Cemil Meriç 12 Aralık 1916′da Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde doğdu. Antakya Lisesini, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi yabancı diller okulunda okutman olarak çalıştı. 1955′te, 38 yaşında, gözleri görmez oldu. Fakat öğrencilerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne dek sürdürdü. 13 Haziran 1987 günü İstanbul’da vefat etti
Cemil Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Batı uygarlığının temelini araştırdı. Dil sorunları üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu.
Cemil Meriç’in yeri hep kütüphane oldu.
70′li yıllardan itibaren makalelerinde, yayımladığı eserlerde, Asya’nın Avrupa ile hesaplaşmasına tanık oluruz.
Jurnaller, Cemil Meriç’i anlamamıza yardımcı olan önemli birikimlerindendir. Adeta entelektüel bir otobiyografi…Yirmi dokuz yıl tuttuğu Jurnallerde, inzivaya çekilmiş bir düşünce adamının yaşam gelişimine tanık oluruz.
Jurnallerinde Cemil Meriç’in çıplak haline tanık oluruz. Mektuplarına, gizlerine, aşklarına, sevinçlerine ama daha çok acılarına tanık oluruz.
C. Meriç, gözlerini kaybettikten kısa bir süre sonra yayınlanmıştır jurnaller. Günlüklerinin ilk yıllarında agresif bir üsluba rastlarız. Gözlerini henüz yeni kaybeden bir aydının ruh halini de yansıtır ilk günlükler…
Cemil Meriç kaybettiği gözlerinin aydınlığını sözcüklerde aramış ve yaşama umudunu kalıcı eserler arama çabasında bulmuştur.
Politikayla arasında kalın duvarlar örüp kütüphaneye sığındı: “ Benim yerim kütüphane. Ben ışık arayan, aydınlanmak ve aydınlatmak isteyen bir insanım.”




























