Hayvancılığın kuyusu kazılıyor

Veteriner Hekimleri Odası 10. olağan Genel kurulu hafta sonu yapıldı. Tek listeyle gerçekleşen kongrede Veteriner Hekimler Odası Başkanlığına yeniden Yahya Hamurcu seçildi. Cumartesi günü SMMM Odası toplantı salonunda yapılan Genel Kurul toplantısında Divan Başkanlığını Cihat Karaoğlan, Divan üyeliklerini ise Ali Çolak, Ganim Karanlık, Sait Alkan yaptı. 10. Olağan Genel Kurul toplantısına konuşan Veteriner Hekimler Odası Başkanı Yahya Hamurcu;  Veteriner Hekimleri Odası, mesleğin toplum yararına kullanılması,  üyelerinin hukukunun korunması, ülke hayvancılığının geliştirilmesi ve demokratik kitle örgütü olarak ülke sorunlarına yasal zeminde demokratik tepkiler ortaya koyması gibi görev, yetki ve sorumluluklara sahiptir. Veteriner Hekimleri Odası, bu çerçevede kalarak ulusal ve yerel sorunlara yönelik tepkisini gerek kurumsal üyesi ve aynı zamanda dönem sözcüsü olduğu 12 meslek odasından oluşan Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu (HAMOK) bünyesinde yapılan etkinlikler ve basın açıklamalarıyla gerek farklı kuruluşlarla birlikte hareket ederek ve gerekse de bireysel ortaya koymuş ve koymaya devam edecektir.
Günümüzde ise et, süt ve yumurta ancak IMF ve Dünya Bankasının izin verdiği ölçüde desteklenmektedir. Ancak bir taraftan damla damla doğrudan gelir desteği ödenirken bir taraftan da hayvancılığın kuyusu kazılmaktadır. Bir kere şunu belirtelim 1980′den sonraki zihniyet hayvancılığın yapısını bozdu. Siz bu bozuk yapıyla ne kadar destekleme yaparsanız yapın, hayvancılıkta istediğiniz hedefleri (gerçekten istiyorsanız tabii) tutturamazsınız. Hayvancılıkla ilgili kurumlar ya ortadan kaldırılmakta veya içleri boşaltılmaktadır. Emperyalist güçler taktik değiştirmiştir. Bir hekim, İnfeksiyonun nedeni olan mikroorganizma, ilaca karşı direnç gösterince farklı bir antibiyotik kullanmak zorundadır. Bunlar da direnç kazanmaya başladığımız anda farklı bir koldan faaliyete geçmektedirler. Ancak hedefleri ve amaçları bellidir. Ülkemizin dayandığı en önemli üretici güç olan tarım ve hayvancılığı bitirmek ve bizi sömürge haline getirmek” dedi.

Türkiye Canlı hayvan
ithal eden bir ülke
konumuna gelmiştir

Hamurcu, “Ülkemiz coğrafi özellikleriyle her türlü hayvansal üretim açısından uygun ortam ve önemli bir potansiyele sahiptir. Her ülke sanayide gelişebilir, ama doğanın vergisi olan hayvancılıkta pek çok ülkenin ileri gitmesine olanak yoktur. Elbette biz de sanayileşmekle demokratik düzen içinde hızlı bir kalkınmaya kavuşacağız. Ama Türkiye’nin ümidi tarım ve bunun yanında da hayvancılıktadır. Eğer biz günde sadece bir inekten bir kilo daha fazla süt üretebilirsek yılda ulusal gelirimize ne kadar katkı konacağını varsın yetkililer hesaplasın. Hangi sanayi kolunu gösterebilirsiniz ki bu kadar geniş, bu kadar hızlı ve ekonomik olarak bir kalkınmayı ifade etsin. Ülkemizde kırsal kesimde yaşayan insanların önemli geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık, yıllardır süren hatalı hayvancılık politikaları neticesinde hayvan yetiştiricilerinin büyük sorunlar yaşamasına, ülkemiz hayvan popülasyonunun çok ciddi düzeyde azalmasına sebep olmuştur. 1980′lere kadar canlı hayvan ve hayvansal ürün ihracatçısı konumunda olan Türkiye bütün bu gelişmelerden sonra ne yazık ki ithalatçı bir ülke konumuna gelmiştir. Et fiyatlarının artışının nedenlerine inmeden ve onlara çözüm yolları bulamadan et ithalatını da pirinç ithalatı ile eş değer tutarak piyasanın kontrol altında tutulacağının sanılması geçmişte yaşananlardan hiçbir ders çıkarılmadığını ortaya koymaktadır” dedi.

