Hataylı sanatçı Süleyman Gülbol, diorama eserleriyle Antakya’nın tarihi dokusunu üç boyutlu olarak yaşatıyor.
Mali müşavirlik geçmişine sahip Gülbol’un sanat yolculuğu 1990 yılında, Atatürk Caddesi’ndeki kardeşine ait hediyelik eşya dükkânı için hazırladığı üç boyutlu tablolarla başladı. Sanatçı, bu sürecin en önemli dönüm noktası olarak St. Pierre Kilisesi dioramasını gösteriyor.

Son beş yıldır evindeki mütevazı atölyesinde profesyonel üretimlerine devam eden Gülbol, eserlerinde detaylara verdiği önemle öne çıkıyor. Eski Antakya evlerini birebir yansıtan çalışmaları, hem sanat çevrelerinden hem de vatandaşlardan büyük ilgi görüyor.

Sanatçının en çok dikkat çeken çalışmaları arasında, 6 Şubat depremlerinin izlerini konu alan dioraması bulunuyor. Antakya sokaklarındaki yıkımı sahneleyen eser, izleyenlere kentin yaşadığı acıyı sanat diliyle aktarıyor.
Gülbol, diorama sanatını tamamen kendi çabasıyla geliştirdiğini belirterek, “Mesleğimi sürdürürken hobi olarak başladım. Zamanla kendi tarzımı oluşturdum. Diorama sanatı el becerisi, sabır ve yaratıcılık ister; asıl farkı yaratan detaylardır” diyor.

Sanatçının en büyük motivasyonu ise eşi. Üretim sürecinde eşinin desteğinin kendisine güç ve motivasyon sağladığını ifade ediyor.
Gülbol’un hedefleri arasında yakın zamanda kişisel bir sergi açmak ve Hatay’daki Kültür Sanat Çarşısı’nda eserlerini sergilemek yer alıyor. Hatay’ın kültürel mirasını sanatla yaşatma çabası, şimdiden sanatseverler arasında büyük bir merak uyandırıyor.
