Hatay’da en son depremin 1997 yılında 5.5 şiddetinde gerçekleştiğini hatırlatan Prof.Dr.Süleyman Pampal, “Depremlerin tekrarlama süresi 6-8 veya 17 yıldır. Buna bağlı olarak Hatay’da 5.5 büyüklüğünde bir deprem olma ihtimali yüzde yüz” dedi.HATAY valiliğinin himayesinde, Antakya’da Türkiye Hazır Beton Birliği tarafından “Hatay ilinin depremselliği deprem tehlikesi ve riskleri” adlı bir konferans düzenlendi.
Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Antakya Belediye Başkanı Lütfü Savaş, İl Jandarma Alay Komutanı J.Kd.Albay Vedat Çolak, ilçe kaymakamları, daire müdürleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Konferansın açılış konuşmalarını Türkiye Beton Birliği Başkanı Dr.Ayhan Paksoy ve Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz yaptı.
Deprem Türkiye’nin gerceği
Yaptığı konuşmada depremin Türkiye’nin en büyük gerçeklerinden biri olduğunu belirten Vali Lekesiz, “Bu gerçekle hepimizin yüzleşmesi lazım. Hele hele Türkiye’nin topraklarının toplam yüzde 98′ine yakını birinci, ikinci ve üçüncü deprem kuşağında olması bu gerçeğin önemini bin kez daha arttırıyor” dedi.
Panik olsun diye söylemiyoruz
Afet öncesi ve sonrası alınması gereken önlemlerin olduğunu belirten Vali Lekesiz, “Türkiye bu konuda resmi düzeyde yeniden yapılanmaya gitti. Bu topraklarımızın yüzde 98′inin deprem kuşağı üzerinde olmasına rağmen ihmal ettiğimiz konulardan birisiydi. Yok sayarak veya görmezden gelerek problemlerimizi çözemiyoruz. Üzerinde yaşadığımız topraklarda böyle bir risk var. İlimizde böyle bir risk altında. Bunu da bir panik olsun herkes işini ciddiye alsın diye söylemiyorum. Ama tüm bilimsel raporlar ilimizin fay hattı üzerinde olduğunu gösteriyor” dedi.
Bilinçlenme çok önemli
Buna rağmen bu sorunun görmezden gelinemeyeceğini ve mutlaka üzerine gidilmesi gerektiğini belirten Lekesiz, “21. yüzyılda başta Japonya olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde 7-8 hatta 9 şiddetinde depremler olurken insanlar toplantısını bozmadan deprem oluyor diyebiliyorlar. Orada hal böyle iken bizde 5.5 şiddetindeki bir depremde bile can kaybı oluyor ise bu hepimizi düşündürmesi gereken bir konu olmalı. O halde bizim gibi birinci derecede deprem bölgesi olan yerlerde öncelikle yapı stokumuzu iyileştirmemiz lazım. ikincisi de bir deprem halinde devletin herkese ulaşabilmesi veya yetişmesi mümkün değil. Tüm dünyüdü olduğu gibi insanlarımıza kendi kendilerini kurtarmalarını öğretmemiz lazım. İnsanlara bu konuda iyi eğitim vermemiz lazım. Kısacası insanlarımıza deprem öncesi ve sonrası ne yapmaları konusunu çok iyi öğretmemiz gerekiyor” dedi.
Deprem ile ilgili yaptıkları çalışmayı anlattılar
Vali Lekesiz’in yaptığı konuşmanın ardından Türkiye Beton Birliği tarafından Hatay’ın depremselliği deprem tehlikesi ile ilgili çalışma yapan Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Süleyman Pampal ve Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi uzmanlarından Bülent Özmen yaptıkları çalışmalar ile ilgili katılımcılara bilgi verdiler.
Hatay deprem riski taşıyor
Türkiye çapında bu tür çalışmaları yaptıklarını belirten Prof.Dr. Süleyman Pampal, “Çalışmalarımıza deprem konusunda en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Hatay’dan başladık. Çünkü tarihi, kültürü, ekonomisi, insanları daha önemlisi de Kızıldeniz’den başlayıp Türkoğlu’na kadar uzanan ve ilin içinden geçen ölü deniz fayıyla ve yaşadığı tarihsel, güncel depremleriyle Hatay bu konuda önemli bir risk taşıyan yerleşim alanlarının başında geliyor” dedi.
Hatay önemli fayların üzerinde
Türkiye’de deprem gerçeği ve olgusuyla birlikte yaşamak durumunda olduğumuzu belirten Pampal, “Türkiye örümcek ağı gibi aktif ve dünya ölçeğinde tanınmış faylar tarafından örülmüş durumda. Hatay’da en önemli faylardan birinin üzerinde duruyor ve birinci dereceden deprem bölgesi olarak görülüyor. Kısacası Türkiye’de hiç kimse depremden muafım diyemez. Depremin nerede çıkacağı belli değil ve size kimin yardım edeceğini bilemiyorsunuz. Bu yüzden deprem konusunda ne kadar çok insanı bilgilendirebilirsek. Ülkemizde ne kadar çok insan bu konuda bilinçlendirilirse onlardan biri bize yardım edecektir. Bizde bir başkasına yardım edeceğiz. Onun için sadece bizim bilmemiz yetmiyor. Bizim çabalarımızdan biride bu insanları deprem konusunda bilinçlendirmek. Onun için bu tür toplantılar çok önemli” dedi.
