“BURSA’DA ZAMAN”

“Bursa nedir?” diye sorulsa verebileceğim yanıtlar epey sınırlı idi. Örneğin,
Bursa, yurdumuzun dördüncü büyük kentidir.
Bursa, Osmanlının ilk başkentidir.
Bursa, ipek sanayisinin merkezidir.
Bursa’yı ilk kez ne zaman gördüm? Sanırım 1996 yılıydı. Öğrencilerimi Eskişehir’den Çanakkale’ye götürmüş, dönüşte kısa bir çarşı turu atıp kestane şekeri almıştık. Kestane Şekeri, Bursa deyince ilk gelen tatlardandır ve Bursa, kestane şekeri denilince akla ilk gelen yerdir.Bursa’da kestane şekerinin ünlenmesinin nedeni Bursa’nın kestanelerinin iri olmasıdır. “Bursa’nın kestanesi okka çeker 5 tanesi” şeklinde türküsü bile söylenirmiş.
11 Eylül Pazartesi.. İşte yıllar sonra Bursa’dayım. Otogarda sevgili Şaban Akbaba, eşiyle birlikte bizi bekliyor. Arabaya binip Uludağ ‘a yöneldiğimizde “Aynen Salzburg” diyor. Her sözünde bir Bursa aşığı olduğu anlaşılıyor.
Şaban Akbaba, ülkemizin önemli bir yazarı. Son zamanlarda çocuk yazını üzerine yoğunlaşmış. İki yıldır Edebiyat Günleri’nin konuğu. Asi nehri ile ilgili ilginç seçenekler sunmuştu. İki yıldır Bursa Kitap Fuarı’na çağırıyor ve bir türlü gidemiyoruz. Gelecek yıl mutlaka katılırım, diye düşünüyorum.
Bursa’da yer adları her zaman ilgimi çekmiştir. Yeşil, Nilüfer, Çekirge, Yıldırım, Hacivat Köprüsü…
Akbaba, güzel bir program yapmış biz gelmeden. İlk durağımız, İnkaya Çınarı olacak” diyor. Bunu duyunca bir sevinç kapladı içimi. Çünkü Türkçe kitabında “İnkaya Çınarı” adlı bir okuma parçası vardı ve yıllardır içimde burayı görme isteği vardı.
İnkaya Çınarı, Türkiye’nin en yaşlı çınarlarından biri olarak bilinen doğa harikası bir ağaç. Uludağ yolunda, Osmanlı Devleti’nin ilk köylerinden olan İnkaya Köyünde bulunan bu ağaç Bursa’nın anıt ağaçları arasında en çok tanınmışıdır. 35 metre boyu, 9.2 metre çevresi vardır. Her bir dalı 3-4 metre kalınlığında bir ağaç büyüklüğündedir. 599 yaşındadır. Altında çay bahçesi, et lokantası, market, hediyelik eşya dükkanları bulunur. Köyde yaşayan ve çınarı ziyaret etmeye gelenlere hizmet sunarak kazanç elde eden 85 ailenin geçim kapısı olduğu söyleniyor. Bizim Hıdırbey Çınarı’ndan daha diri, daha genç.
Bir şehir turundan sonra Yeşil Türbe’deyiz. Yeşil Türbe, Bursa’nın simgesi olmuş bir tarihi yapıdır. Sekizgen bir yapı olan türbede, Osmanlı Devleti’nin 5. hükümdarı Sultan Çelebi Mehmet’in tamamen çini dekorasyona sahip sandukası ile oğulları (Mustafa, Mahmut,Yusuf), kızları (Selçuk Hatun, Sitti Hatun, Ayşe Hatun), dadısı (Daya Hatun)’un sandukaları yer alır. Yeşil Türbe, adını dış cephesinin yeşile bakan çinilerle kaplı oluşundan alır. Dış duvarlarda pencere üstlerindeki kemerlerin içinde Kuran’dan ayetler çinilerle bezenmiştir. Kentin doğusunda, adını verdiği Yeşil semtinde, Yeşil Caminin karşısındaki tepe üzerinde, 1421 yılında Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan türbenin içine onarım nedeniyle giremedik.
Yeşil Türbe ziyaretinin ardından yine en çok merak ettiğim Cumalıkızık Köyü’ne gidiyoruz.
Cumalıkızık Köyü, Bursa’nın 10 km. doğusunda, Uludağ’ın eteklerinde bir Osmanlı Vakıf Köyüdür. Osmanlı kır mimarisinin örneklerini Türkiye’de en iyi yaşatan köydür. 700 yıl önce bir vakıf köyü olarak kurulmuş. Köyün 270 evinden 180 tanesi sağlam,150′sinde yaşanmakta. Evler genelde 3 katlı. Mahremiyeti korumak için evlerin dışardan içi görülmeyecek şekilde inşa edilmiş; pencereler kafesli ve cumbalı. Evlerin çoğunun iki kanatlı ceviz kapıları var. Şarkıcı Emrah’ın başrolünü oynadığı Kınalı Kar adlı dizinin köyde çekilmesi, Cumalıkızık’a özellikle hafta sonları çok sayıda ziyaretçi gelmesini sağlamış, köy bu dizi sayesinde ülke çapında bilinir olmuştur. Fakat, her türlü alkollü içkinin yasaklanması turizme büyük bir darbe indirmiştir.
Bursa’da 6 yüzyıl önce kutlanmaya başlanan ancak zamanla unutulan Erguvan Bayramı, 2000′den bu yana Yerel Gündem 21 adlı sivil toplum örgütü öncülüğünde yeniden düzenlenmeye başlamış. 14. yüzyılda Bursa’da yaşayan ve Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıd’ın damadı olan, Emir Sultan adıyla tanıdığımız ilim adamı Emir Buhari, barış ve hoşgörünün sembolü erguvanların açıldığı dönemde Bursa’da bir hafta boyunca sevenleriyle buluşur, Erguvan Bayramı adlandırılan şenlikler düzenlerdi. Emir Sultan’ın 15. yüzyılda başlattığı erguvan şenliği geleneği, yüzyıllar boyu yaşatıldıktan sonra 19. yüzyılda unutuldu.Geçmişte Bursa’nın sembollerinden birisi olan erguvan ağacının yok olma tehlikesi ile karşılaşması üzerine bir çalışma kurulu oluşturan Yerel Gündem 21, Bursa’yı yeniden erguvan şehri yapmaya uğraşı çerçevesinde Erguvan Şenliklerini düzenlemektedir. 4 gün süren şenliklerin sonuncusu, 2006 yılında 29 Nisan’da düzenlenmiştir.
Sevgili Akbaba’nın evinde yediğimiz akşam yemeğinin ardından geç bir saatte Eskişehir’e döndük.

Benzer Haberler

Etiketler:

Yazarımız mehmetkarasu Hakkında

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Security Code:

Valid XHTML 1.0 Transitional Sitemap

Hatay Iskenderun ve Antakya ile ilgili bütün haberler özgün şekilde haber birimimiz tarafından yazılmaktadır


| Antakya | Iskenderun | Hatay |