Anksiyete Nedir?

  • Eklenme Tarihi :19.05.2023 | 12:24
  • Muhabir :

Anksiyete, genellikle kişinin hayatında oluşan stresli olaylar sonucunda hissettiği normal bir duygudur.

Anksiyete Nedir?

Ancak, bazı kişilerde anksiyete duygusu aşırı derecede olabilir ve hayatlarını olumsuz yönde etkileyebilir.

Anksiyete, genellikle aşırı endişe ve korku duyguları ile karakterizedir. Kişi, gerçek dışı veya mantıksız endişelerden veya bir tehlike hissinden kaynaklanan yoğun bir iç gerginlik veya tedirginlik hissi yaşar. Anksiyete aynı zamanda fiziksel semptomlara da neden olabilir, örneğin kalp çarpıntısı, titreme, terleme, nefes darlığı veya baş ağrısı gibi.

Anksiyete bozuklukları, farklı türlerde olabilir. Bazıları genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu, panik atak bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu veya obsesif-kompulsif bozukluk gibi spesifik durumlarla ilişkilidir. Tedavi edilmediği takdirde anksiyete, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir ve depresyon gibi diğer zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilir.

Anksiyete Ne Kadar Yaygındır?

Anksiyete, dünya genelinde oldukça yaygın bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her yıl dünya genelinde yaklaşık 264 milyon kişi anksiyete bozukluğu yaşamaktadır.

Anksiyete, tüm yaş grupları arasında görülebilir ve kadınlar erkeklere göre anksiyete bozukluğuna daha yatkındır. Anksiyete bozukluğu genellikle genç yetişkinlik döneminde başlar, ancak çocukluk veya ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Anksiyetenin yaygınlığı, farklı ülkeler ve kültürler arasında değişebilir. Ancak, anksiyete bozukluğunun dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olduğu ve tedavi edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Eğer anksiyete sorununuz varsa, profesyonel yardım almak önemlidir.

Anksiyete Kimlerde Daha Sık Görülür?

Anksiyete bozukluğu, herhangi bir yaş, cinsiyet, etnik grup veya sosyoekonomik statüden insanlarda görülebilir. Ancak, bazı faktörler anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

Bunlar arasında şunlar yer alır:

Kadınlar, erkeklere göre anksiyete bozukluğuna daha yatkındır.

30 yaşın altındaki kişilerde daha sık görülür, ancak yaşlılarda da görülebilir.

Genetik yatkınlık, anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

Stresli yaşam olayları, özellikle çocuklukta yaşanan travmatik olaylar, anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

Diğer zihinsel sağlık sorunları, özellikle depresyon, anksiyete bozukluğunun ortaya çıkma riskini artırabilir.

Yüksek düzeyde fiziksel sağlık sorunları, özellikle kronik ağrı, anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

Bazı kişilik özellikleri, örneğin perfeksiyonizm veya obsesif-kompulsif özellikler, anksiyete bozukluğuna yatkınlık oluşturabilir.

Ancak, bu faktörlerin hepsinin anksiyete bozukluğunun nedeni olduğu söylenemez. Anksiyete bozukluğunun kesin nedeni bilinmemekle birlikte, birden fazla faktörün birleşimi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Anksiyete Bozukluklarının Çeşitleri Nelerdir?

Anksiyete bozuklukları, farklı semptomlarla kendini gösteren ve farklı tedavi yaklaşımlarını gerektiren çeşitli tiplerde olabilir. Bazı yaygın anksiyete bozukluğu türleri şunlardır:

Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu (GAB): Sürekli kaygı ve endişe duygularının en az 6 ay boyunca devam ettiği bir durumdur. Kişi, olası tehlikelerle ilgili aşırı düşüncelere sahiptir ve günlük işlerini yaparken bile zorlanır.

Panik Bozukluğu: Ani ve beklenmedik panik atakları ile karakterizedir. Kişi, kalp çarpıntısı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kontrol kaybı hissi gibi yoğun fiziksel semptomlar yaşar.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Sosyal durumlarda utanma, eleştirilme veya aşağılanma korkusu ile karakterizedir. Kişi, başkalarıyla etkileşime girmekten kaçınabilir veya sosyal durumlarda endişe ve korku duyguları yaşayabilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB): Tekrarlayan düşünceler veya zorlayıcı davranışlar ile karakterizedir. Kişi, anlamsız veya mantıksız endişelerle meşgul olur ve bu endişeleri kontrol etmek için tekrarlayan ritüeller veya davranışlar geliştirir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Şiddetli bir travmatik olay sonrasında görülen bir bozukluktur. Kişi, travmatik olayı hatırlatan durumlarda yeniden yaşama, kaçınma ve artan uyarılma semptomları yaşar.

