Ayrım yapmadan, herkes için eşit belediyecilik, hakkındır

  • Eklenme Tarihi :27.02.2024 | 10:24
  • Muhabir :Haber Merkezi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 24 Şubat günü DEVA Partisi İstanbul aday tanıtım toplantısında DEVA Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı İdris Şahin’i ve ilçe belediyelerindeki adaylarını duyurdu.

Ayrım yapmadan, herkes için eşit belediyecilik, hakkındır

 Ali Babacan, yaptığı konuşmada uzayan et kuyruklarından, yerel seçimlerden, muhalefetin siyaset anlayışından bahsetti. Ali Babacan şunları söyledi:

“İnsan onuruna yaraşan bir hayat hakkındır”

“Hayat tarzından, siyasi görüşünden ödün vermeden sosyal desteklerden yararlanmak mı istiyorsun? ‘Yararlanacaksın, hakkındır’ diyeceğiz. Korkmadan itiraz etmek, yanlışları açıkça konuşmak söylemek mi istiyorsun? ‘Söyleyeceksin, hakkındır’ diyeceğiz. Ayrım yapmadan, herkes için eşit bir belediyecilik, hakkındır diyeceğiz. ‘Demokrasi de hakkındır, özgürlük de hakkındır’ diyeceğiz. ‘İnsan onuruna yaraşan bir hayat hakkındır; bu ülkenin hakkıdır, 85 milyonun hakkıdır’ diyeceğiz.”

“Âlem buysa DEVA sensin”

“Âlem, yükselen kiralarsa, kat üstüne kat çıkılan temelsiz yapılarsa; âlem, iktidarıyla muhalefetiyle vatandaşı değil kendi haksız rantını düşünenlerse; DEVA sensin. Âlem, et kuyruklarıysa; âlem, ekmek kuyruklarıysa; âlem, yemek kuyruklarıysa; âlem, pahalı diye alınamayan zeytin yağıysa; âlem, içilemeyen kahveyse; âlem buysa, DEVA sensin. Âlem buysa, DEVA sizsiniz arkadaşlar, siz.”

“İktidar bu milletten ‘kimseye muhtaç olmama’ hakkını aldı”

“Maalesef, bugünkü iktidar bu milletten ‘kimseye muhtaç olmama’ hakkını aldı. ‘Onuruyla geçinme’ hakkını aldı. Gençler anne babasından, anne babalar evlatlarından, komşulardan borç alıyor. Akrabalar birbirlerine destek olmaya çalışıyor, ama nafile. Birçok insan ay sonunu getiremiyor arkadaşlar. Kirasını ödeyebilen; karnını iyi kötü doyurabilen, bugün Türkiye’de kendini şanslı sayıyor.”

“Ezbere konuşan, ezbere düşünen muhalefetin de bu ülkeye verebileceği fazla bir şey yok”

“Son yıllarda ‘Biz gidersek ülke batar’ demek dışında siyaset üretmeyenlerin, muhalefet etmeyi de bir kazanç kapısı olarak görenlerin, işine geldiğinde şiddete karşı çıkan, işine geldiğinde bir yumruğu savunmak için yarışanların; kısacası ezbere konuşan, ezbere düşünen muhalefetin de bu ülkeye verebileceği fazla bir şey yok.”

“Türkiye’nin doğusundan batısına uzayan kuyrukları görüyorsunuz”

“Türkiye’nin her köşesinde, doğusundan batısına uzayan kuyrukları görüyorsunuz. İnsanların on lira, yirmi lira ucuz et uğruna nasıl sıraya girdiğini görüyorsunuz. İnsanlar utanarak, sıkılarak bekliyorlar kuyruklarda. Kimi yerlerde emekliler, saatlerce bekleyeceklerini bilerek boyunlarını bükerek giriyorlar sıraya. Kimi yerde annesi tarafından gönderilen bir öğrenci, sıkıntı içerisinde, ‘sınıf arkadaşlarıma rastlar mıyım acaba’ diye çekinerek giriyor bu sıraya.”

“Yarın tahayyülü olmayan muhalefet partilerinin bu tabloda payı yok mu?”

“Bütün bu tabloda tek suçlu Erdoğan değil. Yaptıklarında sadece onun imzası var, doğru. Ama yirmi yıldır hiçbir şey üretemeyen, yirmi yıldır planla, projeyle, doğru düzgün bir siyasetle onun karşısına çıkamayan muhalefetin hiç mi suçu yok ya? Planı programı olmayan, yarın tahayyülü olmayan muhalefet partilerinin bu tabloda payı yok mu? Kürsüde bağırmayı marifet sayan, küfür ve hakaretle dilini kirleten muhalefetin payı hiç yok mu? Ne yapacağını bilmeyen, kimlik siyasetine hapsolmuş, sloganları hamasetten öteye gitmeyen muhalefetin de payı yok mu bu tabloda?”