoruz. Dünyada kendi güçlerini kaybetmekte olduklarını görenler terör örgütleri üzerinden güç denkleminde yeni güçler elde etmeye çalışıyorlar. Bunun maalesef en büyük istikrarsızlığa muhatap olan bölgelerin başında da içinde bulunduğumuz Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlar coğrafyası gelmektedir.

Bu dönemde 2000’li yılların başından itibaren son 24-25 yıldır yeni savaş türleriyle de karşılaştık. Hibrit savaşlar dediğimiz birtakım yeni savaşlar ortaya çıktı. Hani eskilerin bir lafı silah çıktı mertlik bozuldu diye. Şimdi maalesef bu yeni savaş türleri çıktı, mertlik tamamen ortadan kayboldu. Terör örgütleri üzerinden verilen vekalet savaşları, ticaret savaşları, ekonomik savaşlar, dünya güçleri arasında büyük mücadelenin araçları haline döndü. Hatta şunu da söyleyebiliriz ki bu anlamda terör örgütleri sadece kendilerine yardım edenlerin, destekleyenlerin amaçlarına hizmet etmiyor, aynı zamanda küresel bir istikrarsızlık amacına da maalesef hizmet ediyorlar. Bu çerçevede terörden çok çekmiş bir devlet olarak, Türkiye olarak bu hibrit savaşlar ve vekalet savaşları üzerinden gelinen noktayı çok yakinen takip ediyor ve bunu Türkiye'nin lehine döndürebilecek adımları atmaya gayret ediyoruz.”

- "Terör örgütleri üzerinden verilen vekalet savaşı, devletler üzerinden verilmeye başlandı"

Terör örgütleri üzerinden verilen vekalet savaşının, devletler üzerinden verilmeye başlandığını belirten Kurtulmuş, “Bunun en somut örneği, Ukrayna'da devam eden Ukrayna-Rusya savaşıdır. Ukrayna-Rusya savaşı aslında Rusya'yla Ukrayna arasında Rusya'yla Batı arasında bir savaş haline çoktan dönmüştür ve küresel bir tartışmanın merkezidir. Bu anlamda başta Amerika olmak üzere Batılı ülkelerin bir kısmı Ukrayna'yı vekil bir devlet olarak kullanmaktır. Aynı şekilde Orta Doğu bölgesinde İsrail, Orta Doğu'daki yayılma politikalarının bir stratejisinin parçası olarak Amerika'nın vekil devleti olarak kullanılmaktadır. Bütün bunların hepsini Türkiye çok yakinen biliyor, takip ediyor ve bu oyunları kendi menfaatlerimiz çerçevesinde bozacak adımları atmak için gayretler sarf ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, dünyadaki siyasal sistemin değişiminin başlangıcının 11 Eylül saldırılarıyla başlayan yeni güvenlik tezleri, telakkileri ve 2008’le başlayan, pandemiyle derinleşen ekonomik sistemdeki yeni arayışlar olduğunu bildirdi.

Dünyadaki bütün bu güç denklemlerinin merkezinde Türkiye’nin bulunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye olarak fevkalade hassas ve dikkatli olmak gerektiğini söyledi.

“Son yıllarda izlediğimiz ilkeli, açık diplomasi anlayışıyla, dünyanın her ülkesiyle ve herkesle her meseleyi konuşabilen ama her konuştuğu meseleyi de açık görüşlülükle izah edebilen bir dış politika anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz. Yani muhataplarımızla kapalı kapılar ardında yaptığımız görüşmelerde başka bir şey, kamuoyunun önüne başka bir şey söylemiyoruz. Bizim derdimiz bölgede güveni, istikrarı ve refahı sağlamaktır. Bizim derdimiz, dünyada birbirleriyle dalaşan bir şekilde birbirleriyle çelişen bu güçlerin dünyayı bir küresel cehenneme çevirmelerinin önüne geçmek, barışı ve istikrarı temin etmektir. Bunun için mücadele ediyoruz.”

