YETİŞTİRİLME TARZIMI NE KADAR UTANGAÇ OLACAĞIMIZI BELİRLİYOR

  • Eklenme Tarihi :07.03.2024 | 13:28
  • Muhabir :Haber Merkezi

YETİŞTİRİLME TARZIMI NE KADAR UTANGAÇ OLACAĞIMIZI BELİRLİYOR

Sosyal Fobisi olan kişiler sosyal ortamlarda büyük utanç hissederler. Yargılanacağı, mahcup olacağı ve küçük düşeceği ile ilgili yoğun korkular yaşarlar. Ellerinin ya da seslerinin titreyeceğinden veya yüzlerinin kızaracağından korkarlar.

Bu nedenle sosyal ortamlardan kaçınırlar. Sosyal fobi; korkular toplumsal durumların çoğunu kapsıyorsa “yaygın tip”, belirli bazı durumları kapsıyorsa (başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) “sınırlı tip” olarak iki şekilde görülmektedir.

YETERSİZLİK DÜŞÜNCELERİNE TİTREME VE YÜZDE KIZARMA GİBİ BELİRTİLER EŞLİK EDİYOR

Sosyal Fobi'de korkulan durumla karşılaşıldığında; yüz kızarması, terleme, ağız kuruluğu, çarpıntı, nefes kesilmesi, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, diyare, kas gerginliği ve titreme gibi bedensel belirtiler ortaya çıkar.

Bu sırada hastanın aklından geçen düşünceler “güçsüzüm, yetersizim, çirkinim, beğenilmiyorum, sevilmeye layık değilim, hata yapmamalıyım, mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım” şeklindedir.

Bu düşüncelerle ilişkili olarak oluşan kaçınma belirtileri ise; korkulan ortama girmeme, korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma ve ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.

GENÇLER DAHA ÇOK RİSK ALTINDA

Sosyal fobi alt tipine göre  birlikte erken ve geç ergenlik dönemi arasında (10-17 yaş) başlamaktadır. Erişkinliğe geçişle birlikte iş ve sosyal yaşama adım atıldığı için kaygı gün yüzüne çıkmaya başlar. “ Yaygın tip” daha erken yaşlarda başlayabilir. 

Yaşam boyu görülme oranı %2-13 arasındadır. Ülkemizde her 5 üniversite öğrencisinden birinde bu rahatsızlık görülmektedir.

DOĞRU TEDAVİ İLE İYİLEŞME MÜMKÜN

Sosyal fobi, çoğunlukla doğru tedaviyle tamamen iyileştirilebilir bir rahatsızlıktır. En etkili tedavi yöntemi ise, bilişsel-davranışçı terapi ile  ilaç tedavisinin birlikte uygulanmasıdır.

İlaç tedavisinde özellikle “serotonin” üzerinden etki eden ve yan etkilere çok nadiren yol açan antidepresanlar seçilmektedir. Bilişsel tedavi ile; kişinin kaygı, utanma duygusu ve bu duygularla ilişkili bedensel tepkilerini tanıyarak, bunların durumla orantısızlığını görmesi sağlanmaktadır.

Kaygı ve utanca yol açan düşüncelerin neler olduğunu anlamak ve bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme hedeflenmektedir. Kişinin kabul gördüğü ve rahat hissettiği empatik bir terapi ortamında özsaygısının gelişmesi sağlanmaktadır.

Davranışçı tedavide; aşamalı olarak hastanın yakınmalarının üstüne gitmesi ve belirtileri daha gerçekçi algılayabilmesi için rol oynama, gevşeme eğitimi, nefes egzersizi gibi yöntemler uygulanmaktadır.

YETİŞTİRİLME TARZIMI NE KADAR UTANGAÇ OLACAĞIMIZI BELİRLİYOR

Sosyal Fobi gelişiminde kişinin yetiştirilme tarzının önemli etkileri bulunmaktadır. Aşırı koruyucu ya da reddedici ve duygusal sıcaklık göstermeyen katı anne babaların çocuklarında, sosyal kaygı daha çok gelişmektedir.

Beklentileri yüksek olan ailelerin, dayattığı yüksek standartlara ulaşmayan çocuklarını cezalandırması, sosyal fobi gelişimine zemin hazırlamaktadır. Onaylanma ve beğenilme ihtiyacı karşılanmayan bu çocuklarda başarısızlık korkusu gelişmektedir.

Sosyal Fobi'de en önemli etmenlerden biri de, beyindeki birtakım kimyasal düzensizliklerdir. Özellikle “serotonin” adlı kimyasal maddenin, sosyal fobisi olanların beyinlerindeki oranın daha az olduğu ve iletiminde aksaklıklar bulunduğu ileri sürülmüştür.