DIŞ POLİTİKA İFLAS ETTİ, SURİYE ALTINDA KALDI

  • Eklenme Tarihi :22.08.2022 | 10:31

İktidarın 11 yıl aradan sonra Suriye ile tekrar diyalog kurma çabasına girmesiyle ilgili Esad’la görüşen Saadet heyetinde yer alan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, önemli değerlendirmelerde bulundu.

DIŞ POLİTİKA İFLAS ETTİ, SURİYE ALTINDA KALDI

İktidarın 11 yıl aradan sonra Suriye ile bir çeşit yumuşama ve diyalog kurma arayışına girmesi akıllara Suriye’deki karışıklıklar başlamadan önce Beşşar Esad’la görüşen Saadet Partisi heyetini getirdi.

 

Suriye’de kanın dökülmemesi ve huzurun bozulmaması için Esad’la görüşen Saadet heyetini başta dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar cenahı ‘Esadcılıkla’ suçlayarak, linç kampanyası başlatmıştı. Ancak aradan geçen 11 yılın ardından iktidarın Suriye politikasından 180 derece saparak, tekrar diyalog görüşmeleri başlatması Saadet Partisi’nin haklılığını bir kez daha tescilledi.

SAADET HEYETİNİN ESAD’LA GÖRÜŞMESİNE TEPKİ GÖSTERİLMİŞTİ

Suriye’deki iç savaş henüz patlak vermeden Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak başkanlığındaki Saadet heyeti, Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’la bir araya geldi. Suriye’de huzur ve sükunetin devam etmesi için Esad’a telkinlerde bulunan Saadet Partisi heyeti, o dönem Türkiye kamuoyunda adeta linç edilmişti. Ancak bugün gelinen süreçte Saadet Partisi’nin o dönem attığı adımın ne kadar yerinde ve doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı. 

ÇALIŞKAN: “SAADET PARTİSİ’NİN HAKLILIĞI NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKTI”

Beşşar Esad’la görüşen Saadet heyetinde yer alan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, son dönemlerde iktidarın Esad’la diyalog kurma çabası ve o günkü Esad görüşmesinin önemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Geldiğimiz noktada Saadet Partisi’nin haklılığının bir kez daha net bir şekilde ortaya çıktığının altını çizen GİK Üyesi Çalışkan, “Saadet Partisi savaş başlamadan Suriye’ye gönderdiği heyetle her ne şartla olursa olsun barışın sağlanması ve iç huzurun tesisi için girişimlerde bulunmuştu. Ancak o günkü Türkiye kamuoyu bütünüyle savaşa endekslendirildiğinden Saadet Partisi’nin bu çıkışı büyük bir lince uğradı. Bugün ise onca enkazdan, yakıp yıkmadan, kandan, gözyaşından, milyonlarca ölümden, milyonlarca vatansız insandan ve yüz binlerce yetime rağmen yine de barışın önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

“KAMUOYU CİDDİ MANADA ENDİŞELİ”

“Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun aylar önce Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan bir görüşmeyi neden şimdi açıkladığını sormak lazım” diyen GİK Üyesi Çalışkan, son dönemlerdeki süreçle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Aylar önce yapılan bu görüşme neden bugün sızdırılıyor? Kamuoyundan saklanan bir şey mi var? Şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerekirdi.  Bu aşamada hükümetin derin ortağı görünümündeki Vatan Partisi heyetinin görüşmeler yapmak üzere Suriye’ye gitmesini manidar buluyoruz. Vatan Partisi’nin hükümeti ve Türkiye’yi temsilen Suriye’ye gitmesi kuşku verici bir durumdur. Bugüne kadar Türkiye’ye güvenip Suriye’de güvenlik güçlerimizle birlikte mücadele eden muhaliflerin de güvenlerinin boşa çıkarılmaması önemlidir. Bu kadar yaşanmışlıktan sonra bize güvenen insanları yüzüstü bırakmamız doğru bir davranış olmaz, devlet geleneğine de aykırıdır. Gizli kapılar ardında, perde arkasında kimlerle hangi görüşmelerin yapıldığı ne tür pazarlıkların döndüğünden kamuoyu ciddi manada endişelidir.” 

“TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASININ İFLAS ETTİĞİ ORTADADIR”

Türkiye’nin süreci iyi yönetmesi gerektiğine vurgu yapan GİK Üyesi Çalışkan, “Bu açıdan süreçte ilgili birimlerin şeffaf, dürüst ve ikna edici olması gerekir. Arka planda başka bir anlaşma varsa bunun kamuoyuyla paylaşılması ve ülkemize güvenen birlikte hareket eden kitlenin ikna edilmesi gerekir.  Saadet Partisi olarak başından beri ifade ettiğimiz gibi esas olan barıştır. En kötü barış, en iyi savaştan iyidir. Başta Suriyeliler olmak üzere komşularımızın ülkelerinde huzur ve refah içerisinde yaşamasını istiyoruz. Türkiye’nin Suriye politikasının iflas ettiği ve bütünüyle bataklığa saplandığı, milyonlarca insanın vatansız kalmasına, yüz binlerce insanın ölümüne neden olunduğu ortadır. Böyle bir durumda Türkiye’nin sorumluluktan kaçmadan görevini yerine getirmesi gerekir. Hamasetle iç kamuoyuna yönelik adımlar sorunu derinleştirmekten başka bir anlam ifade etmez” dedi. (Haber Merkezi)