En tehlikeli fay ve en tehlikeli zemin Antakya’da
Aliviyon’un depremin şiddetini arttırdığını belirten Pampal, “Antakya Asi nehrinin bıraktığı iki tarafı çok ciddi iki büyük fay var. Altta faylar üzerinde de aliviyonların bulunduğu bir zeminin üzerinde Antakya duruyor. Yani Antakya’da bulunan faylar dünyanın en tehlikeli fayları, zemini de de dünyanın en tehlikeli zeminlerinden biri ama sadece bu Hatay’a has bir durumda değil. Türkiye’nin büyük yerleşim alanlarının bir çoğu böyle” dedi.
Fayların düğüm noktasında
Hatay’ın deprem konusundaki en büyük şansızlığından birinin de ölü deniz fayının, doğu Anadolu fayının, Kıbrıs yayı dediğimiz büyük fay hattının Hatay’da birleşmesi olduğunu belirten Pampal, “Hatay bu fayların düğüm noktasını oluşturuyor. Bu da Hatay’da bir çok deprem meydana gelmiş” dedi.
Hatay’ın depremselliği
Hatay’ın depremsellik konusunda tarihte çok büyük yıkıcı depremi yaşadığını belirten Pampal, “Burada Milattan önce 148 yılından başlayıp günümüze kadar çok büyük yıkıcı depremler yaşanmış. Mesela 240 yılında 10 şiddetinde bir deprem olmuş. 220 yılında 8, 334 yılında 9 şiddetinde deprem olmuş. Bu depremlerin içerisinde 3 tanesi çok önemli. 29 Mayıs 526 yılında Hatay’da 9 şiddetinde olduğu hesap edilen bir deprem olmuş dünyanın da kozmik felaket adını taktığı bu depremde 250 ile 300 bin kişinin hayatını kaybettiği kaydedilmiş. 528 yılında 9 şiddetinde bir deprem daha olmuş ard arda gelen bu depremler insanları o kadar bıktırmış ki, şehrin adını Teopolis yani tanrının şehri diye değiştirmişler ki bu ismi verirken tanrı acırda bir daha yıkmaz diye düşünmüşler. Ama 587 yılında meydana gelen 9 şiddetindeki depremde de 60 bin kişi ölmüş. Bakacak olursanız bu rakamlar çok yüksek. Olan bu depremlerde taş taş üzerinde kalmamış. Hatay’ın deprem konusunda başından geçenler Türkiye’de de Dünya’da da çok nadir dir ve yok denecek kadar azdır” dedi.
Deprem olmaması hem iyi hemde kötü
Hatay’da en son 1820 ve 1872′de 9 şiddetlerinde olmak üzere iki yıkıcı bir depremin meydana geldiğini belirten Pampal, “Hatay sonra aletsel dönemde çok fazla yıkıcı deprem yaşamamış. Buda Hatay için bir taraftan iyi bir taraftan kötü. Olmaması iyi çünkü yıkılmadık. Olmaması kötü çünkü bölgede enerji birikmeye devam ediyor. O enerji ne kadar çok birikirse o kadar çok büyük deprem yaratır. Yanı yıllık 2-3 cm’lik defermansyonlar yüzyılda diyelim ki 7 büyüklüğünde bir deprem doğuracak potansiyele erişirse, bu 200 yılda 8-8.5 büyüklüğünde bir depremi bulur” dedi.
5.5 şiddetinde deprem olabilir
Hatay’ın deprem tehlikesi ile ilgili çalışmalarıyla ilgili bilgilerde veren Pampal, “1997 yılında meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki depremden sonra, Hatay’da 5.5 büyüklüğünde bir deprem olma ihtimali yüzde yüz.
Çünkü depremlerin tekrarlama süresi 6-8 veya 17 yıldır. 6.5 şiddetinde oluşan depremin yüzyıl içerisinde yeniden gerçekleşme ihtimali yüzde 58, dönüş periyodu 115 yıl. Hatay’da bulunan deprem tehlikesi İstanbuldan düşük değil.
Bu tehlikeyi bertaraf etmek mümkün değildir. Mutlaka deprem olacaktır. Ancak yerini zamanını ve büyüklüğünü önceden tahmin edemiyoruz. Hatay’ın bu konuda yapması gereken tek şey riskleri azaltmak. Çünkü tehlike orada duruyor ve bir gün gerçekleşecek” diye konuştu.
Haber Merkezi
En çok arananlar:
- 1997 hatay depremi
- hatay depremi 1997
- hatay deprem tarihi
- hatay deprem riski
- 1997 depremi
- hatayın deprem riski
- antakya deprem riski
- hatayın deprem tarihi
- son depremler hatay
- antakyada depremler




























