HERŞEY ESTETİKTEN VE MERAKTAN İBARET DEĞİL MİDİR ZATEN?..

Gecenin bir saatinde cep telefonum çaldı… Kardeşim Aslı’ydı arayan… Ankara Üniversitesi’nde Konservatuvar okuyor… Hocaları, ‘Sanatta ve doğada estetik’ konulu bir deneme yazmalarını istemiş…
Benden kendisine bu konuda yardımcı olmamı istedi, önce kızdım tabi, çünkü gecenin bir vaktine gelmiş ve daha birşey yazmamıştı…
Neyse… Aslı’yı ders yoğunluğuna bağışladım, ancak yinede kendi yazmalıydı bu denemeyi… Önce ‘yok’ dedim…’Yazamam, sen yaz’ dedim… Onu biraz itekledim birşeyler üretmesi için… Üretince de bazı noktalarda yardımcı olup, bıraktım kendi yazısıyla başbaşa…

***

Ve ardından…
Doğrusu gecenin o vaktinde sizlerle sohbet etmem için iyi bir konu çıkıvermişti karşıma…
Ben de bu fırsatı kaçırmamalıydım.
Güzel bir sohbet için ‘doğada ve sanatta estetik” konusuna dair aklıma gelen düşünceleri işte şimdi bu sohbetimizde sizlerle paylaşmak istiyorum…

Bence güzel bir konu… Umarım sizlerin de hoşuna gider ve sohbetimizden büyük bir keyif alırsınız…
Evet, sevgili okurlar; ‘doğada ve sanatta estetik’ konulu sohbetimize başlamaya ne dersiniz?

TANRI HAVVA’YI FARKLI YARATIP, ADEM İÇİN ÇEKİCİ KILMAMIŞ MIYDI..

Öncelikle doğanın estetiğine değinelim…
Sohbetimize estetik kavramını tanımlayarak giriş yapabiliriz elbette…
Estetik; ‘bir varlığı doğada çekici kılmaktır, güzelleştirmektir’…
O varlığın “ben buradayım” diyebilmesidir ve sonra da kendi içinde barındırdığı farklı özelliklerle kendini sıradışı kılmasıdır yaşam içinde…
Daha ilk insanın uyanışıyla bu farklılık kendini göstermemiş miydi zaten.
Tanrı Havva’yı farklı yaratıp, Adem için çekici kılmamış mıydı…Ve insan nesli bu şekilde sürdürülmedi mi günümüze kadar…
Şuana dek evrim geçirmiş birer varlık olarak sürdürmedik mi yaşantımızı, bize sunulmuş ve içinde yanıt bekleyen bir sürü soru barındıran yaşam serüvenimizde….

Bir an için şöyle düşünüyorum;
Tanrı bizlerin etiketini belirlemiş ve öyle yollamış evrene… Evrendeki canlı-cansız her şeyi, sırf bize cazip gelmesi için farklı yaratmış ve ayrı bir özellik vermiş her bir şeye…
Bizleri evrendeki malzemeyi işlemek için, herşeyi daha da güzelleştirmek için yollamış…
Sonra bize sunulmuş malzemeyi işler duruma gelmişiz…
Ve ardından yaşam içindeki doğayı keşfederek şimdiki zamanın estetiğini yaratmışız…

Yani şöyle;
Yolculuğumuz ilk insanların evreni keşfetmeye çalışmasıyla başlamış…
Merak etmişler evrendeki malzemeyi… bu merak günümüzde de devam ediyor… ve şuan o malzeme bizlere miras, işledikçe çoğalıyor, işe yarar kıldıkça gerisi geliyor, tıpkı bir çorap söküğü misali…
Sonrasında insanlar her keşiften haz alır duruma geliyor, mutlu oluyor…
Her mutluluk, her keşif başka bir merak uyandırıyor insanoğlunda. Zaten insanoğlunun yaşamını sürdürmesinde en büyük etken mutluluk değil midir…
Öyle sanıyorum ki; bunu hepimiz biliyoruz…
Şuan için doğadaki estetikliğe, çekiciliğe ve ilgiye dair yaptığımız yorumlar bizlere sanatta estetik konusu üzerinde düşünmeye bir zemin hazırladı diyebiliriz…

SANAT BAZEN YAŞAMDAKİ DÜŞLERİ; MAVİ RENKLİ, BEYAZ BENEKLİ BİR KELEBEĞE BENZETMEKTİR…

Evet sevgili okurlar;
Şimdi de sanatta estetik üzerine düşünmeye ve düşüncelerimizi ifade etmeye ne dersiniz?

