Hatay Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HASİAD) eski Başkanı Murat Hayzaran, Hatay’da art arda yaşanan sel felaketlerinin ardından dikkat çeken bir açıklama yaptı. Yaşanan tabloyu yalnızca “şiddetli yağış” ile açıklamanın gerçeği örtmek anlamına geleceğini belirten Hayzaran, çözümün siyaset üstü, bilimsel ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.
Depremin ardından altyapısı ciddi biçimde zayıflayan kentte, her kuvvetli yağışta benzer manzaraların ortaya çıktığını dile getiren Hayzaran, Hatay’ın vakit kaybetmeden kapsamlı bir Yağmur Suyu Drenaj Master Planı hazırlaması gerektiğini söyledi.
“YAĞMUR SUYU İLÇE SINIRI TANIMAZ”
Antakya, Defne, Samandağ ve İskenderun’un aynı havza ve benzer iklim risklerini paylaştığını hatırlatan Hayzaran, parçalı çözümlerin sorunu büyüttüğünü ifade etti.
“Yağmur suyu ilçe sınırlarını tanımaz” diyen Hayzaran, hazırlanacak planın tüm bölgeyi kapsaması gerektiğini belirterek sürecin; Büyükşehir Belediyesi, İlçe belediyeleri, Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi (HATSU), Devlet Su İşleri (DSİ), Meslek odaları, Üniversiteler
iş birliğiyle yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Çalışmanın takvimi ve bütçesinin de şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.
SORUNUN TEMELİ: ZAYIFLAYAN ALTYAPI VE PLANSIZLIK
Hayzaran’a göre sel felaketlerinin arkasında üç temel unsur bulunuyor: Deprem sonrası hasar gören altyapı, Plansız kentleşme, İklim risklerinin yeterince yönetilememesi
Bu nedenle kısa, orta ve uzun vadeli adımların eş zamanlı atılması gerektiğini belirten Hayzaran, öncelikle riskli mahalle haritalarının hazırlanmasını ve geçmiş taşkın kayıtları ile arazi kotlarına göre yüksek riskli sokakların belirlenmesini önerdi.
Yağış öncesi ve sonrası için net bir acil eylem planı oluşturulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
ŞANTİYELERE GEÇİCİ DRENAJ ZORUNLULUĞU
Öneriler arasında şu başlıklar yer aldı: Şantiyelerde geçici drenaj sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi, Moloz kontrolünün yazılı standartlara bağlanması, Sel anında tek ihbar hattı ve mobil ekip sistemi kurulması, Meteorolojik uyarıların mahalle ve sokak bazında duyurulması, Kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının ayrılması, Özellikle Antakya ve İskenderun merkezde hat kapasitesinin artırılmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.
KRİTİK BÖLGELER İÇİN BİLİMSEL TAŞKIN BANTLARI
Hayzaran, Samandağ Sahili, Asi Nehri koridoru ve İskenderun kıyı hattında bilimsel verilere dayalı taşkın bantlarının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Riskli alanlarda yeni yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Hayzaran, depremde zarar gören yağmur suyu ve kanalizasyon ağlarının etap etap yenilenmesini ve takvimin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Yeni yapı ruhsatlarında ise “yağmur suyu uygunluğu” şartının teknik raporla değerlendirilmesi önerildi.
20 YILLIK İKLİM PROJEKSİYONU ÇAĞRISI
Uzun vadede 10–20 yıllık yağış ve deniz seviyesi projeksiyonlarına dayanan bir iklim uyum stratejisi hazırlanması gerektiğini ifade eden Hayzaran, altyapı yatırımlarının geçmiş verilere göre değil, önümüzdeki 20–30 yılın koşullarına göre planlanması gerektiğini söyledi.
Geçirimli zeminler, yağmur bahçeleri ve biyolojik hendekler gibi yeşil altyapı uygulamalarının yaygınlaştırılmasını öneren Hayzaran, her yıl Antakya, Defne, Samandağ ve İskenderun’u kapsayan yağmur suyu ve taşkın yönetimi raporunun yayımlanmasını istedi. Ayrıca muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin yer aldığı sürekli bir izleme kurulu oluşturulması çağrısında bulundu.
“SU ÇEKİLDİĞİNDE GERİYE DAHA DAYANIKLI BİR ŞEHİR KALMALI”
Açıklamasının sonunda merkezi yönetimden yerel yönetimlere, uzmanlardan yurttaşlara kadar herkesin sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Hayzaran şu mesajı verdi:
“Deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan Hatay’da, su çekildiğinde geriye yalnızca çamur değil; daha dayanıklı, daha hazırlıklı ve daha adil bir şehir bırakmak mümkün. Bunu ancak birlikte başarabiliriz.”