SENDİKALI ÇALIŞAN SAYIMIZ 17 BİNDEN 80 BİNE ULAŞTI

  • Eklenme Tarihi :25.01.2024 | 11:05
  • Muhabir :Haber Merkezi

İstanbul Kent Konseyi Emek Çalışma Grubu, kentin emek tarihiyle ilgili hafıza mekânları çalışması başlattı.

SENDİKALI ÇALIŞAN SAYIMIZ 17 BİNDEN 80 BİNE ULAŞTI

Bu çalışma kapsamında hazırlanan, “İstanbul’un Emek Hafızası 31 Aralık 1961 Saraçhane İşçi Mitingi Fotoğraf Sergisi”, İBB’nin ana yerleşkesi olan tarihi Saraçhane binasının Başkanlık katında açıldı. Cumhuriyet tarihinin ilk kitlesel işçi mitingini, fotoğraflarla ve dönemin gazete manşetleriyle günümüze taşıyan serginin açılışında; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul Kent Konseyi Başkanı Tülin Hadi ve DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu birer konuşma yaptı.

“BU TARİH, BİZİ BİZ YAPAN BİR TARİHTİR”

İstanbul'un hafızasının inanılmaz bilgilerle ve detaylarla dolu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Bu hafızayı güçlü kılmamız için, bunu mutlaka sergilemeli ve sahip çıkmalıyız, insanlarımıza aktarabilmeliyiz. Bunun yol ve yöntemini, hiçbir kayba uğratmadan, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekle sokabilmeliyiz. Çünkü bu tarih aslında bizi biz yapan bir tarihtir ve gerçekten dünyada eşi benzeri olmayan da bir hafızaya sahiptir. Geçmişe sırtını dönen, tarihi, gündelik siyasi çıkarı uğruna istismar eden bir anlayış ile sağlıklı bir süreç bizi beklemiyor demektir. Bunun en değerli boyutlarından birisini de emek tarihi oluşturuyor” dedi. İstanbul Kent Konseyi Emek Çalışma Grubu’nun emek hafıza mekânları çalışmasını değerli bir girişim olarak gördüğünü aktaran İmamoğlu, projeye katkı sunan DİSK’e de teşekkürlerini iletti.

“63 YILDA İLERİYE Mİ GERİYE Mİ GİTTİK?”

Söz konusu serginin, aradan geçen 63 yıllık süreçte emek mücadelesinde ileriye mi, yoksa geriye mi gidildiğinin tespit açısından yararlı olacağının altını çizen İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet tarihinin ilk kitlesel işçi mitingine sahne olmuş Saraçhane. Ben de açıkçası, itiraf edeyim ki, bu serginin ilanıyla bunu öğrendim. Hani esprisiyle, ‘Bir yaşıma daha girdim’ misali, böyle kıymetli bir anı bilmemek hususunda da açıkçası kendime birazcık kızdım. Ama belli ki, bazı önemli anların üstü örtülebiliyor. Hatta içeride esprisini yaptım: ‘Muhtemelen geçen başkanlar, bir daha böyle bir şey yaşanmasın diye bayağı üstünü kapatmışlar’ diye düşünüyorum. Ama çok özel bir eşleşmeyle ifade edeyim; hak arama mücadelesinin 2019’da da yine geçtiğimiz yıllardaki hukuki birtakım müdahaleler esnasında da Saraçhane'ye yığılan insanlarımız, şehrin ya da şehir yaşayanı insanlarının hak arama mücadelesinin merkezi olmaya devam ettiğini gösterdi bize Saraçhane’nin. Demek ki Saraçhane'nin çok özel bir ruhu var.”

