İki senedir sonbaharı yaşamadan karşılıyoruz kışı… Bu sene ise toprak doğru dürüst yağmuru göremedi bile. Ağaçlar yapraklarını dökmeden karşılaştı donla, ılıman bölgelerde kış uykularına girmeden çiçeklerini açtı çoğu…
İki senedir sonbaharı yaşamadan karşılıyoruz kışı… Bu sene ise toprak doğru dürüst yağmuru göremedi bile. Ağaçlar yapraklarını dökmeden karşılaştı donla, ılıman bölgelerde kış uykularına girmeden çiçeklerini açtı çoğu…
Televizyonda ise Antarktika’daki buz kütlelerinin erimesi, etkisini bu sene daha da çarpıcı gösteren küresel ısınma, İstanbul’daki yalıların sular altında kalabileceği tehlikesi şeklinde duyuruluyor. Kuraklaşma ve çölleşme, su kaynaklarındaki azalma, bunların beraberinde getirdiği verimsizlik, tarımla uğraşan insanların yaşadıkları geçim sıkıntısı, küresel ısınmanın ülkemiz ve dünya üzerindeki bu çok önemli etkileri neredeyse hiç konuşulmuyor.
Dünyada küresel ısınmanın zararlarını ve gelecek yıllarda da etkisini daha da yükselteceğini kavrayan gelişmiş devletler, bununla ilgili ciddi önlemler almaya başladı. Bunun yanında Tunus ve yanı başımızdaki İran’da da ciddi çalışmalar sürdürülüyor. Ülkemizde ise hazır ki yeşil alanların tahrip edildiğini görüyor, hava kirliliğini yaşıyor olmamamıza karşın, bu çok büyük probleme karşı bir önlemin alınmadığını görüyoruz…
*
Çeşitli çevre örgütleri bu konuda kamuoyu oluşturmak için çalışmalar yapıyor. Herkes bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmeli, biraz daha duyarlı davranmalı.
Mesela işe küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili internet üzerinden bir arama yaparak başlayabilirsiniz. Buradan küresel ısınmanın ne boyutlara ulaştığına dair daha geniş bilgiye ulaşırsınız.
*
“…bir mankenin memesinin görünmesini, eriyen bir buzdağından daha önemli sayan ilginç sahte kültür döneminde savrulup gidiyoruz.
Nedense doğanın çevre boyutundan çok, üreme boyutuna saplanıp kalmış durumdayız. “ diye yazıyor, Zülfü Livaneli.
Haklı değil mi? nihatazdal@hotmail.com




























