Vücudumuzun beyaz şekere ihtiyacı yok!

  • Eklenme Tarihi :14.11.2023 | 15:06
  • Muhabir :Haber Merkezi

Vücudumuzun beyaz şekere ihtiyacı yok!

Çay ve kahve ikilisinin pek çoğumuz için vazgeçilmez olmasının yanı sıra kimileri için şeker de bunlara eşlik eder. Biz farkında olmasak da şeker, yediğimiz tatlıların dışında birçok paketli gıdada bulunur. Günümüzde kişi başına ortalama 10 ile 30 çay kaşığı, bir başka deyişle 40-120 gram şeker tüketildiği yapılan çalışmalarda ortaya konulmuş. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre; şekerin günlük kalori ihtiyacımızın yüzde 10’undan fazlasını oluşturmamalı. Çünkü fazlasını vücut tolere edemez ve zamanla birikim yaparak birçok ciddi sağlık sorununa neden olabilir. Amerikan Kalp Cemiyeti’nin yayınladığı rakamlara göre; günlük olarak alınabilecek şeker miktarı erkekler için 35 gram (150 kalori), kadınlar içinse 20 gram (100 kalori) olmalı.

 

Boşa alınan kalori

Şeker; şeker pancarından elde edilen, ‘beyaz şeker’ olarak bilinen ve yarı yarıya fruktoz ile glukozdan oluşan bir bileşiktir. Protein, yağ, vitamin ve mineral gibi hiçbir besin öğesi içermez. Posa içeriği de olmayan boşa alınan bir kaloridir. Haliyle rafine edilmiş beyaz şekere vücudun hiç ihtiyacı yoktur. Rafine şekerde ve çoğu gıdanın içinde bulunan yüksek oranda fruktoz içeren mısır şurupları karaciğer tarafından metabolize edilir. Bu da karaciğerin daha fazla çalışması anlamına gelir. Bunun aksine günlük olarak tükettiğimiz ve kaliteli karbonhidrat kaynağı olarak adlandırdığımız tahıllar ile baklagillerden aldığımız şeker ise sadece glukoza dönüşerek vücudun her hücresinde kullanılır. Dolayısıyla kaliteli karbonhidrat kaynakları, yani tahıllar ile baklagiller rafine şeker veya fruktoz şurupları gibi hem boş enerji kaynağı değil, hem de vücuda zarar vermeden şeker ihtiyacımızı karşılar. ‘Sağlıksız şeker’in tüketilmesi sonucu vücutta yarattığı tahribat ciddi sonuçlar doğurur. İşte fazla şeker tüketenlerin karşılaşabileceği 10 sorun...

1. Şeker de cildi yaşlandırır

Şeker molekülleri vücutta fazla miktarda bulunduğunda proteinlere bağlanarak proteinin yapısını değiştirir ve bu olaya da “glikasyon” denir. Bu birleşme sonucu cildin en önemli yapıları olan kollajen ve elastin proteinleri zarar görebilir. Cildin elastikliğini ve sıkılığını sağlayan bu iki proteinin şeker molekülleri tarafından hasar görmesi de ciltte sarkma, kırışıklık ve yüzeyde bozulmalara sebep olabilir.

2. Hafıza problemi görülebilir

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre; kan şekerinin uzun süre normal değerlerin üzerinde seyretmesi sonucu bu kişilerde beynin küçülme riski normal bireylere göre daha fazla oluyor. Avusturalya Ulusal Üniversitesi’nden araştırmanın sahibi Profesör Dr. Nicolas Cherbuin beyinde hafızayı oluşturan kısımlarda oluşan küçülmenin de hafıza sorunlarını ortaya çıkarabileceğini belirtiyor. Fazla tüketim ayrıca dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü de yapabilir.

