CHP Hatay İl Başkanı Servet Mullaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan fezleke ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Mullaoğlu CHP İl Binasında yaptığı açıklamada Yargı'nın 12 Eylül referandumundan sonra hükümetin etki alanına yaklaştığının gözlemlendiğini söyledi.
Demokrasinin en önemli unsurunun kuvvetler ayrılığı prensibi olduğuna dikkat çeken Mullaoğlu, “Kuvvetler ayrılığı; Yasama, Yürütme ve Yargının birbirinden ayrılması, birbirlerinin işlerine karışmamasıdır. Bu temel mekanizma demokrasinin işleyişinde son derece hayati bir önem arz etmektedir. Demokrasinin varlığını ortaya koyan bu üç saç ayağından birinde oluşacak aksama, bütün rejimin işleyişine büyük bir zarar verir. Son dönemlerde özellikle 12 Eylül referandumuyla yapılan Aynasal değişiklikten sonra, ülkemizde Yargının bağımsız bir erk olmaktan çıktığı, gittikçe Yürütme erkinin etki alanına yaklaştığı gözlemlenmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki gerçekten bin bir zorlukla işini ciddiyetle yapan yargı mensuplarımız bulunmaktadır. Ancak siyasal nitelik kazanan davalarda, Yargının tavırları ve aldığı kararlar, hukuk devletinde açıklanamayan cinste kararlar olarak karşımıza çıkmaktadır” açıklamasını yaptı.
Kılıçdaroğlu'nun susturulmak istenmesi demokrasiye darbedir
Ana muhalefet liderinin susturulmak istenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Mullaoğlu, “En son Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan fezleke, Yargının ne kadar siyasallaştığını bize açıkça göstermiştir. Genel Başkanımız, Ana Muhalefet partisinin lideridir. Şüphesiz ki hükümetin aldığı kararları ve devletin işleyen mekanizmalarında gördüğü aksaklıkları eleştirecektir. Bu onun topluma karşı sorumluluğu gereğidir. Yargıya yönelik yaptığı bir eleştiriden dolayı, Ana Muhalefet Partisi Liderinin susturulmak istenmesi asla kabul edemez. Bu demokrasimize vurulan çok büyük bir darbedir! Bu ülkede biz Cumhuriyeti kurduk ve demokrasiyi biz tesis ettik. Biz ne Cumhuriyet ne de Demokrasiyi sokakta bulmadık. Cumhuriyete ve Demokrasiye kimden ve nasıl gelirse gelsin, gelecek her türlü kabul edilemez müdahalelerin bugün olduğu gibi kesinle karşısında olacağız. Genel Başkanımız, eleştirileriyle topluma karşı olan ödevini yerine getirmiştir. Hepimizin de topluma karşı ödevleri vardır. Genel Başkanımızın söyle-diği her sözün arkasındayız. Bu suç oluşturuyorsa, hepi-miz bu suçu işliyoruz. De-mokrasi mücadelesi insanlı-ğın ve uygarlık tarihinin en şerefli mücadelesidir. Biz bu mücadelenin neferleri olarak, ne Silivri'den ne darağacından ne de mezardan korkuyoruz. Yaşamdaki amacımız, şerefli bir yaşam ve şerefli bir ölümdür. Şerefimizle yaşıyoruz, şerefimizle de ölmesini biliriz. Demokrasi, uğrunda şerefle ölünecek kadar değerlidir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eleştirile-riyle topluma karşı olan ödevini yerine getirdiğini savunan basın açıklamasının ardından, CHP'liler, aynı düşünceleri taşıdıkları için kendilerinin de suçlu olduklarını ve haklarında da dava açılması talebi ile imza kampanyası başlattılar.




























