Merhaba Sevgili okurlar…
Uzun bir aradan sonra yine sizlerle bir sohbet platformunda buluşmak ne güzel…
Sohbetimize başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki;
Son günlerde gerek ilimizde, gerekse diğer illerimizde yaşanan terör olaylarını bir iç cızlamasıyla takip etmek, beni son derece üzüyor…
Dünyayı bir cennete çevirmek yerine, cehenneme çevirmeyi tercih etmiş bir toplumu yansıtıyoruz…
İşte böyle bir gündeme gebe kalan ve giderek kan kaybeden bir hastaya benzettiğim ülkemin, bu durumuna üzülüyorum…
Bir gün şehit askerlerimize üzülüyoruz, diğer gün bomba saldırısında ölen masum onca insana, diğer bir gün ülkemizin satılan her parçasına… bu yetmiyormuş gibi dünyada oluşan ülkeler arası savaşlara, ölen insanlara ve geride kalan gözü yaşlılara…
Evrende oluşan olumsuzluklardan sadece birkaçı şu sıraladıklarım ve daha bir o kadar var ki sayabileceğim, sırf düzenimizi bozmak için yapılan eylemler…
Yazık ki; böyle bir ortamda yaşam sürmek beni huzursuz ediyor, ama ne var ki; yaşam devam ediyor ve bizler yaşamımızı sürdürmek için bu olumsuzluklarla savaşmak zorunda kalıyoruz…
Şimdi soruyorum; cennet yerine, neden cehennemi yaratma çabasındayız?
****
Evet sevgili okurlar;
Cennet-cehennemden konu açılmışken, buna dair okuduğum bir kitaptan yola çıkarak bugünkü sohbetimize başlamak istiyorum…
Bir kitap keşfetmiştim…
Kitabın adı: “Tanrı ile Dostluk”
Yazar: Neale Donald Walsch…
Alışılmadık bir diyalogu kaleme alan yazar, Tanrı ile sohbet etmiş ve her detayı yansıtmıştı kitabında…
Kitabı okumaya başladım ve okurken şunu anladım; ben bu kitabı okumasaydım, öyle sanıyorum ki hayatımda büyük bir eksiklik oluşurdu…
Çünkü; beni yaratan gücü her zaman merak etmişimdir ve kulaktan dolma şeylerle, bana göre bazı yanlış bilgilerle onu tanıyordum…
Hep soru işaretleri vardı onunla ilgili ve bunları her zaman öğrenmek istemişimdir….
Sizler de merak ettiyseniz bu kitabı, hemen alın, okuyun derim…
Eeveettt bu kitaptan yola çıkarak bir sohbet oluşturmaya ne dersiniz?
Cehennem; daha az olmaktır
Kitapta okuduğum birkaç detayı sizlerle paylaşmak ve yorumlamak istiyorum…
Umarım bu konuya perspektif bir bakış açısıyla bakıp, yorum yapabiliriz…
Hep merak etmişimdir “öldükten sonra yanlışları ağır basan insanlar gerçekten cehenneme mi gidiyor” diye…
Okuduğum kitapta cehenneme dair, yazar ve Tanrı arasında geçen soru-yanıtlar vardı.
Yazar cehennemi soruyordu Tanrı’ya..
Tanrı’nın verdiği yanıt ise şöyleydi:
“Cehennem var, ama sandığınız değil ve size söylenen gerekçelerden dolayı cehennemi deneyimlemiyorsunuz.
Seçimlerinizin, kararlarınızın ve yarattıklarınızın sonuçlarının en kötü şekilde deneyimlenmesidir. Yanlış düşünceden çektiğin acıdır cehennem. Cehennem, hazzın ve coşkunun zıddıdır. Doyumsuzluktur. Daha az olmaktır. İşte cehennem budur. Fantezilerinizde olduğu gibi cehennem bir yer olarak yoktur. Hani şu sonsuz ateşte yandığınız, sonsuza dek acı çektiğiniz yer. Böyle bir cehennem yaratmak için benim ne gibi bir amacım olabilir? Sizin cenneti “hak etmediğiniz” gibi hiç de tanrısal olmayan bir düşüncem olsa bile, neden sizin başarısızlıklarınızı cezalandırmaya, sizden bir tür intikam almaya gereksinim duyayım? Sizin cehennem kavramınız en aşırı gaddarlığın ötesinde bir boyut. Kim ve ne olduğunuza karar veren sizsiniz ve kim olmak istediğinize de. Ne yaptığınızı gerçekten değerlendirebilecek tek kişi sizsiniz. Asla sizi başka yargılayan olmayacak. Tanrı kendi yarattığını nasıl yargılayabilir ve ona kötü diyebilir.
