Hatay Gazetesi

Hataylılardan Suriye’de Yaşanan Soykırıma Tepki!

  • Eklenme Tarihi :04.01.2026 | 12:40
  • Muhabir :MURAT MUTLU

Hataylılardan Suriye’de Yaşanan Soykırıma Tepki!

Suriye’de geçtiğimiz günlerde yeniden başlayan Alevi katliamı ile ilgili Hatay’da faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütleri tarafından Yayladağı Sınır Kapısı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen basın açıklamasına CHP Hatay Milletvekilleri Mehmet Güzelmansur, Nermin Yıldırım Kara, Av. Servet Mullaoğlu, Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, CHP Antakya İlçe Başkanı Ümit Kutlu, CHP Hatay ve İlçe Yöneticileri, Samandağ Belediye eski Başkanı Av. Refik Eryılmaz, Kanaat Önderleri, STK Başkanları ve çok sayıda vatandaşlar katılım gösterdi.

ARAP ALEVİLERİNİN HAYATI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!

Avrupa Arap Alevi Federasyonu adına yayınlanan bildiride, “Bugün burada devlet sınırında değil, insanlığın sınırındayız. Bu sınırın ötesinde Arap Alevileri katlediliyor. Bu sınırın ötesinde insanlar yalnızca kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alınıyor, sürülüyor ve yok sayılıyor. Biz buraya yas tutmaya değil, gerçeği haykırmaya geldik. Biz buraya seyirci olmaya değil, tanıklık etmeye geldik. Suriye’de Arap Alevilerine yönelik yürütülen katliamlar, zorla yerinden yürütmeler, inanç temelli nefret politikaları insanlığa karşı suçtur ve bu suçlar tesadüf değildir. Buradan soruyoruz. Hangi insan hayatı daha az değerlidir? Bugün Yayladağı’ndan yükselen bu ses ‘Haberimiz Yoktu’ diyenlere bir cevap, ‘Kanıt Yok’ diyenlere bir belge, ‘Zamanla Unutulur’ sananlara ise bir uyarıdır. Sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik suça ortaklıktır. Biz intikam istemiyoruz ama adaletsizliğe de boyun eğmiyoruz. Çünkü adalet olmadan barış olmaz. Hakikat yok sayılarak gelecek kurulmaz. Uluslararası topluma çağrımız nettir. Çifte standartlara son verin! Seçici İnsan Haklarınızı Reddediyoruz. Arap Alevilerinin hayatı pazarlık konusu değildir. Arap Alevileri sahipsiz değildir! Bu halk hafızasız değildir. Bu suçlar unutulmayacak, bu hesap er ya da geç sorulacaktır.” ifadelerine yer verildi.

SURİYE HALKININ KADERİ TERÖR ÖRGÜTÜ’NE NASIL TESLİM EDİLİR?

Yayladağı Sınır Kapısı önünde düzenlenen basın açıklamasına katılan Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay yaptığı konuşmada, “Suriye’de resmen bir Alevi soykırımı var. Suriye’de yaşayan belli bir inanç HTŞ tarafından haritadan silinmeye çalışıyor. HTŞ şuanda bile Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Terör Örgütü olarak anılan bir örgüttür. Bu örgüt 2018 yılından bu yana Suriye’yi yönetmeye çalışıyor. Bizim tarihimizde bizlere karşı uygulanan çokça soykırım uygulamaları var. Suriye’de vekalet savaşı başladığı yıllarda orada yaşayan Türkmenler için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘Soydaşlarımız’ demişti. Buradan sesleniyorum. Suriye’de katledilen ve soykırıma uğrayanların hepsi benim kanımdan kan, etimden et, kardeşlerim ve gerçekten soydaşlarımdır. Suriye’nin kaderi Türkiye’nin terörist listesinde olan HTŞ Lideri Culani’ye. ABD’nin İsrail’e peşkeş çektiği ve tek kelime söyleyemeyen Culani’ye Suriye halklarının kaderi nasıl teslim edilebilir? Gıda, sağlık, temel ve tıbbi ihtiyaçları karşılamak için insani koridor istiyoruz. Bunlardan en önemlisi ise binlerce yıldır o toprakları işleyen ve o topraklara anlam katan kendi adlarında dağları olan Alevi soydaşlarımız orada güven içerisinde kendi kültürlerini yaşasın istiyoruz. Sınırlarımız açık ama yardım göndermek istediğimiz zaman bizle ‘Suriye Kızılayı ile koordineli çalışalım!’ diyorlar. Biz HTŞ’nin Kızılayı ile organize çalışamayız. Biz kendi yardımlarımızın soydaşlarımıza ve kardeşlerimize gitmesini istiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

