Şu ana kadar yaşanan depremler bize ders olmalı

İçimden bir şeyler yazmak gelmiyordu aslında… Dışarıda hafif  hafif yağan yağmurun sesini dinleyerek, sallanan koltuğumda dinlenirken, aklımda yine Van’daki deprem vardı. Sıcacık evimde otururken ben, depremzedelerimiz o an belki de çadırlarında üşüyorlardı… “Bu ne adaletsizlik” dedim kendi kendime…

Sonrasında ’da yaşadığımız depremleri düşündüm… İnsan korkuyor gerçekten… Oturduğumuz yerde, iş yerinde, dışarıda koca koca binaların yanından geçerken dahi, her an deprem olacak korkusu ile yaşıyoruz şu sıralar. Deprem olacak hissi ile yaşamak güncel hayatın heyecanını, yanı sıra enerjimizi de azaltıyor ne yazık ki…

Van’da kış soğuğunda çadırda yaşayan depremzedeleri izledikçe haberlerde, kendimi daha da kötü hissediyorum.

Van depreminin bir fayının ilimizden geçtiği söyleniyor. İlimiz de risk yönünden en önde gelenlerden. Fakat merak ettiğim şu; Bu konuyla ilgili alınmakta olan önlemler acaba ne kadar işlevsel ve ne oranda öncelikli? 

Van ve çevresinde yaşayanlar belki de hala çadır bekliyor konteyner bekliyor, prefabrik yapı bekliyor. Neden derseniz?  Zamanında yeterince stoklanmadığı, yardım olarak gönderilenler de hala ulaşım sorununa takılıp bekletildiği için. Zaten ilgililer yardımın götürülmesinde düzensizliklerle baş edebilseler, dengeyi sağlasalar bu kadar insan Van’ı terk etmezdi.

***

Eveeet, bu düşüncelerimin bir ucundan tutup sizlerle paylaşmam gerektiğinin farkında olarak, devam etmek istiyorum sohbetimize…

Bilindiği gibi güzel Antakya’mız ne yazık ki 1.derece deprem bölgesi… Bilirkişiler Antakya ve çevresinde en erken 2025 yılında, en geç ise 2060 yılında 7 şiddetinde deprem beklediklerini açıklıyorlar. Ayrıca çeşitli kuruluşların düzenlediği panellerde afet zararları riskinin nasıl azaltılacağı konusunda da bilgiler veriliyor.

Sonuç olarak vatandaşı bilinçlendirmek için hiç bir şey yapılmıyor diyemeyiz, ancak bu panellere katılımın yeterli olup olmadığını gelin birlikte merak edelim…

Ev hanımlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız, yetişkinlerimiz bu panellere ne derece katılım gösteriyor ve bu katılım yeterli mi acaba? Katılım göstermeyenler nasıl bilgilenecek onu da düşünmek gerekiyor?

Her seçim döneminde örgütlenme adına yapılan çalışmalarda, çeşitli partilerin mensupları şehrin altını üstüne getirirler ulaşmak için seçmenlere… Bir oy daha kazansınlar diye, tek tek gezerler mahalleleri…  Küçük, büyük toplantılar düzenlerler. Meydanlara çıkarlar. Peki ya şimdi, böyle bir tehlikeyle her an karşı karşıya gelmek üzereyken bizler, hani, nerede yönetici, örgütleyici kişiler?

Madem bilgili kişiler var, teoriyi pratiğe dönüştürmek için neden onlardan yararlanılmıyor? Vatandaşlarımızın bu yönde bilinçlenmesini sağlayacak meslek örgütlerimiz neler yapıyor ve yaptıkları, amaca ulaşmaya gerçekten yetecek hizmetler mi?

Görünen şu ki,  bu hayati konuyla ilgili geniş çaplı bir bilinçlendirme halkası kentimizde kapsamlı olarak henüz oluşturulabilmiş değil.

Bu konuda mülki ve idari sorumluluk taşıyan yetkililerimiz, Üniversitemiz, siyasi parti temsilcilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız,  meslek odalarımız ve her zaman olduğu gibi medya ve sosyal medya dahil birçok kuruma, birçok kuruluşa, ardından da herkese önemli görevler düşüyor.

İlimizde olası bir depremden en az zarar göreceğimiz önlemler alınmakta mı,  yeterli plan, program oluşturulmuş mu şu ana kadar, bunu da merak ediyorum ben… Bir deprem planı söz konusu ise, konteynır ve prefabrik yapı üretimine de başlanmış mı?

Ya biz vatandaşlar ne yapıyoruz, hangi birimizin evinde bir deprem çantası bulunuyor ya da hangimiz acil durum önlemlerimizi şimdiden almış durumdayız? Depremden korunmak için yapmamız gerekenleri biliyor muyuz ya da deprem anında neler yapmamız gerektiği hakkında bilgilerimiz yeterli mi?

Aslında imkânımız varsa araştırsak, bilgileri toplasak internetten… Bilmediklerimizi ve yapmamız gerekenleri öğrensek, sonra da bir akşam dizi izlemek yerine ailece oturup hayat kurtarıcı bilgiler üzerine toplantı yapsak,  görevleri paylaşsak kendi aramızda nasıl olur acaba?

Milli Eğitim Müdürlüğü öğrencilere, Belediyeler yöre halkına, uzmanlar tarafından verilecek bilgilerle ulaşsalar.

Deniyor ya hani, “Deprem öldürmez, bina öldürür” diye. Japonya örneğine bakınca bu sözün yeni inşa edilecek binalar için değil yıkılması gereken binalar için geçerli olduğu da apaçık ortada.

Yani şöyle;

 

Doğru yapılsa şu iş aslında;

Beş çubuk eksik olsa ne olur demesek, 1–3 m. derinlikte temeller atmasak,  usta olmayana vermesek işi, sözün kısası mukavemetsiz bina kalmasa diyorum. Sarsılmasa, savrulmasa depremde evlerimiz, yuvalarımız.

‘Ben yaptım, oldu’ mantığından her konuda vazgeçsek!

Acı gerçekleri görmezden gelmesek… Tarihte son 5000 yıl içinde en çok depremin yaşandığı bir bölgede bulunduğumuzu da göz ardı etmeyip, yakın zamanda beklenen depremlere karşı önlemlerimizi almayı ihmal etmesek diyorum.

Ne dersiniz?

alevoksuz@yahoo.com

Benzer Haberler

Etiketler: ,,

Yazarımız admin Hakkında

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Security Code:

Fılm ızle

Valid XHTML 1.0 Transitional Sitemap

Hatay Iskenderun ve Antakya ile ilgili bütün haberler özgün şekilde haber birimimiz tarafından yazılmaktadır


| Antakya | Iskenderun | Hatay
Tatil turları Tur şirketlerinden alınır..