Eğer sizin mükemmel olmanızı ve her şeyi mükemmel yapmanızı isteseydim, sizi, geldiğiniz kaynağın mükemmel boyutunda bırakırdım. Önünüze seçimi ben koyduğuma göre yaptığınız seçimler için sizi niye cezalandırayım? Bana suçlayıcı tanrı rolünü vermeden önce bu soruyu kendinize sormalısınız.”
Evet sevgili okurlar, sohbette Tanrı bunları dile getirmiş…
Bunu okuduktan sonra şunları söyledim kendime:
“İnsanlar olumsuzu bilmeden, deneyimlemeden olumluyu yeteri kadar anlayamaz ki…
Ya da insanlar olmayanı bulmadan, olanın tam anlamıyla ne olduğunu bilemez ki…
Belkide, Tanrı’nın dediği gibi, yanlış düşünceden çektiğimiz acıdır cehennem…
Ama bazen cehennemi yaşamak da gerek diyebiliyor insan…
Çünkü cehennemi yaşadığında, cennetin farkına varabiliyor…
Kararlarımızın, yarattıklarımızın sonuçları ne kadar kötü olursa olsun bazen onlar yine bizim kazanımlarımızdır; bunlar kötü bir deneyim olsa da yaşamımızda…
Bunları deneyimlerken de, doğruları ve yanlışları kavrayabiliyoruz ve sonrasında görebiliyoruz karşımızdaki güzellikleri, zaman kaybı yaşasak da, o doğaya ters düştüğümüz dönemlerde…
Bu da ölümden döndüğü andır insanın, tekrardan yaşamaya başladığı andır belki…”
***
Eeveet sevgili okurlar;
Bu yorumlardan sonra aklıma hep zıt kavramlar geldi ve bununun üzerine biraz daha yorum yapmak istiyorum bu güzel sohbetimizde…
Cennet ya da cehennem, doğru ya da yanlış, beyaz ya da siyah, evet ya da hayır…
Bu zıt terimler bile bize çok şey kazandırmaya yetiyor çoğu zaman…
En kötü deneyim bile bize iyi bir ders verebiliyor kimi zaman…
İşlem ve sağlamadan ibarettir yaşam…
Sonuç olarak;
Bizler bunları nasıl deneyimliyorsak, Tanrı’nın bize sunduğu evreni de öyle deneyimliyoruz…
Bu bizim yaşam sınavımızın ta kendisidir aslında…
İşlem ve sağlamadan ibarettir yaşam…
İşlemini yaparsın, sağlaman doğru çıkarsa sorun yoktur, iyi bir deneyim kazanmışsındır, ancak sağlama doğru çıkmıyorsa ortada yanlış bir şeyler vardır ve doğru sonuca varmadıkça senin için zaman kaybı yaratır o yanlış sonuç, ama geç olsa da doğru sonucu bulmak, senin için kazandığın, yine doğru bir deneyim olacaktır…
Yani yaşamdaki yanlışlarımız zaman kaybıdır bizim için, ama bunun yanında kalıcı dersler kazandırır bizlere…Bu da hayatı deneyimlemektir toplamda…
Ne yaparsak aslında kardır, ama zarara uğramamak olmalı amaç…
En önemli şey; hayatı doyasıya yaşamak ve her şeyi keşfedip anlamaya çalışmak…
Kendimizi Tanrının parçaları olarak varsayalım… Bu evren Tanrı tarafından yaratıldı ve bizler onun parçaları olarak kendisini deneyimliyoruz… Tanrı ne yapabildiğini biz parçacıklarını izleyerek neler yaptığını görüyor ve öyle deneyimliyor kendini…
Sonuç olarak diyebiliriz ki; cenneti de, cehennemi de yaratan bizlermişiz aslında…
Bunu, evrenimizin şuan ki durumuna bakarak görebiliriz…
Ne dersiniz?…
alevoksuz@yahoo.com




























