Tel örgülerimizi nasıl kaldırabiliriz?

Merhaba sevgili okurlar…
“Yaşama Dair Sohbetler” adlı ilk kitabımın çıkmasıyla birlikte, içimde oluşan mutluluğun yarattığı heyecanla sizlere yeniden ‘Merhaba’ demek güzel gerçekten…
Emek vererek bir şeyler üretmek bana mutluluk verirken, oluşturduğum, hayat verdiğim bir kitap ise ve bu kitabın her sayfasında sohbet etme imkanı bulabiliyorsam sizlerle… bu sohbetlerimizdeki her buluşma bana verdiği kadar sizlere de mutluluk veriyorsa… işte o zaman güzel bir paylaşımı gerçekleştirmiş oluyoruz ve işte o zaman siz sevgili okurlarıma güzel bir şeyler sunmanın mutluluğunu yaşayıp daha da yazmak istiyorum yaşama dair her şeyi…
Bu buluşmada kitabımın oluşumunda bana destek veren herkese ve kitabımı alıp, okuyan sevgili okurlarıma teşekkür ediyorum…
İkinci kitapta buluşmak ümidiyle diyor ve bugünkü sohbetimize başlayalım istiyorum…

Herkesin içe kapandığı ve nedenini bir türlü bulamadığı dönemler oluyordur yaşamında…
Böyle bir dönemde kendimi dinlerken;
Biri bana; “Limit koyarsan, duvar örersen, kimse sana yaklaşamaz, bir şey de diyemez!” diye avaz avaz bağırıyordu sanki…
Ona karşılık ben de; kendimi soyutladığımın farkında olarak, ondan yardım istercesine şu sözleri yazıyordum günlüğüme…

***

“Şu tel örgüleri nasıl kaldırabilirim?” diye düşünüyorum sık sık, ama sınırı geçtikten ve az yol aldıktan sonra yine bir mayına basıp, yara alırım korkusuyla tekrar vazgeçiyorum ve tel örgüler arkasında durmaya devam ediyorum… Cesaretsizliğime yenik düşüyorum yeniden… Boşluğa sığınıp kendimi koruduğumu, ama aslında kendimle savaştığımı ve kendimi hayatın gizli kalmış bir çekmecesine ittiğimi fark ediyorum…
Bunun farkındayken aslında yalnızlığa çekiliyormuşum. Şimdi sen uyandırdın beni. Bana “Limit koyarsan, duvar örersen, kimse sana yaklaşamaz, bir şey de diyemez!” diye haykıran kişi…
“E hadi!” dedim… Hadi o zaman öğret bana tel örgülerimi kaldırmayı, bu arazinin mayınlı olmadığına inandır ya da mayınlara basmadan neler yapabileceğimi öğret bana. Nasıl ürün yetiştireceğimi ve ürünümü nasıl hasat edeceğimi de öğret…

Evet, şimdi sen beni uyarıyorsun, ‘Sınırlarını kaldır’ diyorsun, olması gereken bu belki, oysa ben yine durgunlaşıyorum…
Yapmam gereken şeyi biliyorum, ama yapamıyorum…
Madem ben böyleyim, e hadi artık bana yardım et, bu sınırları nasıl yok edebilirim onu öğret, bana avaz avaz bağıran kişi…

Zamanla kalkar belki, bu tel örgüler… Belki de bir adıma karşılık olur, benim atacağım adımlar…
Çünkü karşı adımlar artık atılmıştır, atılan her adım dolaylı değilse, gerçeği en iyi şekilde ifade etmişse, işte o adımı kimse görmezden gelemez ve öyle karşılık görür… Bir adımdır karşılığı, atılan her adımın…
Şimdi ne duruyorsun, gür sesli kişi? Tel örgüleri nasıl kaldıracağımı öğretsene bana, korkuyu ve yenik düşeceğimi hiç düşünmeden bana yol göstersene bağırıp duracağına…”

Eeeveett, sevgili okurlar, belki de böyle korumaya çalışıyordum kendimi kötülüklerden…
İçimdeki korkuyu hep kalkan olarak kullandım, ancak sıyrılmalıydım bundan ve cesaretlenmeliydim yeniden ‘merhaba’ diyebilmek için yaşama…

HERŞEY EMEK İSTER…

İnsanlar arasındaki iletişimler verilen bir emeğin sonucu değil midir?
Zaten bir şeylere hemen sahip olmak kar getirmemeli bana…
Hiçbir şeyi kolay kazanmamalıyım, dostluğu bile…
Emek vermeli her iki taraf ve sonuca öyle ulaşmalı…
İşte o zaman gerçekten ne kazandığımızı daha iyi biliriz ve o kazanılan şeyin değeri kat kat artar içimizde, daha da yücelir…
Bu şuna benzer; “Babası varlıklı bir çocuk düşünelim… Her şey hazırdır onun için…Hiçbir zorluğu bilmez, ama mutlu olduğunu sanır, oysa kendini kandırdığını düşünemez… Yaşamı çok yönlü tanımadığının farkında bile değildir o…
Ayrıca yoksul ya da orta halli bir ailenin çocuğunu düşünelim; ‘armut piş, ağzıma düş’ değildir onun yaşamı…
Armudu ağaçtan kendisi koparır…
Her defasında o işin inceliğini öğrenir ve usta olur… Bu da kendisi için bir kazanımdır, çünkü bir şey başarmıştır o artık…bunun mutluluğunu yaşar ve her tecrübe ona hayatı biraz daha öğretir…

Hazıra konmayacak insan asla… Yoksa yaşamın değerini bilemez.
İşte bu yüzden emek vermeli her şeye…
Tel örgüler kalkacaksa, zamanı gelince kalkmalı, bizler bu emeği verince, bizler az daha cesaretlenince kaldırmalı sınır dediğimiz o tel örgüleri… Bunun da sonu belki mutluluk, özgürlük olacaktır. Adım adım yürümek biraz daha cesaretli kılacaktır bizleri…
Ne dersiniz?.. alevoksuz@yahoo.com

Yazarımız alev Hakkında

2 Yorum

  • Mustafa
    17 Ocak 2010 | URI |

    Belkide tel örgülerin karsımıza cıkmasına bile sükür etmeliyiz, zorluklara ragmen onu asabilme istegi bizi güclendirmeli belkide…

    Alev hanım gercekten güzel bir yazı, Tebrik ederim

    Mustafa

  • alev
    19 Nisan 2010 | URI |

    Mustafa Bey merhaba.. Yorumunuz icin oncelikle tesekkur ederim. Sunu biliyorum ki, karsimiza cikan ve astigimiz her engel bizleri biraz daha guclu kilar yasam icinde. Hersey emek ister.. Bizler olumsuzluklar karsisinda caba sarfederek guzellikleri elde ettikce o guzelliklerin degeri bizim icin kat kat artacaktir.. Ve bizler boyle mutlu olmayi ogrenecegiz belkide.. Sevgiler…
    Alev..

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Güvenlik Kodu:

Valid XHTML 1.0 Transitional