 

3. Kansere zeminler hazırlar

Amerika Diyet Rehberi’nin 2010 yılı raporlarında, diyetle ilgili 5 kronik hastalığın varlığından söz edilmiştir. Bu hastalıkların en önemlilerinden biri ise kanser. Doğal olarak şeker içeren tahıllar, süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller aynı zamanda kansere koruyucu olarak görev yapan vitamin, mineral, antioksidan ve fitokimyasallar gibi maddeler içerirler. Bunun aksine sofra şekeri boş kalori olmasının yanı sıra hiçbir koruyucu madde içermez. Üstelik yüksek şeker alımı insülin direnci ve obeziteyi tetikleyerek indirekt olarak meme kanseri gibi bazı kanserlerin riskini artırır. Yapılan çalışmalarda besinlerin glisemik yükü ile meme, kolorektal, endometrium ve pankreas kanserleri arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir.

4. Bağışıklığı düşürür

Bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan alyuvar hücreleri, C vitamini ile şeker moleküllerinin yarışı arasında kalabilir. Şeker ile benzer molekül yapısına sahip olan C vitamini şekerin fazla tüketimi sonucu bağışıklık hücreleri tarafından kullanılamaz ve bağışıklık sistemini zayıflatmaya sebep olur. Bunun sonucunda da hastalıklara yakalanma riski daha da yükselir.

5. Ağız ve diş sağlığına tehdit

Ağzımızda pek çok farklı bakteri yaşar. Bunlardan bazıları dişlerimize fayda sağlarken, bazıları ise hasar verir. Basit şekerlerle beslenen zararlı bakteriler fırçalama veya tükürük ile temizlenmezlerse şekeri aside dönüştürerek ağzımızın içinde asidik bir ortam oluşmasına yol açar. Bu asitlerin diş minesinin en üst tabakasında yer alan ve dişlerimizin korunmasını sağlayan mineralleri çözmesi sonucu da diş çürükleri oluşur.

6. Obezitenin temel nedeni

Günümüzün önemli hastalıklarından biri olan obezitenin temel nedeni; aşırı şeker tüketmek. Yapılan çalışmalar açıkça gösteriyor ki fazla miktarlarda ve devamlı olarak şeker tüketildiğinde karaciğer şekerin bileşeni olan fruktozu yağ olarak depolar. Bunun sonucunda da özellikle bel çevresinde yağlanma hızla artar.

7. Şeker yağ olarak depolanır

Karaciğerde fazla trigliserid birikimi yağlı bir karaciğere sahip olmanıza neden olabilir. Yapılan çalışmalarda fazla fruktoz tüketiminin trigliseridlerin yükselmesine yol açarak karaciğer yağlanmasını tetikleyebildiği kanıtlanmış. Ayrıca fazla şeker tüketimi sonucu kilo artışı ve bunun sonucunda obezite ile gelen insülin direnci de karaciğer yağlanmasını tetikleyebilen diğer unsuru oluşturur.

8. Kolesterolle kalbi vurur

Institute of Medicine’ın raporuna göre, şeker kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve trigliseridlerin yükselmelerine neden olarak damar tıkanıklığına yol açabilir. Damarların içindeki bu parçacıkların artması da kalp krizi riskini yükseltir.

9. ‘Mutluluk hormonu’ mutsuz edebilir!

Şeker, ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetiklediği için keyif verici özelliği kişilerde bağımlılık yaratabilir. Beyinde bağımlılık yaratan etkisi de içinde şeker olan besinler tüketilmediği zaman mutsuzlukla sonuçlanabilir. Çünkü bağımlılık nedeniyle en ufak bir sorunda gerektiğinden fazla şeker ve tatlı tüketmek zamanla kilo alımına, bu tablo da mutsuzluğa sürükler.

10. İnsülinin düzenini bozar

Vücudumuzdaki en önemli hormonlardan biri olan insülin, kan şekerini düzenlemeye yardımcıdır. İnsülin direnci; kandaki şekerin hücre içerisine girmesi sonucunda kullanılamaması anlamına gelir. Yapılan birçok çalışma, şeker tüketiminin insülin direncine yol açtığını gösteriyor. İnsülin direnci oluşan kişilerde de metabolik sendrom, obezite, tip 2 diyabet ile kalp damar hastalıkları riski artar.