Bir gezinin öğrettikleri

(MK Ü)  ve Kaymakamlığının yıl içerisinde yürüttükleri “İŞKUR- aktif İstihdam Tedbirleri Projesi” kapsamında Muğla’ya bağlı Dalyan beldesine yola çıktığımızda karşıma lüks oteller ve çok katlı gösterişli binaların çıkacağını sanıyordum. Yaklaşık 18 saatlik yolculuğun sonunda kendi halinde, iki katlı binalardan oluşan tipik bir Anadolu kasabasına ulaşınca önce ne olduğunu tam anlayamadım. Kasaba gösterişten uzak ama sokakları temiz, bol ağaçlı, insana huzur veren bir görüntüsü vardı. Ilık bir kasım ayı gününde sokaklar tenha, işletmelerin bir kısmı kapalı, bir kısmı ise gelecek sezona hazırlık yapıyordu.
Konak Melsa otelinin önüne geldiğimizde otobüsümüz sağa yanaşıp durdu. Kalacağımız otele vardığımız söylendi. Baktım; iki katlı, çatılı, güzelce dekore edilmiş şirin bir bina. Resepsiyondan içeriye doğru, avluya açılan ve ahşap merdivenleri salkım saçak çiçeklerin süslediği, daha ötede güzel bir havuzun olduğu şirin bir otel. Bu tür yapılar turizm dilinde butik otel diye bilinir.
İlk girişten itibaren insanın için saran bir sıcaklık var. Büyük otellerin verdiği sıkıntı ve resmiyet havası yoktu. Adı gibi kendinizi bir konakta hissediyorsunuz. 24 odalı otelde ahşap her yerde kullanılmıştı. Kapılar, pencereler, merdivenler, balkonlar hepsi dekoratif ahşaptan yapılmıştı.
Sabah kahvaltısı ve bir saatlik dinlenme molasından sonra tur teknesiyle İztuzu plajına gideceğimiz söylendi. Bir lagün gibi içerde bulunan Köyceğiz gölünden doğup denize ulaşan nehir boyunca tekneyle yol alıyoruz. Sağlı sollu sazlıklar her tarafı kaplamış. Havadan çekilen fotoğraflarda küçük adacıklar gibi görünen bu sazlıklar kuşlar için önemli bir barınma ve beslenme alanı oluşturuyor. Nehrin oluşturduğu delta Samandağ ovasının neredeyse yarısı kadar bir alan kaplıyor. Adacıkların arasındaki su kanallarında olta atan balıkçılar var. Yarım saate yakın bir yolculuktan sonra İztuzu plajına varıyoruz. Haliyle sezon bitmiş, sahil ıssız. Arada küçük guruplar halinde turistleri taşıyan tekneler uğrayıp dönüyor.
Nehirde yol boyu giderken rehberimizden ve tekneyi kullanan otel görevlisinden bölge hakkında bilgiler alıyoruz. Rehberimiz Yasin Düşer Kaunos Antik şehrini, Likyalılardan kalan ve dağın yamacında bulunan kaya mezarlarını anlatıyor. Otel görevlisi Dalyan hakkında bilgiler veriyor. Bölge son 10 yılda büyük gelişme göstermiş. Şu anda yabancıların ev almak için tercih ettikleri yerlerin başın başında geliyor. Başta İngilizler bu bölgeye büyük rağbet gösteriyor. Günümüzde yaklaşık 500 yabancı uyruklu Dalyana yerleşmiş durumda. Görevli bu durumdan rahatsız değil. Aksine bu yabancıların yöre kültürüne önemli katkılar sağladığını düşünüyor. Özellikle şehirleşme ve çevre konularında katkıları yadsınamaz görüşünde.
Dalyan’ın İztuzu plajı 8 km. metre uzunluğunda. Yapılaşma yok, zaten her türlü inşaat yasak. Sadece belediyenin işlettiği bir büfe var. Gittiğimizde açıktı, çalışıyor. Sahilin arka kısımlarına serpiştirilmiş ahşaptan kabinler göze çarpıyor. Bu kabinlerde soyunma odaları, duşluklar ve wc yer alıyor. Bu kabinlerden faydalanmak bedava çünkü yaz boyu plaja girmek paralı. Kişi başı 2 TL. alınıyor. Bunun karşılığında bu kabinlerden faydalanıyorsunuz. Ayrıca bir can kulesi de var. O da ahşaptan yapılmış.
Plajdan sonra rehberimiz Köyceğiz Gölünü gösteriyor. Gölün dibinde antik bir şehrin yattığını söylüyor. En azından böyle iddialar var. Sonra ünlü çamur banyolarının yapıldığı yere götürüyorlar. Yazın içeri girmek paralı. Ancak grup liderimizin ricası üzerine orayı görmek üzere beş dakikalığına izin veriyorlar. Kükürtlü, sıcak suyun çıktığı yerde yapılmış çamur havuzunda birçok ünlü gelip burada çamur banyosu yapmış.
Otelimize döndüğümüzde otel çalışanlarından Hayri Karaoğlu ile sohbet ediyoruz. Otelin teknik sorumlusu olduğunu söylüyor. Usta avcı ve tüpsüz dalışta profesyonel. Yöre insanının çevresine sahip çıktığını söylüyor. Korumacı anlayış yerleşmiş durumda. Yıllar önce bazı kendini bilmez avcıların kaçak avlanması sırasında yakalanıyorlar. Özel Çevre Koruma Kurulu aldığı kararla Dalyan ve çevresinde 10 yıl süreyle tüm kara avcılığını yasaklıyor. Kendisi de bir avcı olmasına rağmen bu kararı destekliyor. Böyle olması gerektiğini söylüyor. Tüplü ve tüpsüz dalışlarda da katı kurallar var. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyorlar. Tüplü dalışlar özel eğitmenler eşliğinde yapılabiliyor.