Canlı hayvan ve et ithalatı hayvancılığımıza büyük zararlar veriyor

Canlı hayvan ve et ithalatının hayvancılığa büyük zararlar verdiğini vurgulayan Yahya Hamurcu, “Yükselen et fiyatlarının düşürülmesi için yurt dışından nisan ayında 16 bin ton canlı hayvan ve 7 bin 500 ton da et ithalatı yapılmış, İlk ithalat kararında paniğe kapılan yetiştirici, elindeki henüz besisini almamış hayvanları kestirerek büyük zarara uğramıştır.  Ancak ikinci defa gümrük vergilerinin sıfırlanarak 100 bin tonluk canlı hayvan ithalatı kararı yetiştiricilere daha büyük bir darbe vurmuş ve rekabet ortamını yok etmiştir. Hükümetin geçtiğimiz aylarda hayvancılığa yapılan desteklemelerden; sıfır faizli 2 yıl ödemesiz  toplam 7 yıl ödemeli olan kredi desteklemesi de bu derde merhem olmaya yetmeyecektir. Canlı hayvan ve et ithalatı, hem insan ve hayvan sağlığı açısından hem de yerli üretici için birçok olumsuzluklar ortaya koyarak hayvancılığımıza büyük zararlar vermektedir. Daha önceki tecrübelerimizden bilmekteyiz ki ülkemizde görülmeyen birçok hastalık, yapılan ithalatlarla ülkemize girmiştir. Kırmızı et üretiminde yaşanan en önemli sorunlardan biri, hastalık mücadelesinin ve koruyucu hekimlik uygulamalarının yeterince yapılamamasıdır. Serbest Veteriner Hekimlerin salgın hastalıklarla mücadelesinde istihdamı hakkındaki tebliğ yıllar öncesinden çıkarılmış olmasına rağmen Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nca etkin bir şekilde   uygulamaya sokulamamıştır. Baş edilemeyen hayvan hastalıkları (Şap, Brucella, Tüberkülöz, İBR vb) ekonomik kayıpları beraberinde getirmekte ve fiyat artışına sebep olmaktadır. Yem ve ürün arasındaki fiyat paritesinin sağlanamaması nedeniyle ürün maliyetinin yüksekliği, bilimsel hayvancılığın yapılamaması, aracıların ürünün fiyat artışını manipüle etmeleri gibi nedenlerle,   Hayvancılık ülkesi olması gereken Türkiye’de et fiyatları, yoksulların hatta orta tabakanın bile ulaşamayacağı ölçüde yükselmiş ve son bir yılın gündemini oluşturmuştur. Yaşanan bu sorun yılların ihmaller zincirinin bir sonucudur” dedi.

Muhakkak maliyetleri
düşürücü tedbirler alınmalı

Maliyetleri düşürücü tedbirler alınması gerektiğini de ifade eden Hamurcu, “ Etin gerçek anlamda toplumumuzun tüm kesimleri ve katmanları tarafından satın alınabilecek makul bir fiyat düzeyine çekilebilmesi için muhakkak maliyetleri düşürücü tedbirler alınmalıdır. Bunun için de girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi gerekir. Maliyetlerin aşağı çekilebilmesi için en başta hayvancılık sektörüne yapılan devlet sübvansiyonlarının üretene destek şeklinde olması ve parça et, kıyma ve pastörize sütün temel ihtiyaç maddesi kapsamına alınarak vergiden muaf tutulmasıdır” dedi.

Et ve süt üretimine yönelik seferberlik ilan edilmeli

Yahya Hamurcu Et ve Süt üretimine yönelik seferberlik ilan edilmesi gerektiğini de belirterek, “Şu anda yapılan et veya hayvan ithalatından vazgeçilerek hayvancılık sektöründe et ve süt üretimine yönelik bir seferberlik ilan edilerek köklü ve sürekli en az beş yıl kalıcı, değişmeyen tedbirler alınarak uygulamaya konulmalıdır.  Kamu Veteriner Teşkilatı tüm birimleriyle yeniden kurulmalı, Serbest Veteriner Hekimler yetkilendirilerek bu teşkilatın mücadele programlarına entegre edilmeli, küçük aile işletmeleri geliştirilerek orta ölçekli işletmeler haline getirilmeli ve AB ülkelerinde olduğu gibi reel anlamda teşvik ve desteklenme yapılmalıdır.Ülkemizin yapması gereken şey ulusal anlamda bir hayvancılık politikası oluşturmak ve bunu kararlı bir şekilde sürdürmektir. Şimdiye kadar hükümetler en tepede bir politika oluşturmuş ve bunu tüm toplum kesimlerine benimsetmeye çalışmışlardır. Ancak bu politikalar hiçbir zaman tutmamıştır. Politikaların şekillenmesi çiftçi-üretici kooperatifleri, birlikleri, odalar ve tarım ve hayvancılıkla ilgili bütün demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla yapılmalı ve uygulama tabana yayılmalıdır” ifadesini kullandı.