ZALİMLERE DİZ ÇÖKTÜRMEK İÇİN AYAĞA KALKTIK!

Komşu ülke Suriye’de yaşanan Alevi katliamı ile ilgili Yayladağı Sınır Kapısı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan CHP PM Üyesi Nihat Dağ, “Mazlumlar ayağa kalkmadıkça, zalimler diz çökmeyecektir. Bizler ayağa kalkıyoruz, bizler zalimlere diz çöktüreceğiz. Bugün Suriye’de yaşanan anlık bir vahşet değildir, münferit bir olay hiç değildir. Sınırın birkaç kilometre ötesinde insanlık tarihinin görebileceği en büyük soykırımlardan birisi yaşanıyor. Sınırın içerisinde bu katliamı yapanlar, 1993 yılında Sivas’ta aydınları yakanlardır. Oradaki aydınları yakanlar 10 gün önce Yalova’da 3 polisimizi şehit edenlerdir. Bu kadim coğrafyada binlerce yıldır yaşayan halklar olarak, uygarlığın doğduğu topraklar olarak barışım sembol yeri olarak, o bölgede yaşanan Alevi katliamını durdurmak için derhal uluslararası bir mekanizma kurulmasını istiyoruz. Bu suçu işleyenlerin hukuki olarak yargılanmalarını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Bizler bu toplumun evlatları olarak dünyada barış gelene kadar bu direnişimiz devam edecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.

TBMM ÇATISI ALTINDA ARAŞTIRMA HEYETİ KURULMALIDIR!

Yayladağı Sınır Kapısı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan Arap Halkı Alevileri Danışma Derneği Başkanı Hamit Karaoğullarından, “Yanı başımızda bir halk yok ediliyor. Bu sessizlik tarihe suç olarak geçecektir. Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar artık inkar edilemez biçimde soykırım niteliği taşımaktadır. Yaşananlar ne bir kontrollü çatışma, ne de bir şiddet olaylarıdır. Bu süreç belirli bir inancı ve halkı hedef alan planlı, sistematik süreklilik gösteren bir yok etme politikasının açık göstergesidir. Bölgenin demografik yapısı bilinçli bir biçimde değiştirilmektedir. Alevilere ait ibadethanelerin bombalanması, mahallelerinin yakılması, evlerin ve araçların yağmalanması çatışma olarak tanımlanamaz. Bunlar bir inancın ve halkın varlığını ortadan kaldırmaya yönelmiş ağır insanlık suçlarıdır. Hak ve hakikatlerin açığa çıkarılması için İnsan Hakları Savunucuları, Akademisyenler, İnanç Örgütleri ve Siyasetçilerden oluşan TBMM çatısı altında bağımsız bir Araştırma Heyeti derhal kurulmalıdır ve yaşamları yerinde gözlemlemek için harekete geçmelidir. Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Başta Aleviler olmak üzere tüm azınlıklar için Acil İnsani Yardım Koridoru açılmalıdır. Bölge ülkeleri mezhepçi ve emperyalist politikalara son vermelidir. Bu suçların ortağı olmaktan çıkmalıdır. BM ve Uluslararası kamuoyu Alevi soykırımına karşı sessizliğini bozmalı ve sorumluluk almalıdır. Bugün yaşananlar katliam, tehcir ve soykırımdır. Buna karşı susmak bu suça ortak olmaktır. Susmuyoruz, Unutmuyoruz, Boyun Eğmiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.