Bu anksiyete bozuklukları, farklı derecelerde olabilir ve genellikle tedavi edilebilirler. Tedavi, türüne ve semptomların şiddetine bağlı olarak değişebilir ve ilaç, terapi veya her ikisini içerebilir.

 

Anksiyete Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir?

Anksiyete bozukluklarının nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır, ancak birçok faktörün bir araya gelmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu faktörler arasında genetik yatkınlık, beyin kimyasındaki dengesizlikler, çevresel stresörler ve yaşam olayları yer almaktadır. Aşağıda anksiyete bozukluğu için risk faktörleri ve olası nedenler hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz:

Genetik yatkınlık: Anksiyete bozukluğu olan kişilerin ailelerinde anksiyete bozukluğu öyküsü daha sık görülmektedir. Bu, anksiyete bozukluğunun genetik yatkınlıkla ilgili olabileceğine işaret eder.

Beyin kimyasındaki dengesizlikler: Beyindeki kimyasal dengesizlikler, özellikle serotonin, norepinefrin ve dopamin gibi nörotransmitterlerdeki dengesizlikler, anksiyete bozukluğunun gelişiminde rol oynayabilir.

Çevresel stresörler: Zorlu yaşam olayları, kötü ilişkiler, iş kaybı, finansal sorunlar ve sağlık sorunları gibi çevresel stresörler anksiyete bozukluğuna yol açabilir.

Kişilik özellikleri: Bazı kişilik özellikleri, özellikle perfeksiyonizm, obsesif-kompulsif özellikler ve düşük öz saygısı, anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

Diğer zihinsel sağlık sorunları: Depresyon, bipolar bozukluk ve diğer zihinsel sağlık sorunları, anksiyete bozukluğuna yatkınlığı artırabilir.

İlaç yan etkileri: Bazı ilaçlar, özellikle stimulanlar, kortikosteroidler ve tiroit hormonları, anksiyete bozukluğuna yol açabilir.

Madde kullanımı: Uyuşturucu veya alkol kötüye kullanımı, anksiyete bozukluğunun semptomlarını kötüleştirebilir veya tetikleyebilir.

Cinsiyet: Kadınlar, erkeklere göre anksiyete bozukluğu geliştirme riski daha yüksektir.

Yaş: Anksiyete bozukluğu, genellikle ergenlik döneminden sonra başlar ve 30'lu yaşların ortalarına kadar devam eder.

Tıbbi durumlar: Tiroid problemleri, kalp hastalığı, astım ve diğer kronik hastalıklar anksiyete bozukluğu riskini artırabilir.

İlaçlar: Bazı ilaçlar, özellikle stimulanlar, kortikosteroidler ve tiroit hormonları, anksiyete bozukluğuna yol açabilir.

Yukarıdaki risk faktörleri anksiyete bozukluğu için yüksek riskli grupları tanımlamada yardımcı olabilir. Ancak, risk faktörlerinin varlığı anksiyete bozukluğunun kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez, sadece bireyin anksiyete bozukluğu için daha yüksek bir risk taşıdığını gösterir.

Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete bozukluğunun semptomları kişiden kişiye değişebilir. Ancak, genellikle aşağıdaki semptomlar görülür:

Sürekli endişe, korku ve huzursuzluk hissi

Panik atakları, öfke krizleri veya anksiyete krizleri

Zorlu durumlardan kaçınma veya kaçınma davranışları geliştirme

Sosyal fobi veya topluluk önünde konuşma korkusu

Uyku problemleri, uykusuzluk veya uyku bozuklukları

Konsantrasyon veya hafıza sorunları

Fiziksel semptomlar, örneğin titreme, terleme, kalp çarpıntısı, mide bulantısı, baş ağrısı, kas gerginliği veya yorgunluk

Obsesif-kompulsif davranışlar veya düşünceler

İçgörü kaybı veya gerçeklikten uzaklaşma hissi

Sosyal çekilme ve yalnız hissetme

Bu semptomlar, anksiyete bozukluğunun farklı tiplerinde farklı şekillerde görülebilir. Bazı insanlar sadece birkaç semptom yaşarken, diğerleri daha şiddetli semptomlar yaşayabilir. Anksiyete semptomları, genellikle günlük aktiviteleri ve işlevselliği olumsuz yönde etkileyebilir, bu nedenle uygun tedavi ve destek önemlidir.

Anksiyete Tanısı Nasıl Konur?

Anksiyete bozukluğu tanısı, bir mental sağlık profesyoneli tarafından yapılır. Tanı koyma süreci, kişinin semptomları hakkında bilgi toplamayı ve belirli kriterlere göre semptomların varlığını belirlemeyi içerir.