“EMEK DÜNYASI ÇALIŞANLARINA HESAP VERMEKLE YÜKÜMLÜ BİR YÖNETİCİYİM”

Kendisini emek dünyası çalışanlarına hesap vermekle yükümlü bir yönetici olarak tanımlayan İmamoğlu, “Biz göreve geldiğimizde, sendikalı çalışan sayımız 17 bin iken, sadece 4,5 yılda, belediyemizde çalışan sendikalı sayısı tam 80 bin kişiye ulaşmıştır. Bu, bence değerli bir bakış açısıdır, örnek bir bakış açısıdır. Çok az rastlanabilir olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki 30’a yakın sendikayla, 50’ye yakın da toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu hayata geçen her uzlaşının kesinlikle karşılıklı, sağlıklı düşünce zeminine sahip olmasından ötürü sonuç bulduğunu da ifade edeyim. Yanı sıra bugün burada misafir ettiğimiz çok kıymetli DİSK’in kıymetli Başkanı ve yöneticileri huzurunda söylüyorum ki; 43 yıl sonra ilk kez DİSK, bizim dönemimizde kurumumuzda temsil edilir oldu. Ne kadar bütünlükçü ve bütün sendikalara saygı gösteren, hizmet vermesi konusunda, önündeki engelleri kaldırma konusunda da hassas davranan bir yönetim olduğumuzu da ifade edeyim. Yine ilk kurum olma noktasındaki adımlarla ilgili; toplu sözleşmelerde, kamuda haftalık çalışma saatini 45 saatten 40 saate indirerek, olması gereken seviyeyi de tasarlamış olmanın ve 2024 yılının hemen mart ayı itibarıyla hayata geçirecek olmamızın da çok değerli bir başlangıç olacağını düşünüyorum kamu adına.”

“ÇOK DAHA FAZLASINI BAŞARMAK İÇİN BURADAYIZ”

Yaptıkları çalışmaların Türkiye koşullarında değerli, ancak yetersizliğinin farkında olduklarını belirten İmamoğlu, “Çok daha fazlasını başarmak için buradayız. Onun için, çalışan hakları konusunda da bugün artık her yerde slogan haline getirdiğimiz, ‘Tam yol ileri’ mesajını, çalışan hakları konusunda da devam ettireceğimizi ve çalışanlarımıza yapacağımız iyi uygulamaların, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde kalacak iyi uygulamalar değil, bütün kamuya, bütün sendika-işveren ilişkilerine örnek uygulamalar olması konusunda da hassasiyetimiz olduğunu ifade edeyim” diye konuştu.

 

“EMEKÇİLERİN OLDUĞU YERDE HEYECAN VARDIR”

Konuşmasında, DİSK’in kurucusu ve ilk Genel Başkanı merhum Kemal Türkler’i rahmetle anan İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Onların emekleriyle; emek, hak arama, ‘Hakkımı yedirmem, hak yemem’ anlayışının belki de temsilcisi olma konusunda, çok özel insanlar vardı o topluluğun içerisinde. Ki cesaret gösterip oraya gelen, on binlerce ya da yüz binleri aşan insanın her birisi, bence emek kahramanı. Bu yönüyle, sosyal ve siyasi tarihimize emek boyutuyla sahip çıkma adına demek ki yapacaklarımız var, açığa çıkaracağımız başka başka olaylar var. Tüm İstanbulluların; her yerde, her zaman diliminde haklarına sahip çıkmaya ve hak mücadelemizi vermeye, tarihimizin önemli bir dönüm noktasında önemli bir karakter olacağına inanıyorum. ‘Muhafızlık’ kelimesinin, şehrin her duygusuna sahip çıkma noktasında önemli bir karakter tarifi olduğunu düşünüyorum. Kendimi bu duyguyla tariflerken, aslında 16 milyon muhafızı olan, güçlü bir İstanbul karakterini de var etme kararlılığıyla yolumuza devam edeceğimizi dile getiriyorum. Böylesi kıymetli bir sergi, böylesi çok özel bir buluşma ve 100 binlerin bir araya getirip, duygu bütünlüğü yaptığı bir ortamda, benim de cümlelerimi biraz heyecanla yukarı taşımamı lütfen doğal karşılayın. Emekçilerin olduğu yerde heyecan vardır. Heyecanın olduğu yerde de mutlak kararlılık ve hakkını aramak ve hakkının karşılığını almak vardır.”