YASAKLAR ŞEHRİ DALYAN

Söylemesi garip gelebilir ama Dalyan yasaklar sayesinde turizm cenneti olmuş diyebiliriz. Nehir kenarında tek katlı binalara izin veriliyor. Bunların üstüne bir çatı katı çıkabiliyorsunuz, ama öyle uyanıklık edip çatı katını belli bir ölçünün üzerinde yaptınız mı yandınız. Hem ceza yiyorsunuz hem de çatı katınız yıkılıyor. Beldenin iç taraflarında iki kat ve bir çatı katı çıkabiliyorsunuz. Onun dışında çok katlı binalara izin yok. Yeni yapılan tüm binalar belli bir estetiğe sahip. Belediyenin belirlediği standart projeler var onlardan birini seçmek durumundasınız. Kimse kafasına estiği gibi inşaat yapamıyor. Bir önceki belediye yönetimi bu yasakları gayri resmi biraz gevşetmiş. Birkaç yapı üç katlı olarak inşa edilmiş. Yeni yönetim hepsine yıkım kararı almış. Hatta üç katlı inşa edilen PTT binası yıkılıp yerine park yapılmış bile. Bu katı önlemler sayesinde kimse işgüzarlık yapamıyor. Çünkü halk bu kuralları destekliyor. Bazı bölgelerde inşaat alanı arazinin yüzde 10′nunu geçemiyor. Zaten Dalyan’ın hiçbir yerinde parselin tamamında inşaat yapamıyorsunuz.