- “Sözümüzün güçlü olması gerekir”

Türkiye’nin dış politikasını üç temel özelliğini aktaran Kurtulmuş, bunlardan birisinin, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye'nin yüzyılı haline getirmek olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Dünyanın en güçlü sözünü söyleyebilirsiniz. Öncelikle bizim doğru sözü söylememiz, haklı olan sözü söylememiz, insani olan sözü söylememiz gerekir. Yani sözümüzün güçlü olması gerekir. Ama sözün güçlü olması tek başına yetmez. Bu sözün arkasına mutlaka bir güç koymanız lazım ki o gücün tesiri daha fazla olsun. Bunu nasıl sağlayacağız? Bilginin gücüyle sağlayacağız, demokrasinin gücüyle sağlayacağız, teknolojinin gücüyle sağlayacağız, askeri imkanlarımızın gücüyle sağlayacağız.” şeklinde konuştu.

- “Bizim üzerimize düşen, başkasının yörüngesine girmek değil, bağımsız güçlü Türkiye'nin eksenini tahkim etmektir”

“Türkiye'nin kendi eksenini tahkim etmesi”nin, dış politikadaki bir diğer temel özellik olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:“Yıllardır Türkiye'de maalesef ezik bir zihin dünyası, Türkiye'ye hep şunu söyledi. ‘Efendim, yani biz şunların, bunların karşısında istediğimizi yapamayız, tüfeğimizin kurşununda bile adamlara muhtacız. Eğer onlar istemeseler bir ordumuzun modernizasyonunu bile yapamayız. Eğer onlar istemeseler daha geçmiş dönemlerde biz memurumuzun maaşını bile veremeyiz.’ diyen bir ezik telakki var. Onun için ne diyorlardı ikide bir, ‘Türkiye sakın Batının eseninden çıkmasın. Türkiye şu ülkenin ekseninden çıkmasın. Türkiye'nin ekseri kayıyor.’ dediler. Türkiye’nin ekseni mekseni kaymıyor. Bizim üzerimize düşen, başkasının yörüngesine girmek değil, bağımsız güçlü Türkiye'nin eksenini tahkim etmektir ve onun için mücadele etmeye devam ediyoruz.”

- "Yeni bir dünya sistemi mutlaka kurulmalıdır"

Türkiye’nin dış politikadaki bir diğer temel özelliğinin, “adil, hakkaniyetli bir dünya sistemini kurulmasını sağlamak” olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, Türkiye’nin bunu tek başına yapamayacağını ama Türkiye’nin tek başına bu konuda öncülük yapabileceğini belirtti.

“Bugün İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş dünya sisteminin bütün kurumları çökmüştür.” diyen Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler’in yapısına işaret ederek şöyle devam etti:

“Üç ayı aşkın bir süre içerisinde neredeyse 30 bini aşkın insan göz göre göre, yüzde 70’i kadın ve çocuklardan oluşan bir büyük kitle yok edildi. Katliam boyutlarının çok ötesinde bir soykırım uygulanıyor. Dünyanın bütün ülkeleri neredeyse bir araya gelmiş, birkaç tane ülke dışında herkes bu insanlık suçuna karşı çıkıyor, lanet okuyor hareket edemiyorsunuz. Çünkü öyle bir dünya sistemi kurmuşlar ki, o sistem haklının hakkını vermek üzere değil, güçlünün yanında durmak üzere kurulmuş bir sistemdir. Nasıl siz Amerika orada durduğu sürece, yani veto hakkına sahip olduğu sürece İsrail’in bu saldırganlığını durduracaksınız? Dolayısıyla bizim söylediğimiz şey, yeni bir dünya sisteminin kurulmasıdır. Birleşmiş Milletler çökmüştür. Dünya bankası fonksiyonsuz hale gelmiştir. Dünya Ticaret Örgütü aynı şekilde güçlülerin kurallarının daha fazla etkin olduğu bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Hatta IMF’sinden diğer küresel ekonomik kurumlara kadar ne yazık ki pandemide ispatlandı ki Dünya Sağlık Örgütü’ne kadar bütün uluslararası kurumlar çökmüştür. Hiçbir fonksiyon icra edemiyor. Çünkü bu kurumlar sorunları çözsünler diye kurulmuş olmakla birlikte zaman içerisinde sorunları çözecek imkanları olmadığı için bir şekilde güçlülerin kontrolüne girmiş ve güçlerinin söylediğinin dışında bir fonksiyon icra edemez hale gelmiştir. Onun için ne diyoruz? Yeni bir dünya sistemi mutlaka kurulmalıdır.”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile akademi öğrencileriyle sohbet etti, fotoğraf çektirdi.