Özellikle, Mina Urgan’ın Bir Dinazor’un adlı anı kitabıyla birlikte, anı kitapları okuma tutkusu oluştu bende. Özellikle Türk siyasi tarihinde, ya da edebiyat tarihimize rolü bulunan kişilerin yazdığı anı kitapları, günümüz Türkiye’sini anlamak için iyi olanaklar sunuyor.
Puslu camın Arkasınan, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz, 84 yıllık yaşamının önemli bir bölümünü sosyalizm mücadelesi içerisinde geçirmiş Sadun AREN’in anıları… Solun tarihe ışık tutuyor. “Türkiye İşçi Partisi yıllarını, Mehmet Ali Aybar’la olan mücadelelerini içtenlikle anlatmış Aren. Kitap, Aren’in anlatımlarının ses kayıtlarından yapılan düzeltmelerle oluşturulmuş. Böyle olunca oldukça hızlı okunabilen sohbet tadında bir eser meydana gelmiş.
Kitabın son bölümleri, Aren’in günümüzde sosyalizm yolunda verilecek mücadelelerle ilgili görüşlerini içeriyor. Bu bölümleri tek başına okuduğunuzda sosyalizmden vazgeçmiş, özelleştirme yanlısı (kitapta bu yöndeki fikirlerin iktisadi nedenlerini iyi incelemek lazım) deyim yerindeyse geçmişte yaptığı hataların farkına varmış bir eski tüfeğin anıları sanabilirsiniz. Aslında dikkatli okunduğunda son bölümü tek başına okusanız bile böyle bir kanıya ulaşmak olanaksız. Ancak, Sadun Aren’in tespitleri uygulamada yapılan hatalara yönelik.
Geçmişte sosyalist devrim olana kadar birçok sorun tartışılmazken, günümüzde var olan sistem içerisindeki iyileştirme çabalarının mücadeleye katkı sağlayacağını söylüyor Aren ve aşağıdaki kısa alıntıdan da anlaşılacağı gibi hala sosyalist olduğunun altını çiziyor.”
“Sosyalizm öyle kurulacak bir şey değil, bir yaşama biçimi. Oraya yaşanarak gelinir. Bundan dolayı da küreselleşmeyi olumlu bir aşama olarak görüyorum. Çünkü sosyalizmin barışçılığı, sömürünün ortadan kaldırılışı olursa, global çapta olur. Dünyanın başka yerinde vahşet varken, siz kendi ülkenizde sosyalizm yapamazsınız. Onun için bu tür sosyalizmin bir ön gereği de globalleşmedir. Globalleşmeye bağlı olan her şey insanlığın kazanımıdır. İnsanlığın ileri atılmış bir adımıdır. Eski tip sosyalizmi bu bakımdan biraz geri buluyorum.”
Sol hakkında düşünce üretenlerin mutlaka okuması gereken bir yapıt. Geçmişte bu uğurda mücadele vermiş olanların deneyimlerini paylaşmalarının yararı bu kitapla bir kez daha görülüyor. Puslu Camın Arkasından’ı herkese öneririm. İyi okumalar…




