HEDEFİNİZ DAİMA DAHA YÜKSEKTE OLMALI

Gezinin ikinci gününde kahvaltıdan sonra otel işletmecisi Önder Dombaycı bize seminer veriyor. Turizm işine resepsiyonda başlamış, bugün oteli kendisi işletiyor. Oteli beş yıllığına kiralamış ve ilk yılda yüzde 80-90 oranında doluluğa ulaşmış. Hedefinin her zaman daha yükseklere çıkmak olduğunu söylüyor.
Dalyan’da tüm işletmecilerin katıldığı bir kent konseyi oluşturduklarını ifade eden Dombaycı bu konseyin toplantılarında alınan kararların bir sözcü aracılığıyla belediyeye ve diğer yetkililere iletildiğini dile getirdi. Bu sayede şehrin belli bir standarda ulaştığını ve dükkânların tentelerinden tabelalara kadar her şeyin düzene girdiğini söyledi. Dombaycı, yaz aylarında günde 300400 otobüsün Dalyan’a geldiğini, geçmiş belediye yönetiminin araç başına 20 TL. aldığını, kent konseyinin isteği üzerine bu paranın artık alınmadığını ancak önemli bir gelir kaynağından mahrum olan belediyenin bu yılki EMİTT (Uluslar arası Doğu Akdeniz Turizm Fuarı)’e katılmak istememesi üzerine masrafları kendilerinin karşılama kararı aldıklarını anlatıyor. Tanıtımın çok önemli olduğunu vurgulayan Dombaycı her sene yerli ve yabancı birçok basın mensubunu Dalyan’a davet ettiklerini, kısacası Dalyan’a nasıl bir kişi daha fazla getirebiliriz çabası içinde olduklarını ifade . Bu davetlerde Caretta caretta deniz kaplumbağalarının, çamur banyolarının ve bozulmamış doğanın tanıtımda büyük rol oynadıklarını dile getirdi.
Piyade adı verilen ve nehirde çalışan 450 tur teknesinin tek bir standarda sahip olduğunu, kimsenin kafasına göre tekne alamayacağını söyleyen Dombaycı, hazırlamakta oldukları bir projeyle önümüzdeki yıllarda bütün tekneleri güneş enerjisiyle çalıştırmayı hedeflediklerini vurguladı. Turizm işinde verilen hizmet kalitesi ve dürüstlüğün çok önemli olduğunu belirten Dombaycı bu konuda işletmelerin idealist bir ekip oluşturmalarının önemine değindi.
Öğleye doğru eşyalarımızı alıp otobüse biniyoruz. Gurup lideri Ahmet Tokmak programda olmamasına rağmen bizleri Fethiye’ye götüreceklerini, orada Ölüdeniz ve kaya Köyünü göreceğimizi söylüyor. Dalyandan bir saat sonra Fethiye’deyiz. Burada bizi Ramazan Koyuncu ve arkadaşı Ferit karşıladı. Ferit, aslen Tarsuslu olduğunu ama Fethiye’yi çok sevdiğinden dolayı buraya yerleştiğini ve profesyonel rehber olduğunu söyleyip bize yöreyi uzun uzun anlatıyor. Kaya Köy’e ulaşıyoruz. Mübadele yıllarının hüznü var. Çatıları yok olan evler sıra sıra dizilmiş harabe halinde duruyor. Rehberimiz evlerin özelliklerini anlatıyor. Evler birbirinin güneşini, rüzgarını kesmeyecek şekilde yamaca kondurulmuş. Yüzlerce binlerce ev geçmişte yaşanan acıların sessiz bir tanığı gibi zamana direniyor. Köyün sakinleri 1923 de Yunanistan’a gönderiliyor. Oradan gelenler dağ yamacında oturmak istemediklerinden Fethiye ovasına yerleşiyorlar. Bu yüzden köy boş kalmış. Köyün iki büyük kilisesi var. Çatıları sağlam. Onları da geziyoruz.
Daha sonra öyle yemeğini yemek üzere Ölüdeniz’e yola koyuluyoruz. Yemekten sonra sahili kuşbakışı gören bir yere gidiyoruz. Burada fotoğraf çekmek üzere kısa bir süre mola verdikten sonra Samandağ’a doğru yola çıkıyoruz.
Gezimiz kısaydı ama çıkardığımız dersler, notlar uzundu. Samandağlılar sahip oldukları doğal, tarihsel ve kültürel miraslarını sahiplenip evrensel kurallar içinde geleceklerine taşırlarsa kazanan kendileri olacaktır. Onun dışında yapılacak bir tercih geçmişte ilçemizi talan eden zihniyetlere ve yok edilen bir zenginliğe yol açacaktır. Burada en önemli görev başta yerel yöneticilere ve yerel halka düşmektedir. Ben kararımı yıllar önceden vermiş durumdayım. Ya sizler…

2411200910 11 Bir gezinin öğrettikleri

En çok arananlar:

Benzer Haberler

Etiketler: ,

Yazarımız admin Hakkında

Yorumunuzu Bırakın

Yazıya yorumunuzu bırakabilir. Geri bildirim yapabilir. Eğer yorumları uzatkan takip etmek isterseniz yorumlara abone olabilirsiniz.

Posta adresiniz asla yayınlanmayacaktır. Gerekli olan alanlar * işareti ile belirtilmiştir.

Security Code:

Valid XHTML 1.0 Transitional Sitemap

Hatay Iskenderun ve Antakya ile ilgili bütün haberler özgün şekilde haber birimimiz tarafından yazılmaktadır


| Antakya | Iskenderun | Hatay |