İlkbahar göğü öyle kararsız ki,
İlkbahar göğü öyle kararsız ki, bir bakıyorsunuz güneş açmış, bir bakıyorsunuz bulutlar ve yağmur…
Havanın kapalı olduğu günlerde uzak bir boşluk duygusu sarar beni, içim sıkılır, bir tutuklu gibi olmuşumdur çünkü çocukluğumdan beri ve sanki hatıralarımın kötü günleri hep bu kara bulutlarla iç içedir.
İşte yine bulutlu bir gök ve Atıf Yılmaz’ı kaybettik.
9 Aralık 1925′te Mersin’de dünyaya geldi ve 5 Mayıs 2006 akşamı İstanbul’da vefat etti. Yaşamı boyunca sinema dünyasının en üretken yönetmeni olmuştur, öyle ki: Atıf Yılmaz, 119 filme imzasını attı, 51 filmin senaryosunu yazdı ve 27 filmin yapımcılığını üstlendi.
Yılmaz, bir süre film eleştirmeni, ressam ve senaryo yazarı olarak çalıştıktan ve iki filmde yönetmen yardımcılığı yaptıktan sonra, 1951 yılında ilk konulu filmi Kanlı Feryatla yönetmenliğe başladı. Türk sineması içinde yer aldığı süreçte bir çok meslek örgütünün kuruculuğunda ve yönetiminde yer aldı. Yönettiği son film 2004 yılında Eğreti Gelin oldu.
Onun son filmi de dahil olmak üzere bütün filmlerinde bir izleyici yoğunluğu vardır. Sinema dünyamızın en çok gişe yapan filmlerinin çoğu da yine ona aittir.
Türk sinemasının tanınan bir çok yönetmeninden; Zeki Ökten, Yılmaz Güney, Şerif Gören, Ali Özgentürk, Halit Refiğ gibi ünlü yönetmenlerin yetişmesinde katkısı oldu. Atıf Yılmaz’a, 1991 yılında Hacettepe Üniversitesi tarafından Sanatta Onursal Doktora payesi verildi. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en çok ödül alan yönetmen olarakta tarihe geçti. Atıf Yılmaz’ın son ödülü; 17. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında verilmekte olan geleneksel ‘Aziz Nesin Emek Ödülü’ oldu.
Bir gün herkes göçüp gidecek, geriye insanın ürettikleri kalacak. Bu bağlamda yerinin doldurulması çok zor olan Atıf Yılmaz’da hiç unutulmayacak.




