ÇERKEZOĞLU: SARAÇHANE'YE HER ADIM ATTIĞIMIZDA İLİKLERİMİZ TİTRER

DİSK Genel Başkanı Çerkoğlu da konuşmasında, “Saraçhane'ye her adım attığımızda biz, böyle bir iliklerimiz titrer. Çünkü gerçekten hem Türkiye işçi sınıfı hareketi açısından hem de DİSK'in kuruluşu ve Türkiye işçi sınıfının ta tarihin o anında, 1967’de, sermayenin bütün kuşatmasına karşı, Türkiye işçi sınıfının cevabı olarak kurulan DİSK'in kuruluş sürecine gelen, o akıp giden süreçte son derece önemli, büyük bir kırılma noktası olan 1961’deki Saraçhane mitinginin mekânıdır çünkü burası. Kuşkusuz Saraçhane Mitingi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde evet çok büyük bir yer tutuyor. Ama öncesinde, yüzyılları aşan bir mücadele süreci var bu topraklarda. İstanbul, emeğin kenti. İstanbul, işçi sınıfının kenti ve İstanbul'un neredeyse her adımında, her köşesinde emek mücadelesi açısından çok önemli yapı taşları var” ifadelerini kullandı.

“NİYE YÜRÜYECEKSİNİZ?”

Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin kilometre taşı olaylarından örnekler veren Çerkezoğlu, 1961 mitingiyle ilgili de şu detayları paylaştı:

“1961’de, İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, 1 Aralık günü bir toplantı yapıyor ve grev ve toplu sözleşme hakkı için büyük bir miting yapma kararı alıyor. 31 Aralık'ta ve Taksim'de yapmak istiyorlar mitingi. Herkes engel olmak için çok uğraşıyor. O dönemin, 27 Mayıs darbesinden sonra atanan hem İstanbul Belediye Başkanı hem Valisi olan General Refik Tulga diyor ki, ‘Öyle şey olmaz. Niye yürüyeceksiniz? Kenti aksatacaksınız. Yürümek istiyorsanız çıkın Beşiktaş'tan Levent’e yürüyün. Herhalde Levent, o zaman bomboş bir yerdi. Herkes engellemek istiyor, ama ısrarla bu mitingi yapmak istiyorlar. 13 kişilik bir tertip komitesi oluşturuluyor ve valiliğe başvuru yapmaya gittiklerinde, diyorlar ki; ‘Uygun görülmedi. Taksim'de miting yapamazsınız.’ Uzun süren görüşmeler sonrasında Saraçhane'de karar kılınıyor ve Saraçhane'de, 31 Aralık 1961 günü, İstanbul'un her yerinden, Beşiktaş'ta, Galata Köprüsü’nde, Cağaoğlu'nda, birçok yerde işçiler toplanıyorlar ve akın akın Saraçhane Meydanı'na koşuyorlar ve binlerin katıldığı, yüz binlerin katıldığı bir miting gerçekleşiyor.”

“SARAÇHANE MİTİNGİ, NAZIM HİKMET’E İLHAM OLDU”

Büyük şair Nazım Hikmet’in, “Türkiye İşçi Sınıfına Selam” şiirini Saraçhane Mitingi sonrasında yazdığı bilgisini paylaşan Çerkezoğlu, “Bugün için baktığımızda; bugün işçi sınıfının yaşam koşulları, grev hakkının engelleniyor olması… Bütün bunları bugünle kıyaslayarak, muhtemelen sergiyi izlerken hepimiz değerlendirmelerimizi yapacağız. Ama son sözümüz de şu olsun: Evet, biz biliyoruz ve inanıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. Bütün bu kötülükler dünyasında, insanlığın geleceği kuracak olan tek bir güç var; o da Türkiye işçi sınıfı. Buna inanıyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz ki; gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek, gül ve hürriyet günlerine inanıyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Büyük şair boşuna, ‘Selam yaratana’ dememiş; selam yaratana, selam her gün ama her gün kendi elleriyle hayatı yeniden üretene selam, yaratana ve yaratacak olana selam diyorum” şeklinde konuştu.