Anksiyete bozukluğu tanısı konulması için aşağıdaki adımlar takip edilir:

Klinik görüşme: Mental sağlık profesyoneli, kişinin semptomlarını, ne zaman başladığını, ne sıklıkta ve ne kadar süreyle yaşadığını öğrenmek için bir klinik görüşme yapar. (Haber Merkezi)

Fiziksel muayene: Anksiyete semptomları bazen altta yatan tıbbi sorunlardan kaynaklanabilir. Bu nedenle, bir doktor fiziksel bir muayene yapabilir veya kan testleri gibi testler yaparak tıbbi nedenleri ortadan kaldırabilir.

Psikolojik değerlendirme: Bir psikolog veya psikiyatrist, semptomların şiddeti, süresi ve etkisi hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için kişinin psikolojik bir değerlendirmesi yapabilir. 

DSM-5 kriterlerine göre tanı koyma: Anksiyete bozukluğu tanısı, DSM-5 adlı bir kılavuz kullanılarak konulabilir. DSM-5, psikiyatrik bozuklukların tanı ve istatistiksel bilgileri için bir kılavuzdur ve anksiyete bozuklukları için belirli tanı kriterleri belirler.

Diğer testler: Bazı durumlarda, mental sağlık profesyoneli anksiyete bozukluğu tanısı koymadan önce ek testler, örneğin anksiyete derecesi veya anksiyete ölçeği gibi psikometrik testler uygulayabilir.

Anksiyete bozukluğu tanısı koyma süreci, her birey için farklı olabilir ve süreç, semptomların şiddeti ve süresi gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Anksiyeteyi Önlemek İçin Önlemler

Anksiyeteyi önlemenin bazı yolları şunlardır:

Sağlıklı yaşam tarzı: Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve alkol, kafein ve sigarayı sınırlamak gibi sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları, anksiyete riskini azaltabilir.

Stres yönetimi: Stres, anksiyete semptomlarını tetikleyebilir. Stres yönetimi teknikleri, örneğin meditasyon, derin nefes alma, yoga veya diğer rahatlama teknikleri gibi stresle başa çıkma yöntemleri, anksiyeteyi önlemeye yardımcı olabilir.

Sosyal destek: Yakın arkadaşlar, aile üyeleri veya destek grupları gibi sosyal destek ağları, anksiyete riskini azaltabilir.

Anksiyete nedenlerini belirleme: Anksiyete belirtilerinin nedenleri hakkında bilgi edinmek, belirtileri önlemek veya azaltmak için önerilerde bulunabilir.

Terapi: Psikoterapi, örneğin bilişsel davranışçı terapi veya diğer terapi türleri, anksiyete yönetimine yardımcı olabilir ve semptomların sıklığını ve şiddetini azaltabilir.

İlaç tedavisi: Bazı durumlarda, bir doktor anksiyete semptomlarını kontrol etmek için ilaç reçete edebilir.

Anksiyete önleme, her birey için farklı olabilir. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, stres yönetim tekniklerini kullanmak ve terapi gibi yardımcı yöntemlerden yararlanmak, anksiyete riskini azaltabilir veya semptomları önleyebilir.

Anksiyete Tedavisi Nasıl Yapılır?

Anksiyete tedavisi, semptomların şiddetine ve kişinin özelliklerine göre değişebilir. Bazı durumlarda, doktorunuz ilaç reçete edebilirken, diğer durumlarda psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir. İşte anksiyete tedavisi için kullanılan bazı yöntemler:

Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT), psikodinamik terapi, maruz kalma terapisi ve diğer terapi türleri gibi çeşitli psikoterapi türleri anksiyete tedavisinde kullanılabilir. Terapi, anksiyete semptomlarının yönetilmesine yardımcı olabilir, kaygıyı azaltabilir ve anksiyeteye neden olan durumlarla başa çıkmayı öğretebilir.

İlaç tedavisi: Anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar, genellikle antidepresanlar ve anksiyolitiklerdir. Antidepresanlar, anksiyete belirtilerinin yanı sıra depresyon gibi diğer ruhsal durumları da tedavi etmek için kullanılır. Anksiyolitikler, anksiyete semptomlarını kısa süreli olarak kontrol altına almak için kullanılabilir, ancak uzun süreli kullanımı bağımlılık yapabilir.

 

Alternatif terapiler: Akupunktur, masaj terapisi, yoga ve meditasyon gibi alternatif terapiler, anksiyete belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri: Egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve stres yönetimi tekniklerini kullanmak, anksiyete semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Anksiyete tedavisi, semptomların şiddetine ve kişinin özelliklerine göre değişebilir. Tedavi planı, kişinin belirtilerine, yaşam tarzına ve tıbbi geçmişine göre kişiselleştirilmelidir. Anksiyete tedavisi, zaman alıcı bir süreç olabilir, ancak tedaviye uyum ve düzenli takip, semptomların hafifletilmesine yardımcı olabilir. (Haber Merkezi)