Sanat; belli bir kalıba koyamadığımız duygularımızın bir şekilde dışa vurumu olsa gerek…. Dışa vurum şekli de estetikliğin ta kendisi…
Tıpkı bir gökkuşağının tüm renklerini yansıtması gibi yeryüzüne…
Bazen yakınımdaki, çok sevdiğim bir insanın benzetmeleri gibidir belki de sanat…
Şöyle demişti:
“Mor düşlerimi koynuma alıp, örtüyorum geceleyin…
Üstümü yarına olan umutlarımla…
Bu umut bugün ve düşlerim mavi renkli, beyaz benekli bir kelebek…”

Ya da daha başka açılardan düşünecek olursak sevgili okurlar;
Sanattaki estetik bir şey yaratmak, hayalini resmetmek ya da heykelleştirmek veyahut notalaştırmak sonra da insanın kendi estetikliğinin perspektifliğinde sonuca varmak.
Belki de o varılan sonucun, o insanın öldükten sonra da yaptıklarının benimsenmesi, desteklenmesi ya da belki de hiç beğenilmemesidir kim bilir…
Varılan nokta mı; tabi ki yaratılan her neyse sanat eseri değeri taşıyıp ya da taşıyamamasıdır…

SANAT GÖRECELİDİR

Şimdi de sohbetimizin bu bölümünde biraz da günümüz örneklerinden yola çıkarak, sanat üzerine konuşalım istiyorum…
Örneğin; bir ressamın bulunduğu ruh halini bize göre, anlaşılmayan çizgelerle resmetmesi ve bizim anlayamamamız… Oysa ressama göre o resim kendini ve duygularını ifade etmiştir…. Çizdiği bir çizgi dahi resmin temasını anlatmaya yetiyordur ona göre.. başkalarına sorsanız; boş çizgilerden ibarettir belki o resim. Yani, “sanat görecelidir” sonucuna da varabiliriz…

DÜŞÜNCE; HAYAL GÜCÜNE, HAYAL GÜCÜ YARATICILIĞA, YARATTIĞIMIZ HER ŞEY DE KENDİ SEÇİMLERİMİZİN SONUCUNA YANSIR…

Şunu da belirtmek gerekir ki sevgili okurlar;
Her şeyin içinde estetik vardır, ama estetik olan her şey kimi zaman güzel görünmeyebilir de gözümüze…
Bir ressama doğa manzaraları nasıl cazip gelir ise, kimi ressama da insan portreleri cazip gelebilir…İşte sanat da böyle seçimlerden ibaret ve insanların beğenileri de.

Sonuç olarak, diyebiliriz ki; düşünce hayal gücüne yansır, hayal gücü yaratıcılığa, yarattığımız her şey de kendi seçimlerimizin sonucudur elbette… Bu da düşünce estetiği olsa gerek değil mi sevgili okurlar…
Ki; zaten her ressam aynı düşüncede olsaydı ve aynı baksaydı bir manzaraya çizilen her resim aynı olurdu.
Her birimiz ayrı yapılara ve ayrı düşünce tarzlarına sahibiz.
Sanat estetiği dediğimiz şey, farklı düşüncelerden ve hayal gücünden ibaret.

Tanrı her şeyi bize cazip gelecek şekilde yarattıysa ve bize bunları malzeme olarak evren içinde sunduysa, sonra da bunları işleyin dediyse; Tanrının bize sunduğu malzemeden yarattığımız her şey bizim keşiflerimizdir, aynı zaman da kendi oluşturduğumuz sanatsal çalışmamızın estetiğidir.
Yani, somutlaştırdığımız her düşünce, yarattığımız ayrı bir estetiktir. Hayaldeki düşünce, uygulamaya döküldükçe değer kazanır ve bir yerde barınır; o da kendi hayalimizle yarattığımız sanat eserimizdir…

ESTETİK RUHUMUZU GENİŞLETEREK, ZENGİNLEŞTİRMELİYİZ YAŞAMI…

Sonuç olarak sevgili okurlar, şunu söylemeliyim ki ; bizler yaşama dair yaptığımız herşeyi değerli kılmak için, en küçük ayrıntıları dahi kaçırmadan uygulamaya dökmeliyiz ve yoğunlaşmalıyız üzerinde o yaptığımız, yarattığımız her ne ise…
Tek bir yolda ilerlemeyip daha da emek verip, estetik ruhumuzun ufuklarını genişletmeliyiz.
At gözlüğümüz takılıysa şayet, o gözlüğü çıkarıp evrendeki doğayı güzelleştirmek adına her kapıyı aralamalıyız, daha başka bilinmeyenleri keşfetmek için…
Bu bir yapı olabilir… Bu bir resim olabilir, müzik parçası ya da doğal bir güzellik olabilir…
Önemsemeliyiz herşeyi, değerli kılmalıyız ve zenginleştirmeliyiz yaşamı…
İşte o zaman belki evrenimizi yıkıcı etkenlerden nasıl koruyabileceğimizi öğrenebileceğiz…
Ne dersiniz?..
alevoksuz@yahoo.com

Benzer Haberler

  • Benzer haber yok
Bu yazı için etiket yok

Yazarımız alev Hakkında

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Security Code:

Valid XHTML 1.0 Transitional Sitemap

Hatay Iskenderun ve Antakya ile ilgili bütün haberler özgün şekilde haber birimimiz tarafından yazılmaktadır


| Antakya | Iskenderun | Hatay |