Hastalıkların bulaşması ve yayılmasındaki en önemli
unsur kaçak kesimlerdir

Hastalıkların bulaşması ve yayılmasında ki en önemli unsur kaçak kesimler olduğuna dikkat çeken Yahya Hamurcu, “Özelikle et fiyatlarının artışıyla beraber, son günlerde yurt dışından kaçak hayvan, et ve et ürünleri girişleri basında sürekli gündeme getirilmektedir. Hayvanlardan insanlara geçen zoonoz karakterlerdeki hastalıkların bulaşması ve yayılmasında ki en önemli unsur kaçak kesimlerdir.  Nerelerde ve nasıl kesildiği belli olmayan hayvanlardan elde edilen bu etlerin insan sağlığı için büyük risk oluşturduğu çok açıktır. Son günlerde basını oldukça meşgul eden 12 ton mikroplu etin akibeti halen bilinmemektedir.  Basındaki bu örnek, dolu bir küpten sızan bir damladır. Küp artık dolmuş ve yeni tehlikeleri kaldıramayacak bir duruma gelmiştir. Bunun yanı sıra çalışma şartları yönetmeliklere uygun olmayan kesimhanelerin uygun hale getirilmesi ve çalışma izni olmayanların da gerekli izinleri almaları sağlanmalıdır. Buna rağmen izin almadan faaliyet gösteren veya çalışma şartları yönetmeliklere uygun hale getirilmeyen kesimhaneler kapatılmalı ve kaçak kesimlerin önlenmesi hususunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Yıllardır bu ülkede her türlü olanaksızlıklar içinde Şap, Şarbon, Sığır Vebası, Kuduz, Şark Çıbanı, Malta Humması, Verem gibi hayvan ve halk sağlığını tehdit eden bir sürü bulaşıcı hastalıkla en son olarak da Kuş gribiyle kendi sağlıklarını dahi tehlikeye atarak cefakârca mücadele eden meslektaşlarımıza reva görülen bu haksız uygulamayı asla kabul etmiyoruz.Davamız koruyucu hekimlik yönünden var olma, varlığımızın devamı sorunudur. Aç olan, eksik beslenen organizma ne bedenen ve ne de zihnen verimli olamaz. Öncelikle beden ve fikirce zinde nesli meydana getirmek ve korumak, sonra da bunlara refah seviyesini geliştirecek ortamı temin etmek zorundayız. Demek ki sahip olduğumuz meslek sadece kendi menfaatlerimizi düşünmemizi engelleyen, halk sağlığının güvencesi, ülkelerin stratejik öneme sahip ürünlerinin üretilmesini ve istihdam alanı sağlayan en önemli mesleklerden birisidir. Burada bulunan herkesin ismi, cismi, karakteri farklı olabilir ancak ortak paydamız koruyucu hizmetleri sistemi ve bu sistemin en önemli unsuru olan veteriner hekimlik mesleğidir. Mesleğimizi kalkındırmak ve hak ettiği konuma getirmek için bu ülkede yaşayan her insanın üzerine düşen görevleri yapması zorunluluğu vardır. Bu kurumu güçlendirmek hepimizin görevidir. Herkesin maddi ve manevi desteği olmadan mesleğimizi hak ettiği konuma getirmek mümkün değildir” dedi.

Bir gün karabulutlar dağılacak, bahar yeniden gelecek

Hamurcu, “İnanıyorum ki bir gün ülkemizin hayvancılığı ve mesleğimizin üzerinde dolaşan kara bulutlar dağılacak ve bahar yeniden gelecektir.Umarım o gün yakındır. Bizlere mekanını her zaman açık tutan Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Abdullah Korkmaz’a ve bütün etkinliklerimize katılarak bize destek veren Hatay Meslek Odalarının değerli Başkanlarına teşekkür ediyorum.Bugüne dek Odamıza sahip çıkan, desteğini veren çeşitli kurullarda görev alan tüm üyelerimize Yönetim Kurulu adına teşekkür ediyorum. Genel kurulumuza katılarak Odamıza ve mesleğimize sahip çıkmanın güzel bir örneğini gösteren tüm üyelerimize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.Genel Kurulumuzun ilimize, ülkemize, mesleğimize katkı getirmesini diler, herkese saygılar sunarım” şeklinde konuştu.

Yahya Hamurcu Başkanlığındaki yönetim kurulu belirlendi

Pazar günü Hatay Veteriner Hekimler Odasında tek listeyle yapılan seçim sonrası Hatay Veteriner Hekimler Odası Başkanlığına Yahya Hamurcu yeniden seçildi.Yönetim kurulu ise şu isimlerden oluştu: “Yahya Hamurcu, Nesim Randa, Onur Şahan, Süleyman Kırat, Sami Oruç.”

270920103 33 Hayvancılığın kuyusu kazılıyor

En çok arananlar:

Benzer Haberler

Etiketler: ,,

Yazarımız admin Hakkında

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Security Code:

Fılm ızle

Valid XHTML 1.0 Transitional Sitemap

Hatay Iskenderun ve Antakya ile ilgili bütün haberler özgün şekilde haber birimimiz tarafından yazılmaktadır


| Antakya | Iskenderun | Hatay
Tatil turları Tur şirketlerinden alınır..