Sönmeyen Ocak, Türk Ocakları ve Türkiye'nin Geleceği konulu konferansı vermek üzere ilimize gelen Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Efendi Barutçu, Antakya'da bir dizi gezilerde bulundu.
Bu geziler çerçevesinde Hatay Gazeteciler Cemiyeti'ni (HGC) ziyaret eden Barutçu, önümüzdeki yıl 100. yılını kutlayacak olan Türk Ocakları'nı tanıtmak için ülke her yerini gezerek konferanslar verdiklerini söyledi.
Türk Ocağı'nın Türkiye'nin, Türk milliyetçiliği ülküsünü savunan en köklü sivil toplum kuruluşu olduğunu belirten barutçu, “Türk Ocağı bir milli mekteptir. Türk milletinin çöküş ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde, kötü gidişe dur demek için 25 Mart 1912'de milliyetçi Türk aydınları tarafından Türk Ocakları kurulmuştur. Ocak, sadece fikir – kültür alanında çalışmakla kalmamış; Çanakkale ve Sakarya cephelerinde şehitler vermiş bir yiğitler ocağıdır.
16 Mart 1920'de İstanbul'un işgalinde düşmanın baskın yapıp kapattığı ilk yer Türk Ocakları olmuştur. Çünkü vatanın işgaline baş kaldıran en kuvvetli tepki Türk Ocakları'ndan gelmiştir. Ünlü Sultanahmet ve Üsküdar mitinglerini, İzmir ve Kastamonu mitinglerini de düzenleyenler Türk Ocaklılardır. Türk Ocakları, Cumhuriyetimizin kuruluşuna da çok önemli katkılarda bulunmuş sivil toplum kuruluşudur. Gazi Mustafa Kemal, yeni Türk Devletinin kuruluşunda en çok Türk Ocaklılara güvendiğini değişik vesilelerle ifade etmiştir” dedi.
Türk dünyası yeniden doğuyor
Barutçu açıklamasını şu şekilde tamamladı: “Aradan 100 yıla yakın zaman geçti. Yeni bir yüzyıla daha girilirken, dünya dengeleri altüst oldu. Avrasya'da yeni bir siyasî atlas oluştu. Bu gelişmelerin önemli bölümü ülkemizi doğrudan etkiliyor. Çünkü Türkiye; tarihî, kültürel ve siyasî açılardan yeryüzünde bir benzeri olmayan özelliklere sahiptir. Üç kıtada 20 milyon km²'ye kadar yayılan bir Devletin ve bu potada oluşan muhteşem Türk-İslam medeniyetinin varisi olmak, bize son derece elverişli, sosyal, ekonomik ve politik bir hareket alanı sunuyor. Bu hareket alanının önemli bölümü inanç beraberliğiyle daha da pekişiyor. Yakın tarihlere kadar hayal olan fikirler gerçek oluyor. 250 milyonluk Türk dünyası bütün ihtişamıyla yeniden doğmaktadır”




























